19 Mart’tan bugüne kadar olup bitenler gösteriyor ki, siyaset Türkiye ekonomisinin dengesini bozuyor. Bugün hâlâ dengesini kaybetmiş, ama yalpalayarak ayakta durabilen bir ekonomiden söz edebiliyorsak, o da TCMB’nin rezervleri sayesinde, öncelikle bunu bilmekte fayda var. Öyle ahım şahım bir net rezervden de söz edemiyoruz aslına bakarsanız. Ki bunun en az 25 milyar dolarını, doları 38 TL’de, Euro’yu 41 TL’de tutabilmek için harcadık bile…

Eğer ki bu siyasi kaos, yargı ve kolluk kuvvetleri eliyle daha da alevlendirilirse, ekonominin ayakta kalma ihtimali neredeyse yok gibi! Söz gelimi olası bir kur şokunu arka kapı operasyonlarıyla dizginlemek için TCMB bu rezerviyle ancak nisan ayı ortasına kadar devam edilebilir. Ki bu müdahalelere rağmen hem dolar hem de Euro tedrici olarak değer kazanacaktır.
BEŞ TEMEL GÖSTERGEDE ÇÖKÜŞ
Zaten en temel göstergelerdeki durum, ciddi bir yara alındığını gösteriyor. Mahfi Eğilmez’in rakamlarıyla bir göz atalım: Önce 18 Mart günü rakamlarıyla başlayalım.
Dolar/TL 36.6, gösterge faiz yüzde 37.09, TCMB gecelik faiz oranı yüzde 44, BIST 100 endeksi 10,881 puan, kredi risk primi (CDS) 242 baz puan… Şimdi gelelim 28 Mart saat 14.00 itibarıyla duruma…
Dolar/TL 38.1, gösterge faiz yüzde 45.53, TCMB gecelik faiz yüzde 46, BIST 100 endeksi 9,659 puan, CDS 294 baz puan… Tüm bu rakamlar hasarın özetini ortaya koymak için yeterli sanırım. Üstelik bu hasar, ‘yamalanmış’ bir hasar, ‘müdahalelerle rötuşlanmış’ demeli!
KOLTUK DEĞNEĞİYLE AYAKTA DURMAYA ÇALIŞAN BORSA
Döviz cephesindeki durumu zaten açıkladım, gelelim Borsa İstanbul’a; hani şu derinliksiz, ülke ölçeğine göre işlem hacmi ve piyasa değeri çok düşük kalan borsamıza! 19 Mart’a kadar ‘şaşırtıcı’ biçimde yukarı yönlü bir seyir izleyen ve 11,000 puan eşiğini kırıp kıramayacağı tartışılan borsanın, ne denli kırılgan olduğunu 19 Mart ‘Kara Çarşamba’ günü hep birlikte gördük,
iki kez devre kesici uygulanmasına karşın kayıp neredeyse yüzde 9 oldu! Endeksin perşembe günü kendine gelme çabaları da cuma günkü sert düşüşle son buldu. Ki yine iki kez devre kesici uygulanmasına rağmen olan oldu.
Pazartesi gününden itibaren kamu bankalarının öncülüğündeki hisse alımları ve borsada işlem gören şirketlerin hisse geri alımlarıyla BIST 100 biraz kendine gelmiş gibi görünüyor. Şimdilik şu ‘mecburi uzatılmış’ bayram tatiliyle yeni ‘kara günler’ ertelenmiş oldu.
Ancak, bu süreçte yabancı çıkışının çok ciddi boyutlarda olduğunu da hatırlatmakta fayda var ve büyük olasılıkla kısa vadede geri dönmeyecekler.
PARA PİYASASI FONLARINDAN DÖVİZE VE ALTINA KAÇIŞ
Kayıpları daha iyi anlamak açısından para piyasası fonlarındaki çıkışlara bakmak anlamlı olacak. 19 Mart’tan bugüne para piyasası fonlarından 675 milyar TL çıkmış. Bu miktarın 157.5 milyar TL’si serbest fonlara geçmiş. Peki gerisi?..
Büyük bir bölümü dövize akmış, kalanı da büyük olasılıkla altına… Yaklaşık 8 milyar dolarlık bir dövize kayış söz konusu! Bundan doğal bir yatırımcı davranışı da olamaz zaten. Böyle bir siyasi ortamda, geleceği çok belirsiz olan TL varlıklarda kimse durmak istemez!
“HER ŞEY PENCEREDEN FIRLATILDI”
Buna tahvil piyasaları da dahil, hem devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) için geçerli bu hem de özel şirket tahvilleri için… Yani tahvil tarafında da hiç iç açıcı bir tablo yok. 288 milyar dolarlık hedge fon Pictet’in yöneticisi Sabrina Jacobs, Türkiye tahvil piyasasını şöyle değerlendiriyor: “Siyasi tarafta gelişmeler oldu ve her şey pencereden fırlatıldı!”
Sonuç itibarıyla Pictet, Türk özel sektör tahvillerine pozisyonlarını sınırladığını açıkladı. Pictet’i diğer hedge fonların da izleyeceğini tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok sanırım.
Son ve en önemli mesele… Enflasyonla mücadele süreci bu toz dulman arasında nasıl bir evreye girecek? Zaten bir başarıdan söz edemiyorduk, ama artık her şey çok daha zora girmiş durumda. Eğer siyasi iktidar izin verirse, ilk Para Piyasası Kurulu (PPK), TCMB’nin politika faizine en az 150 baz puan artırması şart oldu, etkili bir önalıcı müdahale için 250 baz puan çok daha akılcı görünüyor. Yapabilir mi? Pek kolay görünmüyor.
Gördüğünüz üzere ne sıcak para girişinden ne de doğrudan yabancı yatırımlardan söz etmeye gerek bile duymuyorum. Kısa vadede unutun gitsin! Birileri çıkacak ve size “Körfez’den dev yatırım” ya da “Çin otomotiv devinden Samsun’da kuracağı fabrikaya 1 milyar dolar” müjdeleri verecek. Yüzde 99 balondur, emin olun! Aynı gün o haber yalan olacak!
SİYASİ KUMAR, BU KIRILGAN EKONOMİNİN İFLASINI GETİRİR
Şimdi dokuz günlük bir resmi tatil var. Ancak, siyasi beyanlara, özellikle de iktidarın siyasi beyanlarına bakarsanız, sanki bu tatil sürecinde yeni operasyonlar gündeme gelecek gibi… Yani Cumhur İttifakı ve Saray geri adım atmak yerine, panikle saldırmayı tercih edebilir.
Muhalefetin ise geri adım atmaya hiç niyeti yok, hele ki kamuoyu araştırmalarına göre bu protesto gösterilerini halkın yüzde 73’ü haklı bulurken… Her siyasi atak ve karşı atak sonrasında Asya piyasalarının açılışıhın takip edin, sonuçları anında göreceksiniz.
Bizde tatil diye küresel piyasaların kulağının üzerine yatacağı yok herhalde… Yani ya iktidar bu tehlikeli kumar masasından kalkacak ya da rest çekecek. Rest çekerse, masaya Türkiye ekonomisini sürmüş olacak ve her halükarda hepimiz kaybedeceğiz!






