Orucun tarihi…

Oruç tarihler öncesinden beri tıbbi amaçlara, manevi amaçlara ve için vücudun denetimi için tutulurken günümüzde kronik hastalıklara sahip bireylerde sağlık denetimini tamamen hiçe saymaktadır.

Mezopotamya’dan Çin’e kadar hemen her bölgede; antik Yunan’dan Aztek’lere kadar pek çok kültürde oruç veya perhize rastlamak mümkündür.

Tüm insanlık boyunca detox ve arınma yöntemi vücudun gıdasız kalarak sadece su ile beslenmesini esas alan ve metabolitlerin ve ölü hücrelerin vücuttan uzaklaştırılmasını hedef alan manevi açıdan disiplin felsefesine dayanan detox -arınma kültürü dinlerin etkisi ile yerini tam açlığa gıdasız ve susuz kalmaya bırakmıştır. Peki orucu tutan ilk insan kim ?

ORUÇ TUTAN İLK İNSAN

Klasik dönemin en önemli tarihçilerinden Taberî (M.Ö 923) İslam tarihini anlatmaya Hz. Adem’den başlar. Çünkü Müslümanlara göre Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e kadar aslında tek bir din vardır: Peygamber adlarından hareketle Musevî, İsevi (Hıristiyan) gibi isimler alsa da, hepsi aynı inancın aşamalarıdır. Bu doğrultuda ilk orucu, ilk insan ve ilk peygamber, Hz. Adem’in tuttuğuna inanılır. Neden oruç tutulmaya başlandı ?

YENİ BAŞLANGIÇLAR İÇİN

Budizm gibi pek çok dinde oruç, manevi arınmayla birlikte yeni bir aşamaya geçiş olarak görülürdü. “. Bazı kültürlerde krallar, tahta geçmeden önce oruç tutuyordu. Benzer bir şekilde, Hindularda ve Yahudilikte gelinle damadın nikâhtan önce oruç tutması geleneğine rastlanır.

Yahudilikte af için oruç

YAHUDİLİKTE oruç, öncelikle tövbe etmek için tutulur. Farklı günlere yayılan çok sayıda oruç içinde en önemlisi 25 saat kadar süren Yom Kippur’dur.

Paskalya’dan önce

“TAM oruç” yanında “perhiz”, Hıristiyan ibadetlerinde merkezi bir öneme sahiptir. Bazı oruçlar şükran, bazısı da kefaret, yani günahlardan duyulan pişmanlık ve af için tutulurdu. Kilise oruç ve perhizleri belirli bir düzene koydu.

ORUCUN DETOKS ETKİSİ

Ramazanın  gelmesiyle birlikte günlük öğün sayılarımız ve beslenme ritmimiz değişmektedir. Son zamanlarda, orucun, vücuda faydaları açısından bilimsel araştırmalar çoğalmıştır. Bu sebeple IF diyetine olan ilgi de artmıştır.

İnsan bedeni, oruç tuttuğunu bağırsaklar son öğünde tüketilen besinlerin tamamını sindirdiği zaman yani, son öğünden 8 saat sonra kavrayabilmektedir. Vücut enerji ihtiyacını giderebilmek için, daha sonra bir karaciğerdeki ve kaslardaki glikozu kullanmaktadır. Bir sonraki aşamada ise enerji kaynağı olarak yağları kullanmaktadır. Böylelikle ağırlı kaybının sağlanmasına, kolesterol düzeyinin düşmesine ve diyabet riskini azaltmaya yardımcı olmaktadır.

Vücut 15. gün tamamen uyum sağlayıp oruç düzenine alışmaktadır. Geri kalan 15 günlük süreçte ise orucun etkisiyle vücutta detoks etkisi gözlemlenmektedir. Bu süreçte toksinleri dışarı atma olarak da nitelendirilen arınma olayı gerçekleşmekte aşırı besin yükünden kurtulmaktadır. Bu sebeple vücut hemen kendini daha hafif, enerjik ve güçlü hissetmektedir.

Toksik atıklar uzaklaştırılıp bedene yeni bir ritim ve biçim verilmektedir. Metabolik denge düzene girmektedir. Bağışıklık sisteminde artış görülür ve vücut kendi doğal fonksiyonlarına yeniden odaklanmaktadır.  Kalın bağırsak, böbrek ve deri toksinlerinden arınmaya başlar. Dr. Mahroof bu dönemde organların maksimum kapasitesine döndüğünü, konsantrasyon ve hafıza gücünün yeniden güçlenirken, enerjinin de arttığını vurgulamıştır. Vücudunuz enerji kaynağı olarak proteinleri kullanmadığı sürece Oruç arınma yöntemidir.  Manevi yaşamdaki değişiklikleri de kapsadığı için yalnızca bedeni toksinlerden arındırmak yerine bedeni ve ruhu toksinlerden ayırmaya yarayan, beslenme ritminde değişiklik sağlayan bir süreç olarak nitelendirebiliriz.

RAMAZAN AYINDA NELER YENMELİDİR?

İftarda peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, 10- 15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı besinler) ve aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.

Ramazan ayında yemeklerin pişirme yöntemleri de çok önemlidir. Özellikle ızgara, haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmeli, kavrulmuş, tütsülenmiş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır. Günde ortalama 2-2,5 litre su içmeye özellikle dikkat edilmelidir. Az su içilmesi durumunda vücut yorgunluk, dikkat güçlüğü, hafıza bozuklukları gibi sorunlarla karşı karşıya kalır. Enerji verirken sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları vb. içmeye özen gösterilmelidir ancak bunlar günlük su ihtiyacımızın giderilmesine yardımcı olmamaktadır. Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir. Kuru hurma, folik asit, potasyum, demir, fosfor, magnezyum, kalsiyum ve lif açısından zengindir. 2-3 adet kuru hurma 1 porsiyon meyve yerine geçtiği için tüketilebilir. Fakat kuru hurma, kan şekerinin ani yükselmesine sebebiyet verdiği için aşırı miktarda tüketilmemelidir.

Sahurda fazla besin tüketimi yerine, yavaş sindirilen ve uzun süre tokluk hissi veren proteinli ve lifli besinler tüketilmelidir. Örnek olarak

Tam tahıllı ürünler

Tam tahıllı buğday ekmeği, çavdar veya kepek ekmeği,

Süt ürünleri, (yoğurt, ayran, süt kefir, cacık vb.)

Yumurta,

Ceviz, kavrulmamış fındık veya kavrulmamış badem)

Menemen (yumurtalı, zeytinyağlı, soğanlı, biberli, domatesli, maydanozlu)

Şekersiz hoşaf veya komposto

Taze sebze ve meyvelerdir.

Rafine ürünlerden, beyaz undan yapılmış unlu mamullerden, hamur işleri ve şekerli gıdalardan uzak durmalıyız. Kızartma, kavurma, salam, sosis, sucuk gibi şarküteri ürünleri çok yağlı, çok baharatlı, tuzlu olduğundan bu besinlerden uzak durulmalıdır. Bu besinler daha fazla susamaya sebep olacağından oruç tutmayı zorlaştırabilmektedir.

KİMLER ORUÇ TUTMAMALIDIR?

Oruç tutmak sağlıklı iftar ve sahur menüsü ile beslenen sağlıklı bireylerin metabolizmasında herhangi negatif değişikliğe yol açmazken ancak böbrek hastaları, karaciğer yetmezliği, diyabet, kalp damar hastalığı ve yüksek – düşük tansiyon, GIS rahatsızlığı, serebrovasküler hastalığı olan bireyler, çocuklar, hamileler ve hamilelik sonrası dönemlerde oruç tutmaları oluşabilecek olumsuz etkiler açısından son derece yüksek risk taşımaktadır. Bu yüzden oruç tutmaları sağlık açısından önerilmemektedir.http://www.livhospital.com.tr

Dyt. Esra Şahin

Paylaş

Son Yazılanlar

Ya tiyatro izlememiş ya tarihten bihaberler

Belki bu yazı yayımlandığında, İsrail, İran’a yönelik misillemesini yapmış olacak. İsrail’in yapacağı misillemenin seviyesine göre belki İran bu kez başka bir saldırı düzenleyecek. Sonuçta burası

Tebrikler Fenerbahçe kadın basketbol

Bir sporcu için en büyük hedeflerdir bunlar. Yerelde şampiyonluk, bölgesel şampiyonluk, kıta şampiyonluğu ve uluslararası büyük turnuvalarda şampiyonluk. Zordur. Çok zor. Büyük sporcular, büyük takımlar

Yaygınlaşan yoksulluk yoksullaşan yaşlılık

İnsan bizim gibi bir ülkede yaşıyor ve azıcık da ekonomi ile ilgileniyorsa mutsuz oluyor, bu kesin… Bayramların gelişine, yaş alıp emekliliğe yaklaştığına, çalışmak zorunda olmayacağı

Gayrettepe’de İtalyan lezzetleri

Bu yazıda tanıtacağım mekan Akdeniz yemekleri, Akdeniz mutfağı ve özellikle İtalyan mutfağı sevenlere … Bir ülkenin geleneğini öğrenmenin en iyi yollarından bir tanesi o ülkenin yemek

Borsa ve altının gidişatı

Borsa İstanbul hızlı bir toparlanma ile haftayı yüzde 5.21 artış yaparak 6918 puandan kapandı. Yeni haftaya ise yükseliş ile başladı. Seçim haftasında borsanın kapalı olacak

Seçim Sonucunun Piyasalara Etkisi

Seçim başlığının ortadan kalkması ile ekonomide yol haritası takip edilecek. Belirsizlik ortadan kalktı. Enflasyonun ağır yükünün, siyasi sonuçlara etkisi hızlıca görülmüş oldu. Ekonominin ağır yükü