Sürrealist Bir Pazar Günü

Pazar haftanın en güzel günüdür. Geride kalan günlerin esaretine bir günlük salıverilmedir. Dünyanın bıkkın seyrine, başka bir perdeyle açılış yapan gongudur. Bıktırıcı, hıçkırıktan farksız gün bozuntularında eşelenmeyi bıraktığımız zamandır.

Zil sesini duyar duymaz, komşu, horanta bir arada, boşa geçirilmeyecek her anı için koşturduğumuz ders arasıdır.
Ciddiyetine sual olunmayan, üstten sıkmalı- içten daraltmalı, çalış-çalış günlerinin çavuşu, bu günü malum rivayeti ile gönülsüz de olsa rahat bırakmıştır.

Akşamında perdelerin kapatılmadığı, uykunun alacasından, güneşin ilk ışıklarına koşanların, gerçek sahipleri uykudayken heveslendikleri sabahtır. Hop oturup kalkan, kara sular inen ayaklara, bedenin bir uçurtma hafifliğinde geldiği gündür. Bütün faydasız işlerin, ele avuca gelemeyişlerin, baltaya sap olamayışların değerine paha biçilemez Pazar gününde.

Fotoğraf: Füsun Saka

Hiç kötü olmaz Pazar’ın havası, her mevsim bahar kokar. Kopan fırtına, boşalan yağmur da olsa, kendi havasındadır. Altı günlük kurulu düzenin ılgası için bir çekişme, yok sayma, elin hizmetinden kalma günüdür.

Tepemizde tepinenleri saymazsak herkesin hoşnutluğu uçuşuktur bugün. Başımızdakiler başıboş kalmamızdan, tatillerden falan hoşlanmazlar. Otoriter ciddiyetleri olmasa, insanların nasıl da amaçsız, beyhude yaşayışa sürüklendiklerinden söz etmeye bayılırlar.

Ürettiğin kadar göze girdiğin düzende, işyerlerinin kapısını bir gün için kapayanların, geçmesini sabırsızlıkla bekledikleri gündür Pazar. Çalışmaya bir güncük ara verenlerin ortadaki beter halleri, ertesi gün işe döneceklerinden kuşku duymalarına fazlasıyla yeter.

Bu yüksek orunlular; kovanın başında vızıldayan arılar gibi, işlerini yetiştirme telaşındaki insanları beğenir, üstesinden gelinmiş işleri kutsarlar.

Kazançlarını üst üste dağların yüksekliği ile yarıştırırken, bir yandan Kronos’un kehanetine ortak olanlar, varlıklarına kast edecekleri teker teker ortadan kaldırmayı ihmal etmezler.

Kalemi tutanlar, analizler ve grafikler içinde, eğriler ve dikmeler arasına bizim de yaşayacağımız, göze batmayacağımız bir yer çiziktiriverirler. Ovaları, dereleri masallarda, onlara yeterince maden verse de göğüslerini deştikleri dağları iki büklüm bırakırlar.

Özgür olmak ne güzel, bir derenin içinde yürümek, toprağın çoluk çocuğu ile eğleşmek, ılgın yanaşmış bir Pazar gününde, meydanı şenlendiren dayanışmanın soluğunu paylaşmak ne güzel..

Safa Özkızıltan

Paylaş

Son Yazılanlar

Mermer Tezgâhta Eşitlenen Hayatlar

İstanbul, her sokağında farklı bir zaman dilimini yaşatan, katmanlı hafızasıyla insanı büyüleyen bir şehir. Bu hafızanın en canlı, en nefes alan parçalarından biri de hiç

Şiddet, Ceza ve Toplumsal Hafıza

Şiddet, Ceza ve Toplumsal Hafıza: Ozan Güven Vakası Üzerinden Bir Değerlendirme Bazı olaylar vardır ki yalnızca tarafları ilgilendiren bireysel çatışmalar olmaktan çıkar, toplumun kendisini anlaması

Anadolu’nun Bilge Mutfağı Dünyaya Açılıyor

Geçtiğimiz günlerde, Anadolu mutfağının İstanbul’daki sakin ve derinlikli temsilcilerinden Sade Beş Denizler’de oldukça ufuk açıcı bir buluşmaya katıldım. Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın

Bu Bayramda Tarihin İzinde Bir Yolculuk

Bodrum’un Kadim Hikayesi: Lelegler ve Onların Sofrası Bu bayram tatilimizi Bodrum’da geçirmeyi planladık. Sebebi, bir aile dostumuzun Torba’da yapacağı nişanıydı. Nişandan sonraki sabah erken saatlerinde