Beni Sayın Ahmet Necdet Sezer’e götür

Son yıllarda en büyük hayalimdi Sayın Ahmet Necdet Sezer’le görüşmek. Kendisinin sosyal medyada görülmekten çok hoşlanmadığını bilerek, sadece mutluluğumu paylaşmak ve ona olan hayranlığımı bir kez daha belirtmek amacıyla yazıyorum. Onun Cumhurbaşkanı olduğu dönemde Silifke...
Devamını oku

Eylül ve Buca Cezaevi’nde zaman

Eylülden Sonra Buca Hapishanesinin önü akan zaman, arkası yokuş, uzağında bir dağ. İçinde çırpınan bedenleri yaşamdan çekip koparan koca bir ağ. Terli, tuzlu, tutsak bedenleri ile geride bıraktık onları, Gemiler ve koşular dolusu yitirdik birbirimizi,...
Devamını oku

Artois Cadde’nin müdavimi olacaksınız

Kadıköy Caddebostan'da açılan yepyeni bir mekan'daydım geçen hafta. Artois Cadde'nin girişimcisi Şeyma Yıldız, ünlü şef Hazer Amani ve yakın dostlarımızla birlikte upuzun bir sohbet eşliğinde oturduk. Hazer Amani'nin müthiş lezzetlerini tadarken bir yandan da mekanı...
Devamını oku

Marcel Proust’u anlatan gece

Bu haftaki yazımda sizlere  23 Kasım Çarşamba günü, Galatasaray ‘daki Fransız Sarayı içinde yer alan Albert Gabriel salonunda yapılan anlamlı bir etkinlikten bahsedeceğim. Etkinliği düzenleyen kurum, Yönetim Kurulunda benim de yer aldığım “Association  Culturelle Turquie-France”  yani...
Devamını oku

Koşmak piyano çalmak gibi değil

Koşmak deyince aklınızda ne kadar bir mesafe beliriyor? 5 km mi? 10 mu? 20 mi? Uzun mesafe koşusu desem aklınıza ne gelir? Yarı maraton mesafesi olan 21 km mi, maraton mesafesi olan 42 km mi?...
Devamını oku

Edebiyat Uyarlamasında Tartışma

Edebiyat eserleri dizi ve film sektörüne ilham verse de eserlerden uyarlanan dizi ve filmler tartışma konusu olabiliyor. 1975 yılında TRT tarafından çekilen Halit Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu eseri ile Beren Saat ve Kıvanç Tatlıtuğ’un başrollerini paylaştığı Aşk-ı Memnu arasındaki farklılıklar uyarlama diziler tartışmalarının dönüm noktalarından biriydi. 2006 yılında çekimleri başlanan ve 2010 yılına kadar devam eden Yaprak Dökümü dizisi de uyarlama dizilerin kitap ile ilişkisi arasındaki tartışmalarda yer almıştı.

Uyarlama dizi furyasına Peride Celal’in aynı adlı kitabından uyarlanan Gecenin Ucunda dizisi de dahil oldu. İlk bölümü 5 Ekim’de yayınlanan dizinin kitap ile ilgisi olmadığını söyleyen isimlerden biri ise Tiyatro Sanatçısı Ayşen İnci. İnci, dizinin kitap ile hiçbir ilgisi olmadığını söylerken “Peride Celal’in ünlü eseri bilgisini vermek yerine kendine özgü bir dizi olarak sunulabilirdi” diyor.

Bir Hanımefendinin Ölümü

Peride Celal ile tanışmanız nasıl gerçekleşti?

Kendisi zaten kitaplarını çok sevdiğim bir yazar. Kitaplarını da severek okuduğum Celal’in Bir Hanımefendinin Ölümü kitabını okuyunca tiyatro oyunu olarak uyarlanabileceğini düşündüm. Ve gerekli izni almak için kendisini ziyaret ettim.

Tanışmamız sonunda birbirimizi çok sevdik ve öyküsünün tiyatroya uyarlanacak olmasına çok sevindi. Tüm eserlerini dilediğim gibi uyarlayabilmem için bana yazılı bir izin verdi. Öyküyü uyarladım, Devlet Tiyatrosu’nun kurulundan da geçti. Kendisinin bir an önce izlemesini istesem de maalesef oyun hiç sahnelenemedi.

Başka bir tiyatroda da mı sahnelenmedi?

Hayır. Bir yandan İBB Şehir Tiyatroları’nda yer almasını arzu ettim. Burada da onaylanmasına ve kuruldan geçmesine rağmen hiç sahnelenemedi.

Karakterler yanlış mı görünüyor

Gecenin Ucunda dizisinde de eserin aslına uymayan noktalar gördüğünüzü söylüyorsunuz, nedir bunlar? 

Eser 1963’te yazılmış elbette günümüze uyarlanırken bazı noktalar değişebilir. Fakat en önemli değişiklik karakterlerin özelliklerinde görülüyor. Örneğin kitapta Ahmet karakteri oldukça sakin, iyi huylu ve olgun bir karakterken dizide adeta şizofren ve kötü bir karakter olarak uyarlanmış. Kitabın merkezinde yer alan Macide ise kitapta Ankara’da çalışan bankada avukatlık yapan orta halli bir kız iken dizide spiritüel ilgileri olan garip bir kişi haline getirilmiş.

Biraz daha açarsak?

Kitapta orta gelir sınıfında 30’lu yaşlarına yaklaşmış Macide’nin zengin kesime, yani “sosyete”ye dair gözlemlerine uzunca yer veriliyor. Fakat bu gözlemler ne psikolojik çözümleme şeklinde ne de doğa üstü güçlerle ilişkilendiriliyor. Sadece gördükleri ve yaşadıklarını anlatıyor Macide. Ve bunu yaparken de kendi konumunu, içinde bulunduğu durumu ve Ahmet ile tanışması ile girdiği “sosyete”yi sorguluyor.

Burada Peride Celal, Macide’yi eğitim almış kitap okuyan ve dünyaya eleştirel bakabilen biri olarak kaleme almış. Fakat dizide tüm bu gözlemleri spiritüel özelliklere bağlanmış ve “şifacı” olarak tanımlanan bir karaktere dönüştürülmüş. Yazarın kültürü, dünya görüşü ve görgüsüne ve hayal gücüne bu kadar müdahaleyi esere ihanet olarak nitelendiriliyorum.

Ahmet Çağatay Bayraktar
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
error: