Savaşın toz dumanı dağılırken gerçekler

Savaşın toz dumanı dağılırken gerçeklerle yüzleşme paniği!..

Hemen herkes ‘İslamabad Mutabakat Zaptı’ imzalandığı andan itibaren bu ateşkesin çok kırılgan olabileceğini biliyordu. Birkaç gün sonra Hürmüz Boğazı ve çevresinde, İran İslam Cumhuriyeti ile ABD arasında sıcak çatışmaların başlamış olması kimseyi pek şaşırtmadı.

Kaldı ki mutabakatın şartlarından biri de İsrail’in Lübnan’a saldırılarının durdurulmasıydı ki, görüldüğü üzere öyle bir şey de olmadı. Ancak, büyük olasılıkla tüm bu olan bitenlere rağmen bu zapt çöpe atılmayacak. Çünkü İran’ın da, ABD’nin de, küresel piyasaların da nefes almaya ihtiyacı var!

Hele küresel piyasaların öyle çok ihtiyacı var ki, ilk tepkilere bakınca, sanırsınız ki bu ateşkesle ‘her şey çok güzel olacak’… Şimdi savaşın tozu dumanı biraz dağılmaya başladığında görülüyor ki, her şey belki de ‘daha belirsiz ve dalgalı olacak’!

HAM PETROL FİYATLARININ SERT DÜŞMESİ KISA VADELİ BİR EĞİLİM OLACAK GİBİ…

Zaptın imzalanmasının hemen ardından 90 dolarlardan 70 dolarlar seviyesine doğru çakılan hampetrolün varil fiyatının, 60 doların bile altına inebileceği iddiaları pek gerçekçi bir öngörü değil.
Bunun birkaç sebebi var…

Öncelikle, savaş boyunca Körfez bölgesindeki üretim tesislerine ve rafinerilerine yapılan saldırıların yarattığı hasarın onarılması ve savaş öncesindeki üretim seviyelerine gelmesi, iyimser tahminlerle iki yıl alacak.

Bu tespiti yapan Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency-IEA), küresel enerji sektörünün hemen hemen her verisine sahip olan uluslararası kurum…

Bunun yanı sıra, hampetrol fiyatlarının sert düşüşündeki sebeplerden biri Hürmüz Boğazı’nın kapanması sonrasında mahsur kalan dev tankerlerin tanklarındaki hampetrolün piyasaya sevk edilmesi…

Şunu da belirtmek lazım, varil başına 70 dolarlık fiyat, future piyasalardaki sözleşmelerin üzerindeki fiyat, spot piyasalardaki fiyat ise 70 doların oldukça üzerinde.

Bir diğen etken ise Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (Organization of the Petroleum Exporting Countries-OPEC) üretim kotalarını, küresel piyasada yaşanan krizin etkilerini olabildiğince azatmak amacıyla makul seviyelerde tutması.

Ayrıca OPEC + üyesi ülkelerin haricinde diğer petrol üreticisi ülkelerin üretimlerini olabildiğince artırmaları… Ancak bu ilelebet böyle sürmeyecek, çünkü doğal olarak, her üretici ülkenin hedefi, varil başına kâr marjını maksimize etmek.

Sonuç itibarıyla, bu sert düşüşün ardından büyük olasılıkla yıl sonuna kadar Brent petrolün 80 dolarlar civarında, New York Merchantile Exhange’de (NYMEX) ise 80 doların birkaç dolar altında işlem göreceğini söylemek gerçekçi bir tahmin olacaktır.

YÖN ARAYIŞI VE DALGALI SEYİR

İrrasyonel bir durumla karşılaştık, özellikle savaşın başladığı 28 Şubat’tan itibaren… Yatırım bankaları, BlackRock gibi dev yatırım fonları ve büyük piyasa aktörlerinin manipülasyon ve spekülasyonlarıyla, ABD borsaları başta olmak üzere, Borsa İstanbul gibi negatif ayrışanlar hariç, endenksler neredeyse hep yeşil kaldı.

Hem de yapay zekâ balonunun ne zaman patlayacağı tartışılırken… Aynı şekilde, emtialarda vadeli işlemler piyasalarında balonlar oluştu. Belirsizliğin ve savaşın maskelediği, karşılığı olmayan bir trend egemen oldu bu döneme! Şimdi, savaş geçici olarak bitmişken, birikmiş sorunlarla yüzleşmek gerekecek gibi…

Yapay zekânın öncülüğünde teknoloji hisselerine yönelik ilginin, bundan böyle tersine dönme ihtimali her zamankinden daha bariz. Geçen hafta yaşanan satıcılı piyasanın, kısa vadede devam etmesi pek şaşırtıcı olmaz. Aynı şekilde, SpaceX’in aşırı yüksek fiyatlamalarıyla gerçekleşen halka arzların da tarihlerinin ötelenebileceği beklenmeli…

OpenAI’ın halka arzının 2027’ye ertelenme ihtimali, bunun en açık göstergelerinden biri. Şimdi borsalardaki köpüğün alınma dönemine girme ihtimali çok yüksek. Zira yeni zirveleri test edecek bir zemin kalmadı.

Peki borsalarda sert düşüşüleri yumuşatacak bir etken olabilir mi? Savaşın bitmesiyle, başta ABD’de MAGA’cılar (Make America Great Again) ‘yeniden sanayi devrimi’ hedeflerini gündeme getirebilir.

Bu aynı zamanda orta ve küçük ölçekli sanayiye yeni teşviklerin hayata geçirilmesine yol açarsa, Russel 2000 Endeksi’nde sert yüselişleri getirebilir. S&P 500’de de benzer bir gelişmeye tanık olabiliriz.

Ancak Nasdaq’ta bir düzeltme olmadan yeniden bir yukarı yönlü hareket pek mümkün görünmüyor. Eğer ki, Fed yıl sonunda faiz artırımına gitmez, 2027’de ise indirim gündeme gelirse o başka!

DEĞERLİ METALLERDE KAFALAR BİRAZ KARIŞIK

28 Şubat öncesinde zirve üzerine zirve deneyen altın, gümüş ve diğer değerli metallerle, başta bakır olmak üzere endüstriyel metallerde yaşanan yukarı yönlü hareketler, savaş sürecinde hampetrol fiyatlarıyla ters korelasyona girerek ciddi oranda değer kaybetmişlerdi.

Şimdi savaşa ara verildiğine göre, önceki seviyelerine ulaşmaları mümkün olacak mı? İşte bu soruya verilecek net bir cevap yok. Büyük olasılıkla yukarı yönlü, ancak agresif olmayan hareketler izleyeceğiz. Belli direnç noktalarında kâr realizasyonlarıyla düşüşlerle de karşılaşmak mümkün.

Yatırım bankaları, ons altın için tahminlerini aşağı yönlü revize ediyor. Yıl sonu için 4,500, 4,800 ve 5,000 dolarlık öngörüler, 5,500-6,000 dolar civarındaki önceki örgörülerinin yerini alıyor. Büyük olasılıkla gümüş ikinci yarı yılda altına göre daha yüksek performans sergileyecek.

Endüstriyel metallerde de hafif yukarı yönlü hareketler beklemek gerek. Eğer ki, merkez bankaları politika faizi artırımlarını gündemlerinden çıkarırsa, o zaman hem değerli metallerde hem de endüstriyel metallerde fiyat artışları daha sert olabilir.

NEGATİF AYRIŞMA ALIŞKANLIK OLDU

Gelelim dertler küpü Türkiye’ye… Kış ve ilkbaharın karlı ve yağmurlu geçmesi sayesinde, geçen yıl yiyemediği kirazı bu yıl orta sınıf yiyebilece, papaz eriğini belki tadabilecek. Alt gelir grubunun hâlâ böyle bir şansı yok! Yani eylüle kadar sebze-meyve fiyatlarında görece bir sakinlik, gıda enflasyonunu bir parça düşürebilir.

Eğer ki kırmızı et, beyaz et, balık, süt ve süt ürünlerinde fiyat artışları çok yüksek olmazsa… Peki tüketici fiyatları endeksi (TÜFE)?.. Eğer Mayıs 2026’da aylık yüzde 2.75, yıllık 28.83 gelen yurtiçi üretici fiyatları endeksi (Yİ-ÜFE) dikkate alınırsa, o iş o kadar kolay değil!

Büyük olasılıkla yaz aylarını yüzde 1.5 civarı oranlarla atlatırız. Eylülden sonrası ise yeniden yükseliş beklenmeli… Enerji enflasyonunda bir düşüş olsa da, şimdi dile getirilen kadar ciddi bir düşüş söz konusu olmayacak. Hanehalki enflasyon beklentisinde bir düşüş var, bu doğru, ancak 4 puanlık düşüşe rağmen bu oran yüzde 49.7!.. Yani dezenflasyonda olumlu bir gelişme beklemeyin.

MAKROEKONOMİK DENGELER ŞAŞMAYA DEVAM EDİYOR

Dezenflasyon süreci hedeflerin çok gerisinde kalmaya devam ediyor. Dış ticaret dengesi azalıyor olsa da, dış açık hâlâ çok yüksek. Bütçe disiplinini ara ki bulasın. Doğrudan yabancı yatırımı bırakın, sıcak para girişi bile sıkıntılı. Döviz kuru baskılanmazsa ne olacağı belli değil.

Rezervler yetersiz… Yapısal reformlar yapılamadığından, vergi, hukuk, yatırım iklimi alanlarında tıkanıklıklar sürüyor. Yemiyor, şimdi de kayyım furyası gündemde… Beyaz et sektörünün 13 şirketine denetim kayyımı atanması saçmalığından geç de olsa dönüldü ama şimdi de akaryakıt sektöründe deneniyor! Böyle ülkeye doğrudan yabancı yatırım mı gelir?

Hâl böyle olunca, ihracattan gelecek döviz can alıcı önemde… Orada da sıkıntılart artıyor. TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği) tarafından her çeyrekte açıklanan ‘maliyet bazlı rekabet gücü endeksi’ (RGE) verilerine göre, başta ihracatçı imalat sanayii olmak üzere, ana metal sanayii hariç her sektörün rekabet gücü düşüyor.

2015’lerde 120 puanda olan endeks, şu anda 87.3 düzeyinde… Hammadde, ücret, finansman alanlarında ciddi dezavantajlar var. Bazı setörlerde ihracat hacmimizin düşüşünün artarak sürmesi çok muhtemel! Tekstil, hazırgiyim, şimdi de beyaz eşya sektörü zorda… Kimya, kauçuk-plastik, elektrikli teçhizat sektörlerinde de durum iç açıcı değil!

 

 ZORLU GRUBU’NUN FİNANSAL YENİDEN YAPILANDIRMA BAŞVURUSU İSTİSNAÎ Mİ?

Beyaz eşya ve ev tekstili sektörlerinde bir zamanlar Avrupa’nın önde gelen tedarikçilerinde olan Vestel ve Zorlu Tekstil gibi şirketleri bünyesinde barındıran Zorlu Grubu’nun finansal yeniden yapılandırma başvurusu yapıyor olması bu sebeple istisnaî bir durum değil.

Beyaz eşya ve elektronik devlerinin bazıları da iki yıldır zarar yazıyor! Reel sektörün yüksek faiz, yüksek enflasyon, baskılanan kur sebebiyle değerli kalan TL ve düşen rekabet gücü cenderesinde yaşadığı kriz, can suyu kredileriyle aşılacak gibi değil artık!
Bu tablo, ekonomi yönetimini ‘kırk katır mı, kırk satır mı’ çıkmazına sokalı bayağı bir zaman geçti. Ancak ikisinden birini tercih etmekte geç kalındığından, ne reel sektör nefes alabiliyor ne enflasyonun nefesi kesilebiliyor.

POLİTİKA FAİZİNDE YENİDEN MECBURÎ İNDİRİM GÜNDEMDE

Büyük olasılıkla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bir kez daha, erken olmasına karşın politika faizi indirimi döngüsüne girecek. Şimdilik bir hafta vadeli repo ihalelerine dönerek yüzde 40 olan efektif fonlama maliyetini yüzde 37 olan politika faizi düzeyine çekecek.

Bunun bedeli döviz kurlarında bir yükselme olabilir ki, zaten kur da baskılanıyor! Çok ciddi bir siyasî ya da ekonomik kırılma olmazsa, TCMB Para Piyasası Kurulu (PPK) toplantılarının olacağı 10 Eylül ve 22 Ekim tarihlerinde en az 100’er baz puanlık indirim beklenebilir. Reel sektöre bu ilaç olur mu? işte orası büyük bir soru işareti… Ya enflasyon?.. O bitmez! Gelecek yıl da bitmez, sonraki yılda!..

Süleyman Karan

Paylaş

Son Yazılanlar

Hafızadan Geleceğe Tabaklar

Toprağın Hafızasıyla Şekillenen Geleceğin Tabakları Toprak, insanın en köklü hafızasıdır. Ailemin köklerinin uzandığı Kayseri Develi’ye ve bu topraklara her gelişim, bendeki

Sadece 5 Dakikada Adalet!

‘Bir elin nesi var, iki elin sesi var’, atalarımız bu sözü boşuna söylememiş. Tek bir çığlık bazen gürültüde kaybolup gider ama

‘Güvenli limanlar’ sığınak değil!

Demek ki neymiş; ‘güvenli limanlar’ her fırtınada sığınak olmuyormuş! 28 Şubat 2026’da başlayan ABD-İsrail saldırılarına, İran İslam Cumhuriyeti’nin karşılık olarak savaşı,

Babamı orada bıraktım, orada buluyorum

Aklımın yazdığını, yüreğim bozuyor bazen. Yalanlayıp, mahcup ettiği yok ama birilerinin gözüne gireceğim diye ışıltısı, perdahından vazgeçmeyen cümlelerin kibrine “yoldan çekil”

Ve kedilerin sessiz tanıklığı…

Bahanelerin arkasına gizlenen hayatlar ve kedilerin sessiz tanıklığı… ​İnsanoğlu; kendini korumak, konfor alanından uzaklaşmamak ve rahatını bozmamak için tarihin en güçlü,