Yeşilin Kalbinde Bir Masal: Dublin

İrlanda’nın kalbinde, Liffey Nehri’nin ikiye böldüğü, yağmurla yıkanmış gri taş sokaklarda yürürken, Dublin’in bir şehirden çok bir hatıra, bir şiir olduğunu fark edersiniz. Gökyüzü çoğu zaman puslu bir tül gibi şehrin üzerine serilir; buğulu pencere camlarının ardında ise binbir hikâye titrek mum alevi gibi yanıp söner.

Dublin, edebiyatın, isyanın, biranın ve melankolinin kentidir — ve hepsini aynı anda taşımayı bilir.

Trinity Koleji: Sessizliğin İçinde Gürleyen Bilgelik

Şehri gezmeye nereden başlanır bilmem ama Dublin’de adımlar sizi eninde sonunda Trinity College’ın kapılarına getirir. 1592’de kurulan bu görkemli üniversite, sadece taş duvarlarıyla değil, tarih boyunca yankılanan kelimeleriyle de etkiler insanı. İçeri girip “Long Room” adlı kütüphane salonuna ulaştığınızda zaman durur.

Yüz binlerce kitabın arasında ilerlerken, sayfaların arasında yaşayan hayaletlerin fısıltılarını duyarsınız. James Joyce burada okumamış olabilir, ama ruhu hâlâ rafların arasında gezinir gibidir.

Ve elbette Book of Kells — 9. yüzyıldan kalma, el yazması bu muhteşem İncil yorumuyla karşılaştığınızda, sanatın ve kutsallığın ne kadar iç içe geçebileceğini kavrarsınız. Bu şehir, kitaplarla konuşur. Siz susarsınız, Dublin anlatır.

Temple Bar: Gürültünün İçindeki Müzik

Trinity’den çıktığınızda Liffey Nehri’ni geçip Temple Bar’a vardığınızda, şehir başka bir kimliğe bürünür. Burada taş sokaklar alkış sesleriyle, keman yaylarıyla, neşeli haykırışlarla çınlar. Pub’ların dışına taşan müzik, Guinness’le yıkanmış dudaklarda dans eder. Dublin’in ruhu burada içki içer, gitar çalar, şarkı söyler. Ama bu neşenin içinde ince bir hüzün tınısı vardır hep; bir İrlanda baladının ortasında yakalanan sessizlik gibi.

Temple Bar’da otururken, yan masadaki yaşlı adam size W.B. Yeats’ten bir dize mırıldanabilir ya da ismini asla öğrenemeyeceğiniz bir kadın gözlerinize bakarak “buraya ait olmadığınıza sevineceksiniz” diyebilir. Dublin’in sokakları bazen sizi kabul eder, bazen dışlar, ama daima hatırlar.

St. Stephen’s Green: Yeşilin Dili

Günün telaşını üstünden silkeleyip St. Stephen’s Green’e vardığınızda, yeşilin kaç ton olabileceğini düşünürsünüz. Yağmurla parlayan çimenler, ıslak güvercinler, sabah yürüyüşündeki yaşlılar, bankta kitap okuyan gençler… Burada hayat ağır akar. Gökyüzünden düşen her damla, toprağın hafızasında bir şiir olur.

Parkın içinde dolaşırken, James Joyce’un ya da Samuel Beckett’in ayak izlerine basıyormuşsunuz gibi bir his kaplar içini. Çünkü bu şehirde yürümek, bir metnin içinde gezinmeye benzer. Her köşe bir paragraf, her bina bir cümle, her yüz bir metafor olur.

Kilmainham Gaol: Taşların Hafızası

Dublin sadece kitaplardan ibaret değildir; isyanların, acıların, sessiz kahramanlıkların da şehridir. Kilmainham Gaol Hapishanesi’ne girdiğinizde, duvarların nefes aldığını sanırsınız. 1916 Paskalya Ayaklanması’nın liderlerinin kurşuna dizildiği hücrelerde, taşın diliyle konuşan bir tarih sizi karşılar. Burada geçmiş bir ceza değil, bir öğretmendir. İrlanda’nın bağımsızlık için attığı her adım, bu taş duvarlarda yankılanır hâlâ.

Phoenix Park: Sonsuzlukla Buluşmak

Avrupa’nın en büyük şehir içi parklarından biri olan Phoenix Park, Dublin’in sakin çığlığı gibidir. Bir sabah erkenden gidip çimenlere uzandığınızda, ceylanların size uzaktan baktığını, rüzgârın okşayarak konuştuğunu duyarsınız. Şehir burada susar. Ve insan, ilk kez gerçekten duyabilir kendini.

Gidenler, Kalanlar ve Joyce

Dublin’den ayrılırken, şehir size bir şey bırakmaz aslında. Ne bir eşya, ne bir kartpostal. Ama içinizde bir yankı kalır; sanki biri kulağınıza sürekli “unutma” diyor gibidir. James Joyce’un dediği gibi, “Bir şehir, içindeki hayaletleriyle yaşar.” Ve Dublin’de o kadar çok hayalet vardır ki, siz dönseniz bile bazıları sizinle gelir.

Son Söz

Dublin, sadece gezilecek yerleri olan bir şehir değildir; sizi dinleyen, düşünen, bazen susturan, bazen ağlatan bir dost gibidir. Burası, yağmurun dize dönüştüğü, taşların tarih anlattığı, insanların hikâye olduğu bir yerdir. Buraya gelen herkes, bir şiirin satır aralarına gizlenmiş olur.

Ve belki de bu yüzden, Dublin’den dönülmez. Yalnızca başka bir yerden anılmaya devam edilir.

Füsun Saka

 

Paylaş

Son Yazılanlar

Merhamet Kubbelerin Altında Kalmasın

Gündelik hayatın telaşı içinde önünden geçip gittiğimiz camiler, sadece insanların ibadet ettiği mekanlar değildir. Bu topraklarda camiler, yüzyıllar boyunca sadece insana değil; kuşa, kediye, köpeğe

Gelenekten Geleceğe Tabaktaki Hafıza

Coğrafya, sadece üzerinde yaşadığımız sınırlar ya da harita çizgileri değildir. Aynı zamanda kuşaklar boyu biriken ortak hafızamızın ve kimliğimizin en somut taşıyıcısıdır. Bu hafızanın en

SpaceX için milyarlarca dolarlık imtihan

   Bu hafta, özellikle teknoloji şirketlerinin yöneticileri ve teknoloji hisselerinin yatırımcıları açısından oldukça tedirgin edici geçti. Yeni haftaya da endişeli giriyorlar. SpaceX için milyarlarca dolarlık

Emek ve kurumsal hafıza üzerine…

Bir an için hayal edin… Öyle bir şirkette çalışıyorsunuz ki, akşam olduğunda eve gitmek istemiyorsunuz. Çünkü orada yalnızca işinizi yapmıyor, üretiyor, “bi’ şeyler” inşa ediyorsunuz.

Başkentin Sessiz Hafızası

Ankara, dışarıdan bakıldığında gri binaların, bürokratik koridorların ve mesafeli yüzlerin şehri gibi görünür. Oysa bu kentin kendine has, içe dönük ve son derece derin bir

İlişkilerde “Benden Beklenen Bu” Yaklaşımı

“Zaten erkekler aldatır”, “Erkeklerin yapısı böyle”, “Erkek tek eşli değil”. Zihnimize kazınan bu cümleler sadece kadın-erkek ilişkilerini olumsuz etkilemiyor. Erkek kimliğini de değersizleştiriyor. Bir erkeği

Akdeniz kıyısındaki yolculuğun ardından

Akdeniz’in iki farklı yüzünü, aynı yolculukta deneyimlemek… Bir yanda denizin ferahlatıcı nefesi, diğer yanda dağların dinginliği ve sessizliği. Bu seyahatimde konakladığım iki farklı otel, bana

Geleneksel Mirasın Modern Ateşi

Ataşehir’in yoğun ritmi ve modern çehresi arasında, ismiyle müsemma sapa bir sokakta saklanıyor Sapa İstanbul. Kapıdan içeri adım attığınız anda dış dünyadan tamamen soyutlanıyorsunuz. Sizi

Lavanta döneminde Provans yolculuğu

Mor renkli bir rüyanın içine girmek isteyenler için, hayalin ve ilhamın başrolde olduğu düşler diyarına yapılan bir yolculuk bu… Provence’a yaptığım yolculuk, sadece bir seyahat

Benim gibi kaçıngan biri…

Benim gibi kaçıngan, kendi hamur kabının başında, şimdi neyi ne kadar koyacağını düşünen bir yabanın, ilkel düzeneği ile bir taş değirmeni kendi gücüyle çevirmeye çalıştığı