Seramid takviyeleri cildimize iyi gelirken kalbimize zarar verebilir mi? Bilimsel araştırmalar ne söylüyor?
Bir krem, bir serum, bir kutu kapsül…
Kırışıklıkları azaltmak, saçlarımızı güçlendirmek, cildimize kaybettiği canlılığı geri kazandırmak için yüklü paralar ödüyoruz. Artık yalnızca cildimize sürdüğümüz ürünlerle de yetinmiyoruz; güzelliğin “içeriden” başladığı söyleniyor. Peki bütün bunlara değer mi? Bu soruyu genellikle ödediğimiz parayı düşünerek soruyoruz. Oysa her gün yuttuğumuz bir kapsül söz konusuysa hesabın bir de sağlık tarafı var.
Kardiyologtan “değmez” uyarısı
Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen’in seramid takviyeleriyle ilgili açıklamalarını dinledim. Esen, son bir ayda çok sayıda hastasının kendisine aynı soruyu yönelttiğini anlatıyor: “Seramid kullanabilir miyim?”
Esen’e göre bitkilerden veya sütten elde edilen bu takviyelerin kalp krizini tetiklediğine ilişkin bir bulgu yok. Ancak uzun süreli kullanımın güvenliği hakkında yeterli bilgi de bulunmuyor. Bu yüzden kırışıklıklar hafiflesin, cildimiz biraz daha aydınlık görünsün diye böylesi bir belirsizliği göze almaya değmeyeceğini düşünüyor.
Peki bir cilt takviyesi neden kalp doktorunun gündeminde?
Seramid nedir, neden bu kadar popüler oldu?
Seramidler vücudumuzun doğal olarak ürettiği yağ molekülleri. Cildin en dış tabakasında nemin korunmasına yardımcı oluyor, koruyucu bariyeri destekliyor. Bu nedenle nemlendirici kremlerde ve losyonlarda yıllardır kullanılıyor. Bazı saç bakım ürünlerinde de saçın daha pürüzsüz görünmesi için yer alıyor.
Şimdi ise buğday gibi bitkisel kaynaklardan elde edilen seramid türevlerini içeren kapsüller, cildi “içeriden nemlendirme” vaadiyle satılıyor. Ancak cilde sürülen ürünle ağızdan alınan kapsülün etkisini ve güvenliğini aynı kabul edemeyiz.

Cilde faydası var mı? Araştırmalar ne söylüyor?
Takviyelerin cilt üzerindeki etkilerine ilişkin olumlu bulgular var. 2024’te yayımlanan bir araştırmada 30 sağlıklı yetişkin, 12 hafta boyunca seramid içeren takviye veya plasebo kullandı. Takviyeyi alanlarda cildin su kaybının azaldığı görüldü.
Saçla ilgili 66 kadın üzerinde yürütülen 12 haftalık bir çalışmada da seramid türevleri içeren buğday lipidi karışımını kullananlarda saç dökülmesi azaldı. Ancak ürün bir karışımdı; bu sonucun ne kadarının doğrudan seramidlerden kaynaklandığı bilinmiyor.
Kısacası, bazı takviyeler cilt nemi açısından yarar sağlayabilir. Fakat kısa süreli fayda, yıllarca kullanımın güvenli olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Kalp krizi tartışması nereden çıktı?
Kalp kriziyle ilgili tartışma, araştırmacıların insanların kanında ölçtüğü seramidlerden çıkıyor.
İspanya’da yürütülen, sonuçları 2017’de yayımlanan bir araştırmada kalp-damar hastalığı riski yüksek 980 kişinin kanındaki seramid düzeylerine bakıldı. Katılımcıların yaklaşık yarısı dört buçuk yıl veya daha uzun süre izlendi.
Belirli bir seramid türünün düzeyi en yüksek olan grupta kalp krizi, inme veya kalp-damar hastalığı nedeniyle ölüm riski, en düşük olan grubun yaklaşık 2,4 katıydı. Bu sayı üç sonucun birlikte değerlendirilmesinden çıkıyor. Araştırmacılar sadece kalp krizine baktıklarında da bazı seramid türlerinin yüksek olduğu kişilerde kalp krizinin daha sık görüldüğünü buldu.
2018’de yayımlanan bir başka araştırma, hangi seramid türüne baktığımızın da önemli olduğunu gösterdi. ABD ve Almanya’da toplam 5.776 kişinin verileri incelendi. ABD’de katılımcılar ortalama altı yıl, Almanya’da ise katılımcıların yaklaşık yarısı beş yıl dokuz ay veya daha uzun süre izlendi.
Araştırmacılar iki seramid türünün kandaki miktarlarını karşılaştırdı. Türlerden birinin diğerine oranı daha yüksek olan kişilerde, kalbi besleyen damarların hastalanma riski daha düşüktü.
Her iki araştırmada da insanların kanındaki seramidler ölçüldü. Katılımcılara seramid takviyesi verilmedi. Dolayısıyla bu çalışmalardan, kapsülün kandaki seramid düzeyini değiştirip değiştirmediğini ya da kapsül kullananların daha sık kalp krizi geçirip geçirmediğini öğrenemiyoruz.
Peki bu takviyeler ne kadar güvenli?
Kısa süreli güvenlik araştırmaları şimdilik ciddi bir tehlikeye işaret etmiyor. Örneğin 30 sağlıklı yetişkinin dört hafta izlendiği bir çalışmada kullanılan ürüne bağlanan bir yan etki görülmedi.
Ancak dört veya on iki haftalık çalışmalar, aylarca ve yıllarca kullanım hakkında kesin hüküm vermeye yetmez. Prof. Dr. Esen’in “değmez” dediği noktayı bu çalışmalar açıklıyor. Takviyenin cilde etkisi birkaç haftada ölçülebilmiş. Kalp krizi gibi ciddi olayların riskini değerlendirmek içinse daha büyük ve uzun süreli araştırmalara ihtiyaç var.
Bugünkü veriler seramid takviyelerinin kalp krizi riskini artırdığını göstermiyor. Uzun vadede böyle bir risk bulunmadığını da kesin biçimde söyleyemiyoruz.
Güzellik endüstrisi vadediyor, peki bilim yetişebiliyor mu?
Güzellik pazarı artık yalnızca ihtiyaçlarımıza ürün sunmuyor; yeni ihtiyaçlar da yaratıyor. Kuru cilde krem, kırışıklığa serum, daha canlı bir görünüm için kapsül… Her yeni vaatle birlikte alışveriş listemiz uzuyor.
Oysa sormamız gereken tek soru “İşe yarıyor mu?” değil. “Ne kadar yarıyor, kimlerde yarıyor, ne kadar süre kullanılmalı ve uzun vadede ne oluyor?” sorularının da yanıtını aramalıyız. Doğal kaynaklardan elde edilmesi, bir ürünün mutlaka zararsız olduğu anlamına gelmiyor.
Bilim henüz uzun süreli seramid kullanımının kalp sağlığını nasıl etkilediği sorusuna kesin yanıt vermiyor. Bu belirsizlik, aynada görmeyi umduğumuz değişim kadar, kullandığımız ürünlerin uzun vadeli etkileri hakkında ne bilip bilmediğimizi de sorgulamamız gerektiğini hatırlatıyor.






