Bitter ve Umudun Rengi…

Geçtiğimiz günlerde kilometrelerce uzaktan, Zonguldak’tan aldım o içimi sızlatan haberi. Sevgili dostlarımın dünyalar tatlısı kedisi, evin neşesi Bitter, o anlık ve korkunç kedi refleksiyle balkondan aşağıya, gecenin belirsizliğine bırakmıştı kendini.

Ben İstanbul’daydım; fiziken yanlarında olamasam da kalbim, aklım, dualarım onlarla birlikte o karanlık sokaklardaydı. Telefonun ucundan destek olmaya, sakin kalmalarını söylemeye çalışırken içimdeki o tanıdık yumruyla baş başaydım. İki yıl önce Oksi’mi kaybetmiştim. O kayıp duygusunun nasıl berbat bir şey olduğunu çok iyi biliyorum.

​Evet, ev halkı tam anlamıyla perişandı. Uykusuz, endişe dolu, saniyelerin yıl gibi geçtiği koskoca iki gece geçirdiler. Ama en çok da evin küçük hanımefendisi Damla’nın o minik kalbi yoruldu. ‘Bitter kayboldu, bir daha asla geri gelmeyecek’ düşüncesi çocuk kalbine öyle bir ağırlık yaptı ki, o üzüntünün tarifi yoktu.

Bunu en iyi tüylü dostları olanlar anlar. Çünkü onlar bizim sadece ev arkadaşımız değil, çocuklarımızın büyüme yoldaşı, sessiz öğretmenlerimiz…

​Neyse uzatmayayım, tam umutsuzluk kapıyı çalmak üzereyken, gecenin o derin, el ayak çekilmiş sessizliğinde aramaya inatla devam ettiler Bitter’i.

​Ve nihayet, o mutlu son!

​Gündüz defalarca kontrol edilen, ‘Burada yok’ denilen o bahçedeki çalılıkların arasından, Bitter’in o ürkek, saklandığı şoktan yavaş yavaş sıyrılan minik mırıltısı duyuldu. İki günlük uykusuzluk, Damla’nın gözyaşları, evdeki o ağır sis bulutu Bitter’in kucağa alınmasıyla bir anda dağıldı gitti.

Damla’nın huzurla uykuya dalacağı bir gece… Ben de onlar kadar huzurla uyuyabildim. Gerçi bu ülkede huzurla uyumak ne kadar mümkün, onu da siz düşünün. Başımızı yastığa gerçekten huzurla koyduğumuz günlerin de geleceğine inancım var, bundan da umutluyum.

​Bu tecrübeden yola çıkarak benzer bir durum yaşayanlara seslenmek istiyorum: İnancınızı asla kaybetmeyin!

*​Kediler evden dışarı adım attıkları an büyük bir şok yaşarlar. Gündüz ne kadar seslenirseniz seslenin, korkudan adeta görünmez olurlar. Bitter’in hikayesinde olduğu gibi gündüz defalarca baktığınız, ‘Burada kesinlikle yok’ dediğiniz bir çalılığın veya bir araba motorunun içinde saatlerce kıpırdamadan durabilirler.

Bu yüzden aramaları mutlaka gece yarısından sonra, sokaklar tamamen sessizleştiğinde yapın ve hep aynı yerleri tekrar tekrar fenerle kontrol edin.

​*Sokakta bağırarak adını haykırmak, zaten şokta olan bir kediyi daha da korkutup saklandığı yerden çıkmamasına neden olur. Sanki evde onunla konuşuyormuş gibi sakin, yumuşak bir tonla seslenin. Yanınızda en sevdiği ödül mamasının kutusunu bulundurup o tanıdık çıtırtıyı ritmik olarak tekrarlayın.

​Unutmayın; o minik canlar dışarıdaki dünyaya karşı tamamen savunmasızlar. Eğer bir gün dostunuz kaybolursa, umutsuzluğa kapılmak yerine sakin kalın. Doğru zamanda, doğru yöntemle ve asla pes etmeden onu arayın. Çünkü onlar bizi hep aynı yerde, sadece bizim onları bulacak sabrı ve dikkati göstermemizi bekliyorlar.

​Böyle kayıpların bir daha hiç yaşanmaması dileğiyle…

​Sevgi ve merhametle kalın…

Derya Özkök

Paylaş

Son Yazılanlar

Benim gibi kaçıngan biri…

Benim gibi kaçıngan, kendi hamur kabının başında, şimdi neyi ne kadar koyacağını düşünen bir yabanın, ilkel düzeneği ile bir taş değirmeni

Dünyanın bütün yapay zekâ ajanları birleşin!

Kapitalizmin varoluşsal çelişkisini çözeceğini iddia ettiler, neredeyse ütopik sosyalistlerin ‘tembellik hakkı’na referans verdiler, artı değer sömürüsünü ortadan kaldıracağını bile ilan edenleri

Kalıplarla Yaşamak Büyük Çelişki

Kalıplarla yaşamak, belki de en büyük çelişkilerimizden biri. Bir yandan otomatik tepkilerimiz nedeniyle zihinsel olarak bizi zorlamayan bir durum; diğer yandan