İÇİMİZDE BİR YERLERDE MAHSUR KALAN İYİ İNSAN

ÇOK DOKUNANLAR RAFI-5

Siz de zaman zaman Candy Crush yahut benzer mantıkta tasarlanmış oyunlar oynar mısınız vakit geçirmek için? Hani bazen Candy Crush’ta bir hamle yaparsınız ve birden ekran kendi kendine patlayan şekerlerle dolar. Tek bir hamlenizle devasa bir hareket başlatırsınız ve sonra o etkileşim nihayete erene kadar yeni bir hamle yapamadan öylece izlersiniz.

İşte Can Yayınları’nın 2014’te yayınladığı ve bir süredir baskısı bulunamayan Romain Puértolas romanı “İkea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri’nin Olağanüstü Yolculuğu”, tam da böyle bir kitaptı benim için. Sanki bir Candy Crush ekranını izler gibi takip ettim yaşanan hadiseleri. Bunlar ilk bakışta çok absürt, çok “hadi canım!” olaylar gibi görünse de ağır çekimde pozisyon tekrarlarını izlemeye kalksanız hepsi de mantıklı bir dizilişle oturuyor, gerçek olmaması için hiçbir neden yok çünkü. İnanıyorsunuz. Üstelik yazar sizi bunların gerçekten yaşandığına inandırmak için hiçbir özel çaba harcamadığı halde. Harcasaydı inanmazdık zaten. Yazar sadece hikâyesini anlatıyor ve bunu gerçekten keyif alarak yaptığı her kelimesinden anlaşılıyor. Okurken güldüğümde, yazarken onun da güldüğünü hissetmem bundandı belki. İçimin titrediği, gözümün dolduğu yerlerde, onun da içinin sızladığından eminim. Ve umudun içime müthiş bir coşku bıraktığı yerlerde onun da aynı coşkuyla klavyenin tuşlarına bastığına inancım tam.

Yazar aslında bireysel bir hikaye anlatmıyor

Yazarın da sık sık adını yazmaya üşenerek “Fakir” olarak andığı karakterimiz, bir görev doğrultusunda, ertesi gün ülkesine dönmek üzere Hindistan’dan kalkıp Fransa’ya geliyor ve sonra şekerler patlamaya başlıyor. Birkaç gün içinde akıl almaz tesadüflerle birkaç ülkeye girip çıkıyor, pek çok insan tanıyor, hiç görmediği insanların hayatına değiyor ve nihayetinde bu planlanmamış yolculuk onu tamamen bambaşka bir adama dönüştürüyor. Kitap kısaca böyle özetlenebilir. Ancak tüm bu hikâyeyi aktarırken yazar aslında sadece bireysel bir hikâye anlatmıyor. Günümüz dünyasından oldukça etkileyici fotoğraflar da çekiyor bize. Fakir’in yol üzerinde karşılaştığı mülteciler üzerinden zerre ajitasyona girmeden, usul usul anlatılıyor mesela milyonlarca insanın yarası. Öyle usulca anlatılıyor ki, sizi katıla katıla ağlatmak üzere anlatılacak bütün hikâyelerin toplamından daha derin bir sızı bırakıyor içinizde.

Şahsi olarak beni en çok etkileyen ve kitabı Çok Dokunanlar Rafı’na itekleyense,

Fakir’in değişmeye karar verdiği an oldu

Biz insanlar değişimden hep çok büyük şeyler bekleriz. Bir anda, çok büyük bir etkiyle gelecek, çok büyük bir farklılık getirecek bir şeydir beklentinin sözlüğünde değişim. Oysa Fakir, kısacık bir an içinde, bir insanın onun “iyi” olduğuna inandığını hissettiği o kısacık anda, çok küçük bir kırılma yaşıyor içinde. Küçücük, sarsıntısız bir an aslında. Hissedilmez değil ama sarsıntısız. Elektroşok akımı olarak tanımlıyor yazar bunu ama öyle ucuz komedilerdeki iskeleti dolaşan ve saçları uçuran bir elektrik çarpması değil. Hani elektrikli kahve makinesine yanlışlıkla metal kaşık değdirdiğiniz an duyduğunuz o elektrik çarpması gibi… Biri bir an ona inanıyor ve Fakir de, tesadüfe bakın ki o an bunu hissediyor. Bu küçücük olay, bir insanı kökten değiştirmeye yeter de artar, kitap baştan sona bunu anlatıyor aslında bize.

Vermenin hazzına dair satırlarıyla, onu içinde hissedeceği doğru bir anda karşılaşan her okurda benzer bir değişime neden olabilir bu kitap. En azından öyle geliyor bana. Belki doğru anda okuyan biri, bir insana inanacak mesela. Önyargısız bakacak ona. O insan da doğru bir anında olacak ve hissedecek bunu… Evet, işimiz biraz fazla tesadüflere kalmış gibi ama bunlar büyük bir değişim yaratmak umudu karşılığında küçük bedeller. Risksiz bir kumar. Bunun gerçekleşeceğine inanmak, hiçbir şey kaybettirmez çünkü bize.

Bazı kitapları okurken, öğretmen olsaydım keşke derim ben

O kitabı öğrencilerime okutmak isterdim. Öyle sınavda soracağım filan da demezdim, stresle değil, keyifle okusunlar. “Bundan size not filan vermeyeceğim. Ama sizlerle tartışmayı çok istiyorum. Okuyun da bir ders, yetmezse iki ders bunu tartışalım, dersi kaynatalım,” demek istediğim kitaplar… “Bir İkea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakirinin Olağanüstü Yolculuğu” da o kitaplardan biri. Ne yazık ki epeydir yeni baskısı yok kitabın. Umarım Can Yayınları yeniden programına alır da daha çok kişiye dokunabilir.

Elif Nihan Akbaş

Paylaş

Son Yazılanlar

Ateşin Karşısında Filizlenen Bir Gelecek

Mutfak, insanoğlunun sadece fiziki gereksinimlerini karşılamak için sığındığı bir mekân değildir. Mutfak; toprağın, emeğin, kültürün ve insani değerlerin harmanlandığı sessiz bir mabettir. Tencerenin kaynamasında, tavanın

Ben Dinlerim, Bana Anlat

Sonra diyorum: “İyi ki siz varsınız.” Yani beni okuyanlar. Baksanıza, Uzun beni araştırmış, yapay zekâya sormuş benim hakkımda söylenenleri. Felsefi ve psikolojik yazılarımdan söz etmiş

Tatların Ve Dokuların Şiirsel Diyaloğu

Yemek insanoğlunun hafıza, kültür ve estetikle kurduğu en doğrudan temastır. Bir tabağın karşısına geçtiğimizde yalnızca malzemeleri değil, o malzemeye ruhunu veren şefin zihinsel dünyasını, coğrafyasını

İlişkilerde İspat Paradoksu

İspat paradoksu. Kendini var edebilmek için, kendine zarar vermek. Bir ilişkide görülmek istemek son derece doğal ve insani bir bağ kurma arayışıdır. Ancak bu sağlıklı

Cilt Dönüşümünden Doğan Marka

Bu Kore güzellik markası, kurucusunun inanılmaz cilt dönüşümünden doğdu Sosyal medyada viral olan her şeye, özellikle de içinde “vay be” faktörü içeriyorsa genel olarak şüpheyle

Merhamet Kubbelerin Altında Kalmasın

Gündelik hayatın telaşı içinde önünden geçip gittiğimiz camiler, sadece insanların ibadet ettiği mekanlar değildir. Bu topraklarda camiler, yüzyıllar boyunca sadece insana değil; kuşa, kediye, köpeğe

Gelenekten Geleceğe Tabaktaki Hafıza

Coğrafya, sadece üzerinde yaşadığımız sınırlar ya da harita çizgileri değildir. Aynı zamanda kuşaklar boyu biriken ortak hafızamızın ve kimliğimizin en somut taşıyıcısıdır. Bu hafızanın en

SpaceX için milyarlarca dolarlık imtihan

   Bu hafta, özellikle teknoloji şirketlerinin yöneticileri ve teknoloji hisselerinin yatırımcıları açısından oldukça tedirgin edici geçti. Yeni haftaya da endişeli giriyorlar. SpaceX için milyarlarca dolarlık

Emek ve kurumsal hafıza üzerine…

Bir an için hayal edin… Öyle bir şirkette çalışıyorsunuz ki, akşam olduğunda eve gitmek istemiyorsunuz. Çünkü orada yalnızca işinizi yapmıyor, üretiyor, “bi’ şeyler” inşa ediyorsunuz.

Başkentin Sessiz Hafızası

Ankara, dışarıdan bakıldığında gri binaların, bürokratik koridorların ve mesafeli yüzlerin şehri gibi görünür. Oysa bu kentin kendine has, içe dönük ve son derece derin bir