Mafyayı Mevlana ile soslamak!

Oyunculuğunu çok sevdiğim Elçin Sangu’nun başrolde olduğunu görünce, büyük bir hevesle Netflix’in başına geçip ‘Uykucu’ filmini açtım. Fakat daha ilk sahnelerden itibaren karşımda ne amaçla kaleme alındığı belli olmayan, baştan aşağı abuk subuk, saçma sapan bir iş buldum.

Normalde yarıda bırakırdım, sırf ne kadar kötü bir senaryo olduğunu yazabilmek için, sıkıla sıkıla filmi bitirdim.

​Tetikçiyi Mevlana ile İyi göstermek saçmalığı

​Çağatay Ulusoy filmde bir tetikçi rolünde. Derin devlet denilen o karanlık yapı, yani bildiğimiz, klişe bir tetikçi hikayesi.

​Fakat senarist nasıl bir kafadaysa, eline silah verip insan infaz ettirdiği tetikçinin arkasına Mevlana felsefesini, tasavvufun o derin dünyasını yamamaya çalışmış.

Bir yanda soğukkanlı cinayetler, diğer yanda bir aydınlanma… Mafyayı Mevlana ile soslayıp iyi göstermeyi istemek gibi saçma bir mantık olabilir mi? Bu iki zıt dünyayı bir araya getirmeye çalışmak, seyircinin aklıyla düpedüz alay etmektir.

​Derin devlet değil, derin bir mantık boşluğu

​Filmde resmedilen o ‘Masa‘ örgütü ve derin devlet denilen yapı o kadar yapay, sokaktaki gerçeklikten o kadar uzak ki, bir noktadan sonra dram veya aksiyon izlemeyi bırakıp bu zorlama dünyaya gülmeye başlıyorsunuz. Tetikçinin dünyası, verilen emirlerin mantıksızlığı ve bu karanlık ilişkilerin arkasına saklanan o mistik teorilerin hiçbiri mantık süzgecinden geçmiyor.

​Toplum olarak zaten her gün yeterince adaletsizlik ve karanlık figür görüyoruz. Sinemadan beklentimiz; ya bu gerçekliği dürüstçe yüzümüze çarpması ya da bizi gerçekten düşündürmesidir. ‘Uykucu’ ise ne bizi düşündürüyor ne de gerçekçi bir sistem eleştirisi sunuyor. Yaptığı tek şey; şiddeti, mafyayı ve tetikçiliği mistik ögelerle süsleyip önümüze koymak olmuş.

 

​Ekranlardaki vurdulu kırdılı yozlaşmaya artık yeter!

​’Uykucu’, ne sinema sanatına ne de bu toprakların anlatılmaya değer gerçek hikayelerine zerre katkı sağlamayan, zaman kaybından ibaret bir film. Aslında bu film, ekranlarımızı esir alan o büyük çürümenin sadece küçük bir parçası.

Bugün kafamızı neye çevirsek sinemada da, TV dizilerinde de hep aynı manzara, baştan aşağı vurdulu kırdılı, şiddeti öven işler ve toplum yapısına taban tabana zıt, asla olmayacak çarpık ilişkilerin normalleştirilme çabası.

Gerçekten yazık!
​Senaristlerin ve yapımcıların, izleyicinin entelektüel seviyesini hafife almaktan vazgeçmesi gerekiyor. Biz artık bu ülkenin kültürüne, tarihine ve değer yargılarına saygı duyan, bu değerleri basitleştirmeden aktarabilen, dürüst ve gerçekçi işler görmek istiyoruz.

Suç dünyasını mistik soslarla süsleyen uyduruk masallardan da, ekranı kan gölüne çeviren içi boş şiddet güzellemelerinden de sıkıldık.

Uyduruk masallara inat gerçek bir film önerisi: Pink

​Bizi aptal yerine koyan bu uyduruk yapımlardan kafasını kaldırıp gerçek sinema arayanlara harika bir film önerim var: Bir Hint yapımı olan Pink

‘​Uykucu’ gibi filmler suçluları felsefeyle aklamaya çalışırken, ‘Pink’ toplumun ikiyüzlü ahlak anlayışını, kadına yönelik önyargıları ve adalet sistemini tokat gibi yüzümüze çarpıyor.

Kadınların maruz kaldığı o psikolojik ve toplumsal baskıyı, omayacak ilişkileri normalleştiren yerli yapımların aksine, o kadar dürüst ve sarsıcı bir gerçeklikle anlatıyor ki, seyrederken sinemadan asıl beklediğimiz o gücü ve anlamı iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Bu filmi özellikle kadınlara ısrarla tavsiye ediyorum. Ekranlardaki o vurdulu kırdılı, içi boş yozlaşmadan sıkıldıysanız, kendinize bir iyilik yapın ve Pink’i mutlaka seyredin. Gerçek sinemanın, toplumun canını yakan meseleleri nasıl dürüstçe savunabileceğini görün.

İyi seyirler…

Derya Özkök
Derya Özkök

Vicdan Sofrası

Recent Posts

Üretimin Yavaş Manifestosu Dokuma

İstanbul’un güncel sanat sahnesinde farklı disiplinleri ortak bir düşünsel zeminde buluşturan Rastlaşmalar Vol. 2: The…

48 dakika ago

Nvidia Spark ve PC Dünyasının Yeni Şafağı

Masanın Üzerindeki Süper Bilgisayar: Nvidia Spark ve PC Dünyasının Yeni Şafağı Teknoloji dünyası, belirli aralıklarla…

2 saat ago

Gerilim, şüphe, belirsizlik ve öngörülemezliklerin gölgesinde

Donald Trump ikinci kez başkanlık koltuğuna oturmadan önce de küresel ekonomide belirsizlikler artıyordu, ancak Trump'ın…

3 saat ago

Sivastopol’dan Tekirdağ’a Shar Chocolate

Bir Asrı Aşan Lezzetin İzinde: Sivastopol’dan Tekirdağ’a Uzanan Shar Chocolate Hikâyesi Karadeniz’in kuzey kıyılarında, Sivastopol’un…

3 saat ago

Nüfusun yüzde 80’inin enflasyonu başka

Nüfusun yüzde 80'inin enflasyonu başka ekonomi yönetiminin enflasyonu bambaşka AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı…

1 gün ago

Birlikte yürümek ve hissetirdikleri

Bir ucundan görününce yürüyüş kolu, aklımızdan geçenle karşılarız onu. Bazen bir düğün alayının sevinciyle titreşen…

3 gün ago