Bilim ile estetiğin kesiştiği yerde kendine özgü bir ürkütücülük var. Güzelleşmek uğruna bedenimizi yeniden şekillendiriyor, kendi kanımızı çekip tekrar damarlarımıza veriyor, sinirleri geçici olarak etkileyen maddeleri enjekte ediyor, hatta daha küçük bir burun için kemiği kırıyoruz.
Estetik cerrahi, bir bakıma modern beden korkusunun en rafine hâli: Fiziksel olarak arzu edilen bir sonuca ulaşmak için beden üzerinde kontrollü bir şiddet uygulamak.
Şimdi bu hikâyeye yeni ve oldukça sıra dışı bir bölüm ekleniyor; Ölü insanlardan elde edilen yağ dokusundan geliştirilen yeni nesil bir enjekte edilebilir ürün, estetik dünyasının radarına hızla giriyor.
“AlloClae”, donör kaynaklı insan yağ dokusundan elde edilen ve canlılığını yitirmiş yağ dokusu ile hücre dışı matrisi içeren bir ürün olarak, geleneksel yağ transferine alternatif bir yaklaşım sunuyor.
İnternet dünyasında ise çok daha çarpıcı bir isimle anılıyor: “Zombi BBL”
İsim tek başına kulağa bir korku filmi fragmanı gibi gelse de arkasındaki fikir oldukça modern. Özellikle son yıllarda hızla incelenen bedenlerde, kaybolan yumuşak doku hacmini yeniden oluşturmanın yeni yolları aranıyor.
Geleneksel yağ transferinde hastanın kendi vücudundan yağ alınması, temizlenmesi ve hacim kazandırılmak istenen bölgeye yeniden enjekte edilmesi gerekiyor. Bu yöntemin en büyük dezavantajlarından biri ise her hastanın yeterli miktarda yağ dokusuna sahip olmaması.
Özellikle hızlı kilo kaybı yaşayanlarda bu mesele daha görünür hâle geliyor. GLP-1 ilaçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte önemli miktarda kilo veren, ancak beraberinde yüzünde ve vücudunda belirgin hacim kaybı yaşayan yeni bir hasta grubu ortaya çıkmış durumda.
İşte AlloClae tam bu noktada devreye giriyor. Ürün, hastanın kendi vücudundan yağ alınmasını gerektirmeden, yumuşak doku hacmi ve konturunu desteklemek amacıyla kullanılabiliyor. Kalça çukurları, lokal kontur düzensizlikleri, belirli meme kontur eksiklikleri, asimetriler ve hacim kaybı görülen seçilmiş bölgeler potansiyel uygulama alanları arasında.
AlloClae bu denklemden liposuction aşamasını çıkarıyor. Bu nedenle özellikle doğal olarak ince olan, ciddi kilo kaybı yaşamış veya transfer için yeterli yağ dokusu bulunmayan kişiler açısından dikkat çekici bir alternatif hâline geliyor.
Sosyal medyada yöntemin özellikle ince yapılı influencer’lar arasında konuşulmaya başlaması da tesadüf değil. AlloClae’nin hikâyesi yalnızca daha yuvarlak kalçalarla sınırlı değil.
Ürün, implant sonrası ortaya çıkan kontur düzensizliklerinin yumuşatılması, meme bölgesindeki hacim eksikliklerinin giderilmesi veya ameliyat sonrasında oluşan çukurların daha düzgün bir görünüme kavuşturulması gibi alanlarda da gündeme geliyor.
Doğumsal asimetriler, önceki ameliyatlardan kaynaklanan kontur bozuklukları ve lokal hacim kayıpları da potansiyel kullanım alanları arasında.
Kullanılan doku, kadavra bağışından elde edilen insan yağ dokusundan geliyor. Tıp dünyasında bağışlanmış insan dokularının kullanılması elbette yeni değil. Deri, retina, kıkırdak ve çeşitli bağ dokuları uzun yıllardır farklı cerrahi prosedürlerde kullanılabiliyor.
Estetik cerrahi de bu dünyadan bağımsız değil. Bağışlanmış insan dokularının rekonstrüktif cerrahide kullanılması, özellikle belirli onarıcı işlemlerde yerleşik bir uygulama.
AlloClae’de ise yağ dokusu işlenerek hücresel ve antijenik özellikleri azaltılıyor; geriye yumuşak doku hacmini desteklemek üzere kullanılan bir yapı kalıyor. Bir anlamda, bağışlanmış bir insan bedeninin dokusu başka bir insan bedeninin yeniden şekillendirilmesinde kullanılıyor.
Bu fikir bilimsel açıdan olduğu kadar etik açıdan da pek çok soruyu beraberinde getiriyor. Ancak o tartışma, estetik cerrahinin geleceğine dair çok daha büyük bir dosyanın konusu.
AlloClae, önceden hazırlanmış şırıngalar içerisinde enjekte edilmeye hazır şekilde sunuluyor. Bölge lokal anesteziyle uyuşturulduktan sonra küçük bir giriş noktasından kanül aracılığıyla uygulama gerçekleştiriliyor. Ardından materyalin bölgeye düzgün biçimde dağılması için şekillendirme yapılıyor.
İşlem sonrasında hassasiyet, sertlik, şişlik ve morarma görülebiliyor. İyileşme süreci ise geleneksel cerrahi prosedürlere kıyasla oldukça kısa olarak tanımlanıyor.
Zombi yağ hücrelerinin hikâyesi henüz oldukça yeni. Bu nedenle uzun dönem sonuçları ve nadir görülebilecek komplikasyonları konusunda daha fazla veriye ihtiyaç var.
Ürünün düzenleyici statüsü de klasik estetik enjeksiyonlardan farklı. İlaç olarak değil, insan hücreleri, dokuları ve hücresel/doku bazlı ürünler kapsamında değerlendiriliyor.
Dolayısıyla “yeni nesil dolgu” demek, yöntemin tüm risklerinin ve uzun vadeli sonuçlarının tamamen bilindiği anlamına gelmiyor. Özellikle meme bölgesinde kullanımı söz konusu olduğunda görüntüleme, mamografi ve uzun dönem takip gibi konular daha da önem kazanıyor.
Güzelliğin geleceği ne kadar ileri gidebilir?
Belki de AlloClae’yi ilginç kılan şey yalnızca nereden geldiği değil, estetik anlayışımızın nereye doğru ilerlediğini göstermesi. Bir zamanlar estetik cerrahinin temel fikri, vücuttan bir şey çıkarmak veya bir şeyi daha büyük hâle getirmekti.
Bugün ise çok daha sofistike bir yaklaşım var: Eksilen hacmi geri koymak, küçük düzensizlikleri düzeltmek, implantın kenarını görünmez kılmak, kilo kaybının bıraktığı boşluğu doldurmak.
“Zombi BBL” ismi her ne kadar pop kültürün ürkütücü mizahını taşısa da altında daha ciddi bir değişim yatıyor: Estetik tıp, bedenin yeniden tasarlanmasından bedenin eksilen parçalarını yeniden yapılandırmaya doğru ilerliyor.
Güzelliğin geleceği belki de daha fazla müdahale değil, daha hassas müdahale. Fakat bu geleceğin kapısını açan malzemenin bir zamanlar başka bir insana ait olması, hikâyeyi bilimsel olmaktan çıkarıp felsefi bir yere taşıyor.
Çünkü güzellik tarihinde ilk kez değil ama belki de hiç olmadığı kadar açık biçimde şu soruyla karşı karşıyayız: Bir bedeni güzelleştirirken, başka bir bedenden geriye kalanı ne kadar ileri taşıyabiliriz?
Sonsuz boşunalık hissini silkelemeye çabaladığım zamanlarda, güya karamsarlığıma boyun eğmeyip dışımdaki bir yola hareketlenmeye özeniyorum.…
Fon skandalının ardından yaşananlar, büyük olasılıkla Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük utanmazlığı olarak hatırlanacak. Mesela,…
Karadeniz’in dik yamaçlarına tutunan yeşil dalgalar, yalnızca bir coğrafyanın değil, bütün bir kültürün nefes alıp…
Biz kadınların dünyası zaten böyle. Güzellik hayatımızın içinde. Bazen aynada kendimize baktığımızda, bazen çok sevdiğimiz…
Enflasyonla mücadelede başarısızlığın kitabını yazan bir ekonomi yönetimi, bu süreci Hazine ve Maliye Bakanı başta…
Elektrikli Araçlar İkinci Elde Ne Olacak? Batarya Sağlığı Korkusu Otomotiv dünyası, fosil yakıtlardan elektrikli motorlara…