Categories: Uncategorized

Finike Barınağı’nda açlık ve ölüm çıkmazı

Rahmet ayında zulüm!
‘Merhamet etmeyene merhamet edilmez.’

Koca dünyaya sığdıramadığınız o masum canları, ‘barınak’ adını verdiğiniz işkence odalarına tıkıp üst üste ölüme terk ediyorsunuz. Sonra da bunun adına hizmet, düzen, kontrol diyorsunuz. Açlıktan birbirini kemiren bedenlerin, soğuk beton üzerinde can çekişen yaşlı hayvanların çığlığı hangi rapora, hangi yönetmeliğe sığar?

Finike’de bir barınakta açlığa terk edilen, bir deri bir kemik kalmış, sesleri kısılmış, zayıflıktan gözleri dışarı fırlamış hayvanları gördükten sonra hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum bu satırları. Göz göre göre ölüme bırakılan o canların bakışları hâlâ gözlerimin önünde. Gerçekten insanlığın ruhu çürümüş.

Soruyorum size: Bu işlenen günahı hangi ibadet temizler? Hangi namaz, hangi oruç, hangi sadaka; göz göre göre ölüme yollanan bir canın vebalini sırtınızdan alır?

Cevap: Hiçbiri!

Barınaktaki o görüntüler uykunuzu kaçırmıyorsa hiçbir ibadet temizlemez çürümüş, kokuşmuş ruhunuzu…

Ne diyor Yunus Emre:
‘Yaratılanı severiz, Yaradan’dan ötürü.’

Sevmenin ölçüsü; sadece kendine benzeyene duyulan şefkat değildir. Başka bir canlının, başka bir türün acısını da kendi acın gibi hissedebilmektir. Çünkü bu dünya sadece insanın değil; dili olmayanın, kendini savunamayanın da evidir. Bir hayvanın açlıktan kısılmış sesi, bizim uykumuzu kaçırmalıdır. Eğer bir başkasının acısı seni yerinden etmiyorsa, sen zaten yerinde değilsindir.

Mevlana ne diyor:

‘Merhamette güneş gibi ol.’

Güneş nasıl ki doğarken kime doğacağını seçmez; iyiyi kötüyü, insanı hayvanı ayırt etmeden ışığını ve sıcaklığını her yere ulaştırır… Merhamet de böyledir. Sahibini seçmez, karşılık beklemez, türüne bakmaz.

Bugün merhameti tabelalara yazıp kapıların arkasında zulmü büyütenler,

Peygamberimiz Hz. Muhammed şöyle buyuruyor hadisinde:
‘Merhamet etmeyene merhamet edilmez.’

Yine bir başka hadisinde: ‘Yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin.’

Finike’deki görüntüler, sadece bir yönetim zafiyeti değil; bu, organize bir vicdansızlıktır. Bu, yaşatmakla yükümlü olanın, göz göre göre öldürmesidir.
Bu zulüm, ne insanlığa sığar ne de Allah’a inandığını söyleyen bir kalbe.

Rahmet ayının ruhuna uygun olan; zulmü örtmek değil, ortaya çıkarmak; sessiz kalmak değil, sorumluluk almaktır. Merhametin sözde değil özde yaşandığı bir anlayışın hakim olması ise yalnızca hayvanlar için değil, insanlık onuru için de zorunluluktur.

Olayla ilgili Finike Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Umarım bu soruşturmanın devamı gelir ve bu zulmün sorumluları hak ettikleri cezayı alır.

Derya Özkök
Derya Özkök

Vicdan Sofrası

Recent Posts

Saniye Saniye En Muhteşem Versiyonunu Yarat

Dr. Turhan Güldaş’ın yeni kitabı “Saniye Saniye En Muhteşem Versiyonunu Yarat” okurlarla buluştu Kişisel gelişim…

21 saat ago

Ödülünüz hazır, reklamınızı nereye alalım?

İş dünyasında neredeyse her gün yeni bir ödülle karşılaşıyoruz. Yılın iş insanları, yılın CEO’ları, en…

24 saat ago

Teruar Ve Şehir Hafızası

Mutfak, yalnızca malzemenin işlendiği bir alan değildir. Coğrafyanın, zamanın ve insan zihninin buluştuğu entelektüel bir…

24 saat ago

Aman DOKTOR canım cicim AI

Bir hastanede, günlerdir nedenini bulamadığınız ağrılarınız için bir doktordan diğerine yönlendirildiğinizi, tahliller yaptırdığınızı, sonuç beklerken…

2 gün ago

Aile şirketlerinde üç denge; akıl, kalp, sermaye

Aile şirketlerinin temsilcileri, 20–21 Kasım’da İzmir’de buluşacak. Zirvede kuşaklar arası geçişten aile ilişkilerine, yatırım kararlarından…

2 gün ago

Cumhuriyet, Geleceğe Verilen Söz

Dostlar, arkadaşlar, bir gülen yüze hasret kalanlar, Bakın yağmur yağıyor, Ekim’de sokaktan başlıyor temizlik, Sokakları…

2 gün ago