Perimenopoza ne zaman giriliyor?

Perimenopoz, yani menopoza yaklaşırken, menopoza doğru yol alırken… Menopoz yaşı kişiye göre değişse de Türkiye için ortalama yaş 48-52 arası. Kadının yaşamında yeni bir evre olan menopoza doğru adım adım ilerlerken, hormonal değişiklikler, ruh halindeki dalgalanmalar, fiziksel belirtilerle kişiye göre farklılık gösteren perimenopozu Fonksiyonel Tıp alanında da hizmet veren, Jin. Op. Dr: Orkide Şancı ile konuştuk.

Neden 40 yaş?

Menopoz yaşı kadınlarda anneye bağlı

40 yaş öyle bir yaş ki kadının hayatında. Mesleğinde belli bir yere gelmiş, çocukları büyütmüş. Tam rahat edeceği bir dönemde adet dengesi bozuluyor. Kadın için düzen, özellikle de adetin düzenli olması çok önemlidir. Bu dönemde adetler gecikmeye veya erken gelmeye, uzun sürmeye ,daha çok kanamalı olmaya ve daha önce yokken ağrılı olmaya başlar.

Böyle olunca kansızlık sebebiyle kadın kendini yorgun, halsiz ve depresif hisseder. Hayata karşı isteksiz, gergin, hırçın olabilir. Doktora kontrole gittiğinde  rahimde miyom denen iyi huylu bir ur veya polip saptanabilir, memede kistler, tiroidde nodüller saptanabilir. Bir anda ‘bana neler oluyor?’ der. ‘yoksa menopoza mı giriyorum?’ kaygısı yaşamaya başlar.

Menopoz yaşı kadınlarda anneye bağlı. Ben hastalarıma ilk önce annenin menopoz yaşını sorarım. Ama anne farklı bir nedenle erken menopoz yaşadıysa (ameliyatla rahim ve yumurtalıklar alınmış veya ağır bir travma ,üzüntü yaşanmış olabilir), varsa teyzelerin ve ablaların menopoza girme yaşına bakarız. Aslında kadın perimenopoz denen döneme girmiştir. Menopozdan 8-10 sene önce başlar bu dönem.Olay östrojen / progesteron dengesizliğidir.

Neden 40? Fertilite dönemi dediğimiz üreme çağındaki yumurtaların en kalitelileri kullanılmış oluyor. Artık sona kalan yumurtalar var. Bu yumurtalar da diğerleri kadar güçlü değiller. Dolayısıyla her ay sağlıklı bir yumurta geliştirip çatlatamayabiliyor kadın. Beyinden salgılanan hormonlar yumurtalıkları uyarıyor. Yumurtalıklar bir östrojen hormonu  salgılıyor ve yumurta oluşturuyorlar. Bu yumurta belli bir boyuta gelince çatlıyor ve kabuğundan progesteron dediğimiz hormon salgılanıyor. Yumurtaların kalitesi düşünce çatlama gücü,  dolayısıyla progesteron seviyeleri de azalıyor.

Çatlama neden bu kadar önemli?

Yumurtayı oluşturan, onu büyüten hormon östrojen hormonu. Çatladıktan sonra bir hormon daha katılıyor. Onun adı da progesteron. Ostrojen ve progesteron tahteravalli gibi çalışır, birbirlerini dengeler. Ostrojen her şeyi büyüten, çoğaltan, geliştiren bir hormondur. Rahim içinde her ay bir doku oluşturan, o dokuyu, o yatağı bir gebeliğe hazırlayan hormondur. Sonra o yatağı güçlendirmek adına yumurta çatlayınca ortaya çıkan progesteron yatağı sağlamlaştırmaya başlar. Bebek gelirse o ay için, zaten gebelik olarak yoluna devam eder. Ama o ay gebelik oluşmuyorsa, bu yatak hormonların geri çekilmesiyle bir süre sonra bozulur ve rahimden dışarı atılır, kadın adet görür.

Ve böylesine güzel güzel işleyen sistemde 40 yaşından sonra neler oluyor?

40 yaşından sonra yumurta çatlamaları azalır veya güçsüz bir çatlama olur, progesteron salgılanır ama çok az salgılanır. Östrojen baskın olur. Aslında östrojen de 40 yaşından sonra azalmaya başlıyor ama progesteron kadar değil. Dolayısıyla aradaki makas açılıyor ve vücutta bir östrojen hakimiyeti başlıyor. Ostrojen bir azalıyorsa, progesteron yüz azalıyor. Oysa o güne kadar ikisi bir denge içinde hareket eder.

Östrojen baskın kalınca içeride oluşan yatağın kalınlığı da artıyor. Bu sefer adet kanamaları fazlalaşmaya başlıyor. 40 yaş sonrası östrojen dominansını, kadın önce adet üzerinden fark eder, kanama günleri artar, miktarı uzar, daha önce hiç ağrılı olmayan adetler, ağrılı olmaya başlar, adet öncesi göğüslerde şişkinlik ağrı, karında şişkinlik hiç yoktuysa başlar, vardıysa şiddeti artar.

Ostrojenin baskın olması beyinde de beyin sisi dediğimiz şeyi yapıyor

Bedende başka nasıl hissedebilir?

Östrojen alıcıları dediğimiz reseptörler sadece rahimde değil, bedenin bütün dokularında var. Beyinden yumurtalıklara kadar. Progesteronun da alıcıları bütün bedende var aslında. Östrojenin baskın olması beyinde de beyin sisi dediğimiz şeyi yapıyor. Okuduğunu algılayamama, anlayamama, sağlıklı düşünememe, unutkanlık. Öte yandan gergin , depresif ruh hali bunlar da görülebilir.

Progesteron onu dengeleyemeyince, östrojen freni patlamış kamyon gibi gidiyor. Progesteron onun freni. Progesteron aslında bir antidepresan. Bu yüzden ruh hali de değişiyor. Tiroid bezinde de değişiklikler nodül oluşuyor. Memede, tiroidde. Bunlar sadece üremeye ait hormonlar değil. Birçok fonksiyonları var.

En çok etkilenen üç organ; beyin, kemik ve kalp

Peki bu durumdan en çok etkilenen organlar hangileri?

En çok etkilenen üç organ var. Beyin, kemik ve kalp. Östrojen ve progesteronun eksikliği bu üç organda sıkıntı yaratıyor. Kemik erimesinde başrolde. Kemik erimesi menopozdan sonra başladığı zannedilir, hâlbuki 40 yaştan sonra progesteron azalmasıyla başlar erime. Çünkü progesteron kemik yapısında çok etkili.

Adet düzensizliği için doktora gidince klasik tıpta verilen doğum kontrol hapıdır. Doğum kontrol hapı ne? Sentetik hormon. Vücudun ihtiyacın olan o mu? Zaten östrojen çok, bir de doğum kontrol hapı ile östrojen daha da artıyor, şikâyetler artabiliyor. içindeki progesteron da sentetik, beden bunu tanımadığı için onun da yan etkileri olduğu gibi progesteron eksikliğini de gideremiyor.

Tiroidde nodül, memede nodül, rahimde de miyomlar başlıyor. Östrojen gittiği her yeri çoğaltır. Türkiye’nin menopoz ortalaması 48-50. Avrupa’da biraz daha geç 55’e kadar gidiyor.

Doğum kontrol hapı, sistemi bypass eder, kendi adedini gördürür

Yumurta sayımız doğuştan belli, bu sayı yaşam tarzımızla değişebilir mi?

Yumurta sayımız da genetik. Ortalama 1-2 milyon yumurta ile doğarız. Anne karnında 5. Ay da  6-7 milyona kadar çoğalır  ve daha sonraki aylarda azalmaya başlar. Bu azalma doğumdan sonra da devam eder ve puberteye geldiğimizde bu sayı 300-400 bin olur. Genetik olarak az bir rezervle doğabilirsin. Yaşam şeklinde rezervini hızlı tüketebilir. Bazı otoimmun hastalıklar. Bedenin kendi dokularına savaş açması. Yumurtalığa karşı da savaş olur. Yumurta sayısını bilemiyoruz ama AMH testi rezervi gösterir. Ama kesin değildir. Sadece fikir verir. Sistem geçici olarak kendini kapatıp açabilir. Yaşam tarzı önemli, otoimmun hastalıklar önemli.

Fizyolojik seyri konuşursak, milyon yumurtayla doğup, ergenlikten sonra kalan 300-400 bin yumurtayı  kullanmaya başlıyoruz. Her ay bu yumurtaların sadece bir tanesi değil, yüzlercesi yarışa girer. Sadece bir tanesi ipi göğüsler, o çatlar. Üreme çağı boyunca bu yumurtaların ancak 400-500 tanesi  olgunlaşıp çatlamayı başarabilir. Progesteron o çatlayanın kabuğundan salgılanır, östrojenle yatak yapılır.

Adet düzensizliği başlayınca verilen sentetik hormonla yani doğum kontrol hapıyla çok düzgün adet görülür ama o adet bedenin adeti değil. Doğum kontrol sistemi bypass eder, kendi adedini gördürür. Aslında tedavi etmiyor.

Peki sentetik hormonlar dışında ne kullanılabilir?

Eksik olanı doğal formunda vermek önemli. Azalan ne? Progesteron. Progesteronun bio eşdeğer olanını bedene veriyoruz. Genellikle de vajinal yolu kullanıyoruz. Vajinal yol olunca hemen rahimden emiliyor, rahim bir rezervuar görevi görüyor.

Ne zamana kadar veriyorsunuz?

Ta ki progesteronla adet göremeyene kadar. Başta var olan adet döngüsünün değişimi bir şeylerin habercisi olabilir. Bizim amacımız, östrojen vücutta olduğu sürece onu dengelemek.

Peki bu geçişi yumuşatmak mümkün mü?

Östrojen progesteron makası açılıyor. Menopoza  bu açılmış makasla girince, östrojen güm diye çok yüksek bir değerden düştüğünde şikayetler de  şiddetli oluyor. Vücudun adaptasyonu zor oluyor. Menopoza yumuşak geçiş için progesteronu doğal hormonla dengelemek önemli.

Perimenopoz dönemi cinsel isteği azaltmaz

Düzenli bir cinsel yaşamın olumlu bir etkisi olabilir mi?

Cinsel hayat hayatımızın tam kor bölgesinde. Tensel temasın salgılattığı hormonlar oxitosin, dopamin bunlar da ruhsal dengemiz  için önemli. Perimenopoz dönemi cinsel isteği azaltmaz. Aslında isteksiz olmaz kadın, ama ayın yarısında memeler şiş, karın şiş, kafası da bozuk zaten. Bu yüzden cinselliği istemeyebilir.

Her şey östrojen ve progesteronda. Ostrojeni artıran başka kaynaklar var mı?

İnsulin de östrojen gibi yağ depolatır, şişmanlatır

Ostrojenin başka kaynakları da var sadece yumurtalıklardan salgılanmıyor. 40’lı yaşlardan sonra kilo almaya da başlıyoruz. İnsülin direnci bağlantısı önemli. İnsulin de östrojen gibi anabolizan çoğaltıcı bir hormon. Yağ depolatır, şişmanlatır. Östrojen de kankasıdır onun, “gel sen de yüksel,” der.

İnsülin yüksekse bir kadında, östrojeni de yükselir. Yağ dokusunu da östrojen salgılatır. Kendi östrojenini kendi yapar yağ dokusu. Dışarıdan yediğimiz gıdalar ve adını telaffuz bile edemediğimiz katkı maddeleri, zeno östrojenler, giriyorlar vücuda ve östrojen alıcılarına bağlanıp, östrojen gibi davranıyorlar. Perimenopoz on yıllık bir süreç, yaşam kalitesini bozuyor. Polip, miyom, kist oluyor.

Peki nasıl kısıtlarız bu östrojenin önlenemez yükselişini

Beslenme şekli değişecek, kiloluysa kilo verilecek, egzersiz yapılacak, yağ kitlesi azaltılacak, kullanılan ürünlere dikkat edilecek.

Sadece yaşam kalitesi değil, bozulan bedende de değişimler oluyor. Stres hormonu kortizol da yükselirse bütün oyun bozulur. İnsulini artırır. Stres yönetimi için yoga, meditasyon, gerekiyorsa psikoterapi de önemli. Kortizol büyük oyun bozucudur.

Kistler, miyomlar … kesin sonuç için rahim de alınıyor

Rahim, kadın için önemli bir organ, hem biyolojik hem de psikolojik olarak. Biyolojik olarak önemi şu, rahimi aldığınızda  yumurtalığa giden kan akımını yüzde otuz azaltıyorsunuz. Bu ne demek? Yumurtaların fonksiyonunu bozuyorsunuz. Ostrojen progesteron dengesizliğini erkene alabilir. Psikolojik olarak da rahmi aldığınızda kadının kadınlık algısını bozuyorsunuz. Bu durum özellikle doğum yapmamış kadınlar için daha da önemli oluyor.

’40 yaşı geçti ya, nasılsa doğurmayacak, alayım rahmi kurtulsun’ deniyor. Öyle değil işte. Saydığım sebeplerden dolayı bir rahmi almadan önce iyi düşünülmeli. Mesela menopozda biraz miyomlarda küçülme olur. Eğer menopoz yaşı yakınsa, 5-6 santimlik miyom menopoza kadar idare edebilir.

Miyomun bir sebebi var. En büyük sebep östrojen dominansı, yanlış beslenme, toksik yük. Bunlara odaklanmak gerekiyor. İşte fonksiyonel tıp bu sebeplerle ilgileniyor.

Fonksiyonel Tıp hormon kullanımına nasıl yaklaşıyor?

Ağızdan östrojeni doğal bile versen, pıhtılaşma riskini artırır.

Fonksiyonel Tıp, sentetik hormon kullanımına karşı. Doğal hormon bizim yıllardır kanımızda dolaşan hormonun aynısı, alıcılar onu tanır. Sentetik hormon reseptörü bozuyor. Mesela menopozda kullanılan sentetik östrojeni, at idrarından elde ediliyor. Biz doğal yanı bioeşdeğer östrojeni ciltten veriyoruz, önce karaciğere gitmiyor. Ağızdan östrojeni doğal bile versen, pıhtılaşma riskini artırır.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Miyom olan kadınlar, rahimlerini, yumurtalıklarını aldırmasınlar. Sadece miyom aldırtmak yetmez. Hangi fonksiyonlar bozuk. Kök sebeplere bakmak gerekir. Daha sağlıklı olmamız mümkün.  Gereksiz ameliyatlar olmasın. Yapılan bir araştırmaya göre, 70 yaşından önce yumurtalıkları alınan kadınların yaşam süresi kısalıyor. Ömrü uzatan, yaşam kalitesini düzelten hormonları yumurtalıklar salgılıyor. Yumurtalık kanseri olma riski çok düşük. Yumurtalık kanserinin kaynağının da tüpler olduğu anlaşıldı. Yani gerçekten rahim alınması gerekiyorsa ki gerektiği durumlar olabiliyor kanser gibi, her şeye rağmen yönetilemeyen kanamalar gibi, yanında gereksiz yere yumurtalıklar alınmasın, sadece tüpler alınsın.

Mine Türkili

 

Paylaş

Son Yazılanlar

Nerede o berrak sular Zaman bey?

Zeytin Ağacı Dizisi yine Aile Dizimi tartışmalarını başlatacak. Bu defa, ilk sezondan çok daha profesyonel olduğunu görüyorum. En azından Aile Dizimi ve kanser bir araya

Yılın 2. yarısı altın için renkli geçecek

Yılın ikinci yarısı hızlı başladı. ABD seçimleri 3. çeyrek için yol haritası oluştururken, yurt içinde kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu iki kademe birden

Her atletin hayali olimpiyat oyunları

Olimpiyat oyunları… Şüphesiz ki dünyanın en büyük spor organizasyonu ve her atletin hayali… 2024 Olimpiyat Oyunları kısa bir süre sonra Paris’te başlayacak. 32 branşta 48

Seyirci kalıyorsan esas sen uyutulmuşsun!

  Ben de onlardan biri olabilirdim.  Çünkü geldiğim yer sokaklar. Bu hikayemi size bundan sonraki yazımda anlatacağım. Evet, sokakta yaşayan tüm canlılara, insanlara, hayvanlara sesleniyorum.

Çürük Elmalar Sektörü Tehdit Ediyor!

Yeme içme sektörü son dönemde ciddi bir sınav veriyor. Artan fiyatlar nedeniyle ciddi eleştiri alıyorlar. İşini ciddi olarak yapan işletmeler haksız olarak eleştirildiklerini düşünüyorlar. Ve

Asıl mesele hayvanların sokakta oluşu mu?

Türkiye’nin uzun süredir gündemini meşgul eden sokak köpekleri sorunu, köklü ve insani bir çözüme kavuşmayı bekliyor. Ancak geçtiğimiz günlerde TBMM‘ye sunulan yeni yasa teklifi, sorunun

Savaşlar, suikastler ve piyasanın yönü

Bu yıl malum, seçimler yılı. Hindistan’tan Fransa’ya, Birleşik Krallık’tan İran’a seçimler sonuçlandı, ama siyasi istikrardan söz etmek çok güç. Hâlâ önümüzde pek çok seçim var

“İncinsen de incitme”

RUANDA ÖRNEĞİ: SOYKIRIMLA BAŞA ÇIKMANIN TEK YOLU ZALİME DÖNÜŞMEK DEĞİLMİŞ Hacı Bektaşi Veli’nin, “İncinsen de incitme” sözü, şu sözüyle beraber, bu yazıda anlatmaya çalıştığım her

Kadın emeğinin yarattığı reçel cenneti

Şimdilerde,  kadın emeği deyimini sıkça duyuyoruz. Kadın emeği, tarih boyunca toplumsal, ekonomik ve kültürel alanlarda önemli bir rol oynamış. Kadınlar, tarım toplumlarından sanayi devrimine ve

Kraliyet çikolatacısı Naciye Tosun

Onu ilk tanıdığımda gözlerindeki tutku beni o kadar çok etkiledi ki, bırak çikolataları bir yana, sen kendini anlat, dedim. Çikolataların lezzetinde kaybolurken, onun azmine, başarısına