Türkiye büyük bir hızla yaşlanıyor. 2024’te 65 yaş üstü nüfus 9,1 milyonu aştı. 2030’da yaşlı nüfusun 13 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Bu demografik dönüşüm stratejik bir yatarım alanına dönüşürken yaşlı bakım sektöründe Avrupa’da 350 milyar, küresel olarak da 2 trilyon dolara ulaşan bir pazar oluştu bile.
Türkiye, hızla yaşlanan nüfus yapısıyla birlikte devasa bir ekonomik dönüşümün eşiğinde: Adını bu insanların saç renginden alan ve “Gümüş Ekonomi” olarak adlandırılan bu yeni pazar sağlık, konut, sigorta ve bakım hizmetleri gibi birçok alanda milyarlarca dolarlık yatırım potansiyeli barındırıyor.
Uzmanlar, demografik trendlerin önümüzdeki on yılda bu ekosistemin katlanarak büyüyeceğine işaret ettiğini belirtiyor.
Türkiye’de 65 yaş üstü nüfusun 9 milyonu aşarak rekor seviyeye ulaşmasıyla, bakım hizmetleri sektörü hızla ciddi bir potansiyeli taşıyor. Demografik projeksiyonlara göre 2050 yılına kadar üç kattan fazla artması beklenen bu dev kitle için, formel bakım kapasitesi 40 bin civarında olan ve oldukca mütevazı kalan Türkiye için ciddi bir açığı işaret ediyor.

Hükümetin bakım ekonomisini stratejik alan ilan etmesi ve 100 yatak üzeri tesisler için KDV istisnası ve SGK prim desteği gibi mali teşvikler sunmasıyla, kurumsal bakım tesislerinden yaşlı bakım turizmine ve tele-tıp entegrasyonlu evde bakım ağlarına kadar uzanan geniş bir yatırım fırsatı doğdu.
Sektör temsilcileri, doğru iş modeli ve teşvik kullanımı ile yatırımların iç kârlılık oranınınyüzde 20’lerin üzerinde seyredebileceğini ve özkaynak getirisinin yüzde 30’lara yaklaşabileceğini belirtiyor.
Küresel büyüklük 2 trilyon dolara yakın
Yaşlı Bakımı Pazarının Boyutu/Data Bridge Market Research’in verilerine göre; küresel yaşlı bakımı pazarı büyüklüğü 2024 yılında 1 trilyon 942 milyar dolar ve yüzde 6,80’lik bir bileşik yıllık büyüme oranıyla 2032 yılına kadar 3 trilyon 288 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Avrupa yaşlı bakım pazarının da 2024 yılında 350 milyor 820 milyon dolar olarak belirlenirken pazarın 2032 yılında yüzde 620 milyar doları aşması bekleniyor.
Pazar büyümesi büyük ölçüde, bağlantılı ev cihazları ve akıllı ev teknolojisindeki artan benimsenme ve teknolojik ilerlemeyle destekleniyor. Dahası, tüketicilerin evleri ve işletmeleri için güvenli, kullanıcı dostu ve entegre çözümlere olan artan talebi, yaşlı bakım hizmetlerini tercih edilen modern erişim kontrol sistemi haline getiriyor.
Bu birleşen faktörler, yaşlı bakımı çözümlerinin benimsenmesini hızlandırarak sektörün büyümesini önemli ölçüde artırıyor.
Yaşlı Bakımı Pazarı Analizi
Kapılar ve kapılar için elektronik veya dijital erişim kontrolü sunan yaşlı bakım sistemleri, gelişmiş kullanım kolaylığı, uzaktan erişim yetenekleri ve akıllı ev ekosistemleriyle kusursuz entegrasyonları nedeniyle hem konut hem de ticari ortamlarda modern ev güvenlik ve otomasyon sistemlerinin giderek daha önemli bileşenleri haline geliyor.
Yaşlı bakımına yönelik artan talep, öncelikle akıllı ev teknolojilerinin yaygın olarak benimsenmesi, tüketiciler arasında artan güvenlik endişeleri ve anahtarsız giriş kolaylığına yönelik artan tercihlerden kaynaklanmaktadır.
Kuzey Amerika, hızla yaşlanan nüfus, artan sağlık harcamaları ve kişiselleştirilmiş evde bakım çözümlerine artan odaklanmanın etkisiyle 2024 yılında yüzde 42,26’lık en büyük gelir payıyla yaşlı bakımı pazarına hakim olacağı öngörülüyor.
Asya-Pasifik bölgesinin, 2025-2032 yılları arasında yüzde 18,22’lik bir bileşik yıllık büyüme oranıyla (CAGR) tahmin döneminde yaşlı bakımı pazarında en hızlı büyüyen bölge olması bekleniyor. Bu büyüme, Çin, Japonya ve Hindistan gibi ülkelerdeki büyük yaşlanan nüfus ve artan ekonomik kalkınmanın da desteğiyle gerçekleşiyor.
Hızlı kentleşme ve artan sağlık harcamaları, huzurevleri, destekli yaşam merkezleri ve geriatri hastaneleri de dahil olmak üzere yaşlı bakımı altyapısının genişlemesini kolaylaştırıyor.
İlaç sektörü en büyük paya sahip
İlaç sektörü, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve nörolojik bozukluklar gibi kronik ve yaşa bağlı rahatsızlıkları yönetmek için ilaçlara olan yüksek talep nedeniyle 2024 yılında yüzde 51,3’lük en büyük gelir payıyla pazara hakim durumda.
Yapılan uluslararası araştırmalara göre yaşlı bakımı pazarı, ürün türüne göre ilaçlar, konut ve yardımcı cihazlar olarak segmentlere ayrılmış durumda.
İlaç sektörünün hakimiyeti kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve nörolojik bozukluklar gibi kronik ve yaşa bağlı rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan ilaçlara olan yüksek talep sayesinde gerçekleşiyor. Reçeteli ilaçlara olan sürekli ihtiyaç, yaşlılara özgü formülasyonların ve devlet geri ödeme programlarının yaygınlaşması bu segmentin hakimiyetini destekliyor.
Hareketlilik yardımcıları, işitme cihazları ve görme iyileştirme teknolojilerine yönelik artan farkındalık ve kullanım sayesinde, yardımcı cihazlar segmentinin 2025-2032 yılları arasında en hızlı büyüme oranına ulaşması bekleniyor. Sensör tabanlı cihazlar ve yapay zekâ destekli izleme araçlarındaki yenilikler, yaşlı bireylerin günlük rutinlerini yönetme biçimlerini de dönüştürerek bağımsızlıklarını ve güvenliklerini artırıyor.
Hizmetlerde kurumsal bakım yüzde 48’lik paya sahip
Yaşlı bakımı pazarı, hizmet bazında kurumsal bakım, evde bakım ve yetişkin gündüz bakımı olarak segmentlerden oluşuyor. Kurumsal bakım segmentinin, 2024 yılında yüzde 47,8 ile en büyük pazar payına sahip olduğu görülüyor.
Bu pay, ağır veya kronik sağlık sorunları olan yaşlı bireyler için nitelikli bakım tesisleri, destekli yaşam merkezleri ve rehabilitasyon hizmetlerine olan yüksek talepten kaynaklanıyor. Profesyonel bakım personeli ve özel altyapının mevcudiyeti, segmentin liderliğine katkıda bulunuyor.
Evde bakım sektörünün, 2025-2032 yılları arasında en hızlı bileşik yıllık büyüme oranına (CAGR) sahip olması bekleniyor. Bu büyüme, yerinde yaşlanmaya yönelik artan tercih ve uzaktan izleme teknolojileri ve tele-sağlık ile desteklenen evde bakım hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla destekleniyor.
Aile odaklı bakım modelleri ve kişiselleştirilmiş hizmet planları da, özellikle gelişmiş ekonomilerde evde bakım hizmetlerinin cazibesini artırıyor.
Türkiye ‘yaşlanmakta olan’ toplum eşiğini aştı
Türkiye Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ve PwC Türkiye iş birliğiyle hazırlanan “Yaşlılık Politikaları Araştırması: Demografik Dönüşüm ve İhtiyaçlar” raporu TÜİK’in bu yıl Mart ayında yayımladığı ‘İstatistiklerle Yaşlılar’ raporu ülkenin hızla değişen demografik yapısını gözler önüne seriyor.
Türkiye, demografik olarak “yaşlanmakta olan” bir toplum eşiğini aşmış durumda. 2024 yılı itibarıyla 65 yaş üstü nüfus 9 milyon 112 bine ulaşarak toplam nüfusun yüzde 10,6’sini oluşturdu.
Bu rakam, son beş yılda yüzde 20’nin üzerinde bir artış gösterdi. Projeksiyonlar, bu artış hızının devam edeceğini gösteriyor; 2030’da yaşlı nüfus oranının yüzde 13,5’e, 2040 yılında yüzde 17,9’a ve 2060 yılında ise yüzde 27’ye yükseleceği öngörülüyor.
Türkiye’nin nüfusu oran olarak birçok OECD ülkesine kıyasla hâlâ genç olsa da, yaşlanma hızı OECD içinde en yüksek oranlarda.
Öngörülere göre 2050 yılına gelindiğinde, 65 yaş üstü nüfus bugüne kıyasla üç kattan fazla artacak. Bu demografik büyüme, yaşlı bakım hizmetleri pazarının mevcut hacmi görece küçük kalsa da, büyüme ivmesinin oldukça yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
Geleneksel olarak yaşlılar ağırlıklı olarak aile içinde bakım görse de, kentleşme, çekirdek aile yapısı ve kadınların işgücüne katılımı gibi toplumsal değişimler nedeniyle formel bakım hizmetlerine olan talep artıyor.
Kurumsal bakım kapasitesi yetersiz
Ülkede son 20 yılda yaşlı bakım kuruluşlarının sayısında istikrarlı bir artış yaşandı. 2002’de 63 olan kamuya ait huzurevi sayısı, 2020’de 158’e çıktı. Özel sektör ve diğer kurumlar dâhil edildiğinde, 2020 itibarıyla Türkiye genelinde 400’ün üzerinde huzurevi ve rehabilitasyon merkezi bulunmaktaydı ve buralarda yaklaşık 27 bin 500 yaşlı kalmaktaydı.
2024 yılında tüm kamu, özel ve STK kurumlarının toplam yaşlı bakım kapasitesi (35–40 bin kişi civarında), 9 milyonu aşkın yaşlı nüfus karşısında oldukça mütevazı kalıyor. Bu durum, formel bakım hizmetlerinde ciddi bir büyüme alanı olduğunu açıkça gösteriyor.
Kurumsal bakım yerine yerinde bakım (yaşlıların kendi evlerinde desteklenmesi) yaklaşımı kamu politikalarında da sıkça vurgulanıyor. Devlet, bakıma muhtaç yaklaşık 150 bin yaşlıya, aileleri tarafından bakımı sürdürebilmeleri için evde bakım ücreti (maaş) ödeniyor. 2828 sayılı Kanun kapsamında evde bakım desteği tutarı 2024 itibarıyla aylık 4 bin 336 TL düzeyine yükseltildi.
Kamu evde bakım hizmetlerinin kapsamı dar ve çoğunlukla kısa ziyaretlerle sınırlı kalırken, özel sektör büyük şehirlerde bu boşluğu dolduruyor. Evde bakım sektörünün Türkiye’de bakir bir yatırım alanı olduğu belirtiliyor. Yatırımcılar için özellikle ulusal çapta faaliyet gösterecek eğitimli hemşire ve bakıcılardan oluşan “evde bakım ajansı ağı” kurma fırsatıları da söz sonusu.
Stratejik bir alan olarak konumlandırıldı
Türkiye’de hükümet, çocuk, yaşlı ve engelli olmak üzere “bakım ekonomisi”ni son yıllarda stratejik bir alan olarak konumlandırdı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, bakım hizmetlerine yapılan harcamaları artık sadece sosyal yardım değil, aynı zamanda ekonomik büyüme ve istihdam yaratma aracı olarak görüyor.
12. Kalkınma Planı’nda (2024–2028), yaşlılara yönelik bakım hizmetleri niteliğinin artırılması öncelikli hedef olarak belirlendi.
Diğer yandan hükümet, geleneksel huzurevi modelinin yanı sıra alternatif bakım modellerini yaygınlaştırmayı teşvik ediyor. Yaşlı Destek Programı (YADES) gibi programlarla belediyeler aracılığıyla gündüz bakım merkezleri ve aktif yaşlanma merkezleri destekleniyor.
2020’de açıklanan planlar, yeni huzurevlerinin daha insani ve alışılmış çevreye yakın ortamlar yaratmak amacıyla apartman tipi, avlulu yerleşkeler ve küçük ev birimleri olmak üzere üç farklı tipte tasarlanmasını öngörüyor.
Özel sektör özendiriliyor
Özel sektör yatırımlarını özendirmek amacıyla çeşitli teşvikler mevcut. Özellikle en az 100 yatak kapasiteli huzurevi yatırımları, teşvik sisteminde avantajlı sınıfta yer alıyor.
Bu kapsamdaki projelere KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, düşük faizli kredi imkânı ve vergi indirimi gibi destekler sağlanabiliyor. Bir fizibilite raporuna göre, 100 yataklı bir özel huzurevi yatırımı, 6 yıl boyunca yüzde 25 SGK işveren prim desteği alabiliyor.
Özel huzurevleri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sıkı denetimine tabi. Bakanlık, yaşlılardan alınacak ücretlere üst sınır getiriyor. (2023 tavanı KDV hariç 52 bin 650 TL).
Ayrıca özel huzurevleri, kapasitelerinin yüzde 5’ini dar gelirli/yoksul yaşlılar için ücretsiz kontenjan olarak ayırmak zorunda. Bu uygulama, özel sektörün toplumsal sorumluluk üstlenirken, kamunun da özel sektör kapasitesinden faydalanmasını sağlıyor.
Bakım fırsatları üç ana grupta toplanıyor
Araştırmalara göre, yaşlı bakım sektörü yatırımcılar için üç ana segmentte önemli fırsatlar sunuyor: Kurumsal bakım tesisleri, evde bakım hizmetleri ve yaşlı bakım turizmi.
Türkiye’nin pek çok şehrinde, özellikle Anadolu’da, modern standartlarda huzurevi eksikliği mevcut. 30–100 kapasiteli orta ölçekli tesisler, hem yönetilebilir yatırım tutarı hem de yerel talebi karşılayacak esneklik sunacağı belirtiliyor. Başarı için güvenilirlik ve ulaşılabilir fiyat dengesinin tutturulması kritik.
Öte yandan üst gelir grubuna yönelik, 5 yıldızlı otel konforu ile 7/24 sağlık bakımını birleştiren lüks tesisler yeni bir segment oluşturuyor. Bu tesisler, SPA, özel diyet menüleri ve kişisel butler hizmeti gibi ayrıcalıklar sunuyor.
Büyük şehirlerin banliyölerinde veya turistik bölgelerde geliştirilebilecek bu konseptteki “yaşam köyleri”, hem gayrimenkul hem de hizmet gelirini birleştirme potansiyeli taşıyor.
Kamu-Özel İş Birliği (PPP) Gelecekte, şehir hastaneleri modeline benzer şekilde, devletin hizmet alım garantisi verdiği “yaşlı bakım kampüsleri” modelleri geliştirilebilir.
Büyüme tek haneli
Türkiye’deki yaşlı bakım hizmetleri pazarının yıllık yüzde 7–10 civarında yüksek tek haneli oranlarda büyüdüğü düşünülüyor. Önümüzdeki on yılda oluşacak “milyarlarca dolarlık” ekonomik ekosistem, sadece doğrudan bakımı değil, ilaç, medikal cihaz ve özel sigorta gibi alanları da kapsıyor.
Sektör yoğun emek gerektirdiğinden, işletme giderlerinin büyük kısmını yüzde 60-70 oranında personel maliyetleri oluşturuyor.
Yeni tesis kurma maliyetleri, mevcut bir binayı dönüştürme stratejileriyle düşürülebilse de, kaba inşaat maliyetleri 2023 itibarıyla metrekare başına 14-16 bin TL ($900/m²) düzeyinde. Ölçek ekonomisi, büyük projelerde birim başına maliyeti düşürdüğü için 100 yataklı tesisler, küçük tesislere göre maliyet avantajı sağlayabilir.
Özel huzurevlerinin ücretleri geniş bir bantta seyrediyor. Orta düzeyde bir özel huzurevinde aylık ücretler 2024 itibarıyla 15 bin – 30 bin TL aralığında, lüks segmentte ise bu ücretler üst sınıra yakın veya döviz bazlı olabiliyor. Şu an için özel sağlık sigortalarının kapsamı kısıtlı olduğundan masrafların çoğu hasta yakınları tarafından cepten karşılanıyor.
Genel tablo, doğru modelle çalışıldığında makul ve sürdürülebilir getiri elde edilebileceğini gösteriyor. Halihazırda faal olan ve doluluğunu oturtmuş birçok işletmenin net kâr marjının yüzde 10–30 bandında olduğu belirtiliyor.
Teşviklerle desteklenen bir yatırımın iç kârlılık oranının (IRR) yüzde 20’lerin üzerinde olabileceği, özkaynak getirisinin ise yüzde 30’lara yaklaşabileceği ifade ediliyor. Teşvikler, yatırımın geri dönüş süresini ciddi ölçüde kısaltma potansiyeli taşıyor; örneğin bir fizibilite raporunda 100 yataklı bir projenin geri dönüş süresi 12 yıl olarak hesaplanıyor.
Sonuç olarak, Türkiye’deki yaşlı bakım sektörü, güçlü demografik talebin kamu politikaları ve mali teşviklerle desteklendiği, yüksek büyüme potansiyeline sahip bir alan. Yatırımcılar için doğru lokasyon ve hedef kitle seçimi ile teknolojik entegrasyon, bu pazarda tatmin edici finansal getiriler elde etmenin anahtarı olacak.
Her 100 yaşlıdan 16’sı evde bakım desteğine muhtaç
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2024 yılı Mart ayında yayımladığı verilere göre, (Sonraki rapor tarihi 2026 Mart) yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, 2019 yılında 7 milyon 550 bin 727 kişi iken son beş yılda yüzde 20,7 artarak 2024 yılında 9 milyon 112 bin 298 kişi oldu.
Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2019 yılında yüzde 9,1 iken, 2024 yılında yüzde 10,6’ya yükseldi. Yaşlı nüfusun 2024 yılında yüzde 44,6’sını erkek nüfus, yzüde 55,4’ünü kadın nüfus oluşturdu.
Evde bakım desteğine ihtiyacı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 16,4 olarak kaydedildi.
Evde bakım desteğine ihtiyacı olan 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı 2023 yılında yüzde 16,4 oldu. Bu oran yaşlı erkeklerde yüzde 12,3 iken yaşlı kadınlarda yüzde 19,6 oldu. Evde bakım desteğine ihtiyacı olan 65-74 yaş grubundaki kişilerin oranı yüzde 10,5 iken 75 ve daha yukarı yaştaki kişilerin oranı yüzde 26,9 oldu.
Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan yaşlıların oranı yüzde 23,3 oldu
Yoksulluk ve yaşam koşulları istatistiklerine göre 2024 yılında toplam nüfusun yüzde 29,3’ünün yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken yaşlı nüfus için bu oranın yüzde 23,3 olduğu görüldü.
Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan yaşlı nüfus cinsiyete göre incelendiğinde, bu oranın yaşlı erkeklerde yüzde 22,3, yaşlı kadınlarda ise yüzde 24,2 olarak kaydedildi.
Yaklaşık her 4 haneden birinde en az bir yaşlı fert bulunduğu görüldü.
Türkiye’de 2024 yılında toplam 26 milyon 599 bin 261 haneden 6 milyon 726 bin 583’ünde yaşlı nüfus olarak tanımlanan, 65 ve daha yukarı yaşta en az bir fert bulunduğu görüldü. Diğer bir ifadeyle, hanelerin yüzde 25,3’ünde en az bir yaşlı fert yaşadığı görüldü.
Türkiye’de tek başına yaşayan yaşlı sayısı ise 1 milyon 750 bin 900 . Yaşlı bağımlılık oranı ise 2024 yılında yüzde 15,5 oldu.
Yaşlı bağımlılık oranı beş yılda yüzde 2,1 arttı
Çalışma çağındaki yüz kişiye düşen yaşlı sayısını ifade eden yaşlı bağımlılık oranı, 2019 yılında yüzde 13,4 iken bu oran 2024 yılında yüzde 15,5’e yükseldi.
Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre yaşlı bağımlılık oranının 2030 yılında yüzde 19,5, 2040 yılında yüzde 26,5, 2060 yılında yüzde 45,5, 2080 yılında yüzde 61,9 ve 2100 yılında yzüde 61,6 olacağı öngörüldü.
Deniz Demir






