Categories: GeziKöşe Yazısı

Adım Adım Montalbano’yu Yaşamak

Bir Netflix Dizisi Montalbano, Sicilya’nın ruhunu, kültürel dokusunu kalemiyle buluşturan Sicilyalı ünlü yazar Andrea Camilleri’nin en önemli eseri.

Sicilya… Bağırış çağırış seslerle çınlayan sokaklar, sıvası dökülmüş duvarlar, biraz kargaşa, biraz dağınıklık, biblo gibi meydanda sıralanmış yaşlılar, dar sokakların yokuşunu tırmanmaya çalışan beyaz saçlı kadınlar, kapı önü sohbetleri, yaz sıcağında terk edilmiş gibi duran sokaklarda, sıcaktan kaçan ve taş evlerinin serinliğine teslim olan insanların sokağa yansıyan sesleri, ben bunları seviyorum Sicilya’da.

Paris cafeleri gibi değil de, iki yudumluk kahveyi içmek için ayakta dikilen ve eliyle, koluyla hiç susmayan insanların olduğu barlar güzelleştiriyor Sicilya’yı. Benim gözüm hep bunları aradığı için o “turistik” Sicilya’ya pek gitmem. Evet, Taormina’nın denizi, Etna manzarası harika olsa da, benim için Sicilya değil.

2000 yılında, bu kadar yoğun Türk ziyaretçinin olmadığı bir dönemde Sicilya’ya geldim. Direkt uçuş yoktu, Allitalia aktarmasıyla, hatta birkaç kere de Roma’dan trenle. İşte o dönemi mafyasıyla, ruhuyla, insanlarıyla “Mafya Öldürür, Susmak da” isimli kitabımda dile getirdim.

Siracusa’da yaşadığım o yıllarda Siracusa sakindi, sokaklar henüz kalamar, ahtapot kızartma kokmuyordu, sokak araları bomboştu, gece taş binaların büyüleyici ışıltısında ayak seslerimi duyarak yürürdüm. Bar önünde yapılan sohbetler vardı. Tornatore’nin film setiydi.

Aradan yirmi beş yıl geçince, ben de sanki çocukluğum geçmiş oralarda havasıyla söyleyebiliyorum, “ahh, burada bir zamanlar şu vardı” diye. Mesela en sevdiğim dondurmacı “Voglia Matta” bir dondurmacı zincirine teslim oldu. Fabrikasyon bir tat. Katedrale artık ücret ödeyerek giriliyor. Konuyu dağıtmak istemiyorum ama Sicilya olunca konu birden dağılıyor bende.

 

Evet, benim ilk göz ağrım Siracusa’nın gittikçe turistlere teslim olmasıyla, kendime daha sakin bir köşe buldum. Şimdilik adada yeni mekânım Montalbano’nun mekânı Ragusa ve sahili Punta Secca. Sicilyalı yazar Andrea Camillieri’nin en bilinen eseri Komiser Montalbano, mafya, kilise ve siyaset üçgenini, Montalbano karakteriyle anlatılıyor.

Camillieri, Verga, Sciascia, Pirandello gibi Sicilyalı yazarların toplumsal gerçekçilik anlatısını izliyor.  Montalbano yalnızca polisiye bir kahraman değil, Sicilya’da yaşamın içinde, Sicilya’nın toplumsal belleğinin bir temsilcisi. Punta Secca’da Enzo’nun mekanında yediği deniz ürünleriyle her Sicilyalı gibi yemeği bir şölene dönüştürüyor.  Yemek sahneleriyle Montalbano bir gastronomi elçisi oluyor.

Caponata, Arancini, Sardalyalı spaghetti gibi Sicilya mutfağının lezzetleri öne çıkarken, yemekle duygusal bir bağ kuruyor, düşünüyor, karar veriyor, onun iç dünyasını yemek sofrası anlatıyor. Bir yalnızlık korkusu içinde, ada içinde kendi adası olan bir dünyada babasıyla yakın ilişki kuramamış, sevgilisi Livia‘yla mesafeli. İçinde var olan o adalet duygusu ise ona hukuki kurallar yanında insani çözümler de aratıyor.

Bir suçlunun neden o suçu işlediğini bile anlamaya çalışıyor. Onun için bir bakış, bir gülümseme her şey ama her şey bir ipucu. Kitaptan uyarlanan dizinin başrolünde Luca Zingaretti var. Bizde de Netflixte izlemek mümkün.

Tabii ki dünyaca ünlü olan bu dizi turizm açısından da değerlendiriliyor.

Ragusa’da düzenlenen Montalbano turlarının rotasında Punta Secca, Scicli, Mannara yer alıyor. Yaz aylarında Montalbano’nun Punta Secca sahilinde bulunan evinin önünden denize giriliyor. Halka açık bir plaj, çok istersen, iki kişilik şezlong ve şemsiye 15 euro. Yok öyle Montalbano’nun evi diye adam başı 50 euro giriş ücreti.

Punta Secca’da 1957’den beri hizmet veren dördüncü kuşak aile işletmesi Piccolo Oasi’de Sicilya tatlarını bulmak mümkün. Duvarlarda siyah beyaz eski fotoğraflar buranın tarihini dile getiriyor.  ssYediğim en güzel bademli granita burada. Granita ve brioche Sicilya’nın sıcağına karşı en tipik sabah kahvaltısı. Tabii ki Punta Secca’nın sokakları, barları hep Montalbano dizisinin ruhunu yaşatıyor.

Tıpkı 1988 yapımı Cinema Paradiso filminin çevrildiği Palazzo Adriana’nın, filmin oynadığı yıldan beri o filmle yaşaması gibi. Montalbano da uzun yıllar Punta Secca’da yaşayacak. Andrea Camillieri isimli dondurmadan tutun magnetlere, Montalbano t-shirtlerine kadar aklınıza gelebilecek tüm hediyelikler burada.

Montalbano’nun evinde konaklamak da mümkün. B&B olarak hizmet veriyor. Dizide Montalbano’nun yemek yediği mekân ise Punta Secca sahilinde bulunan Da Enzo a Mare. Yani Punta Secca’ya geldiğiniz an, Montalbano nerede yerdi, ne yapardı izinde tam bir turistik gezi gerçekleştirebilirsiniz.

Dizinin mekanları sadece Punta Secca ile sınırlı değil, hayali Vigata kasabasının sokakları da Ragusa’nın sokakları. Ragusa’yı bir başka yazıda anlatacağım. Montalbano’nun çalıştığı polis merkezi de Scicli Belediye Binası.

Evet, Netflix’te Montalbano tutkunu iseniz, Sicilya’nın ironi, mafya anlatımını yaşamak için bu sokakları adım adım hissetmeye ne dersiniz?

Gerçekten herkes Sicilya’dan bambaşka izlenimlerle ayrılır.

Sizin Sicilya’nız hangisi bilmiyorum. Ama  ya çok seversiniz ya da hiç sevmezsiniz. Artık günde iki uçuşun olduğu Sicilya’da Amerikalıların turistik rotalarında olan, bizim rotalara henüz pek girmeyen Komiser Montalbano’nun mekanları, Türkiye’den gelen turist kafilesinin rotasına şimdilik pek  girmedi.

Mine Türkili

 

Mine Türkili

Sözcükler

Recent Posts

Bir Teknik Ve Zarafet Yolculuğu

Moda’nın kendine has dokusu, son yıllarda İstanbul gastronomi sahnesinin en nitelikli duraklarından birine ev sahipliği…

2 gün ago

Avrupa’da Batarya Devrimi Başlıyor

Dünya, fosil yakıtlardan arındırılmış bir geleceğe doğru hızla ilerlerken, bu dönüşümün kalbinde sessiz ama devasa…

5 gün ago

90’ların ikonik güzelliği geri döndüğünü ilan etti!

90’ların süper model saç ve makyajının kalıcı bir çekiciliği var. On yıllar sonra bile bu…

5 gün ago

12 Bin Yıllık Hafızanın Gelecek Yolculuğu

Tersane İstanbul’un Haliç’e bakan o sakin ama vakur atmosferinde, geçtiğimiz günlerde insanlık tarihinin en eski…

1 hafta ago

İzmir’de iklim dayanıklılığı güçlendiriliyor

“Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi” ile İzmir’de somut ve ölçülebilir etki yaratmaya devam ediliyor. Zurich…

1 hafta ago

Lipödem ve “Kıtlık Geni” ihtimali!

Su içsem yarıyor” sözü aslında sanıldığı kadar abartı olmayabilir. Lipödem konusunda Türkiye’nin önde gelen isimlerinden…

2 hafta ago