İlişkinizin görünmeyen düşmanı siz misiniz?

İlişkileri kurmaktan daha zor bir süreç varsa o da aynı aşkla, tutkuyla, saygıyla devam ettirmek. Peki hiç düşündünüz mü, ilişkileriniz güzel başladığında ancak bir türlü devam etmediğinde suçlu gerçekten kim? Genellikle danışanlarımdan ve çevremden ilk duyduğum cümle, “Artık iyi bir sevgili/eş kalmadı, o eski zamanlarda imiş” oluyor. Ancak bence bu bahanelere sığınmak ve kurban psikolojisine girmek galiba en kolayı.

Kabul etmesi zor olsa da, bazen gerçekten uzun süre devam edebilecek ilişkileri siz kendi davranışlarınızla sabote ediyorsunuz. İşte ilişkinizi bozan görünmeyen düşman Siz kendiniz iseniz, bunu fark ettiğiniz gün değişim, güven ve iletişim konusunda çok büyük bir sayfa açtınız demektir. Bu değişimi gerçekleştirmeden ilişkileriniz her zaman ufak tefek sebeplerle bitmeye mahkum olacaktır.

Zayıf özgüven

“İnsan ilişkisini nasıl sabote eder ki “ dediğinizi duyar gibiyim. Örneğin aldatma (ve göz göre göre yakalanma) ilişkiyi bitirmenin ve kendinizi kötü eş olarak etiketlemenin bir yolu olabiliyor. Bir kişi, özellikle bir ilişki içinde olmayı veya sevilmeyi hak etmediğini düşünürse, ilişkiyi bilinçli veya bilinçsiz olarak bitirmek için aldatabiliyor. Aslında bu durum genellikle kendi zayıf özgüveninden kaynaklanıyor.

Aynı şekilde her şey iyi gitmesine rağmen, eşinize uzun vadeli bir taahhütte bulunmaktan kaçınıyorsanız, ilişkide belirsizlik ve güvensizlik yaratabiliyorsunuz.Eşinize hayatınızda bir öncelik olmadığını hissettiriyorsunuz.

Kin beslemek de ilişkileri sabote eden yaygın bir davranış olarak , sürekli gündeme getirildiğinde küskünlük yaratabiliyor ve güveni aşındırabiliyor.

Özellikle pasif agresif dediğimiz bir tutumla öfkenizi veya hayal kırıklığınızı dolaylı bir şekilde iletiyorsanız, yanlış anlaşılmalara ve kafa karışıklığına yol açabiliyorsunuz. Burada özellikle yüzleşmeden kaynaklanan olumsuz duyguları yaşamaktan korkan veya rahatsız olan bir parçanız var mı, ona bakmak gerekiyor.

Unutmayın, ne kadar küçük olursa olsun eşinizin çabalarını takdir etmek bir saygı göstergesi  ve onların olumlu eylemlerine değer verildiğini gösterebiliyor. Bu nedenle kasıtlı veya kasıtsız bu takdiri göstermediğinizde eşinize hafife alındığına dair bir sinyal göndermiş oluyorsunuz.

En önemlisi de kendini sabote eden bir dizi ilişki davranışı, net, açık bir şekilde iletişim kurmamayı içeriyor. Eşiniz zihninizi okuyamıyor.

O bir şey yaptığında ve siz başka bir şey beklediğiniz ama bunu asla iletmediğiniz için üzüldüğünüz oluyorsa; bir ilişkideki tüm kararları eşinizden hatasız almasını bekliyorsanız sağlıksız bir beklenti içindesiniz anlamına geliyor.

Mantıksız beklentileriniz karşılanmadığında, ilişkinin yürümediğine kendinizi ikna etmenize izin verebiliyor ve  ayrılmak için bir neden yaratabiliyorsunuz.

Geçmişte incinmiş olmak, bir koruma aracı olarak kendi kendini sabote etmeye yönelmenize neden olan bir savunmasızlık korkusu yaratabiliyor. Kırılganlık korkunuz varsa  yakınlıktan veya reddedilme olasılığından korktuğunuz için kendinizi  eşinizden duygusal olarak uzak tutabiliyorsunuz.

İlişkinde kendini sabote etmeyi durdurabilirsin

Bir ilişkide kendini sabote etmenin altında yatan nedenleri iyileştirmek, bu davranışları ortadan kaldırmanın ilk adımı. Öncelikle sabote edici davranışlarınızın nereden geldiğini öğrenmelisiniz. Sizden derinlere inmenizi ve muhtemelen geçmiş deneyimlere bakmanızı istiyorum. Çocukken terk edilmiş olabilirsiniz, bu yüzden gizlice herkesin sizi de terk etmesini bekliyorsunuz.

Bu, sizi incitme şansı bulamadan insanları uzaklaştırmanıza neden oluyor. Ya da kendinize olan saygınız düşük olabiliyor ve eşinizden onay alma ihtiyacınız sizi onun geri adım atmasına neden olacak davranışlara itebiliyor. Onlara aşırı derecede muhtaç görünebiliyorsunuz. Bunlar davranışınıza neyin sebep olabileceğine dair sadece iki basit örnek.

Sabote edici davranışlar genellikle korkudan kaynaklanıyor. Diğer kişinin sizi inciteceğinden, sizi terk edeceğinden veya başka birçok şeyden korkuyorsunuz. Gelecekte ilişkiyi mahvedecek bir şey yapacağınızdan korkuyor olabilirsiniz, bu yüzden şimdiki zamanda ilişkiyi mahvetmenize neden oluyorsunuz.

Benlik saygınız düşükse, partneriniz kadar iyi birini hak etmediğinizi düşündüğünüz için ilişkinizi sabote ediyor olabilirsiniz. Bu doğru değil. Ama inanmaya devam ettiğiniz sürece bu inançla hareket edeceksiniz.Muhtemelen başkalarını sevmek için kendinizi nasıl seveceğinizi bilmeniz gerektiğinin söylendiğini duymuşsunuzdur.İşte Size bunu hatırlatmak istiyorum.

Bilinçaltınızda ilişkinizi sabote eden şeyler yapmakta olduğunuzu biliyorsanız ve ilişkinizin bitmesini istemiyorsanız, bu konuyu eşinizle konuşmanız gerekiyor.Bunun, duyguların hararetinde değil, sakin olduğunuzda yaptığınız bir konuşma olduğundan emin olun. Ne yaptığınızı gördüğünüzü ve bunun nereden geldiğini düşündüğünüzü ona anlatın.

Hayat arkadaşınızla ilişkiniz hakkındaki korkunuzu ifade edebiliyorsanız ve sonra bunu onlarla tartışabiliyorsanız, bu korkuyu aşmak için en önemli adımı atmışsınız demektir. Eşinizin davranışınızın nereden geldiğini bilmesi çok yararlı olabiliyor.

Eşiniz mücadeleniz konusunda bu kadar açık davranarak ona güvendiğinizi bildiğinde, ilişkinizi yürütme konusunda ciddi olduğunuzu görebiliyor. Çoğu zaman, kendi kendini sabote etme davranışına eğilimli bir kişi, bu davranışı tetikleyecek belirli tetikleyicilere sahip oluyor ve bu tetikleyicileri öğrenmek ve paylaşmak, ilişkiyi kurtarabiliyor.

İrem Hattat

Paylaş

Son Yazılanlar

Babamı orada bıraktım, orada buluyorum

Aklımın yazdığını, yüreğim bozuyor bazen. Yalanlayıp, mahcup ettiği yok ama birilerinin gözüne gireceğim diye ışıltısı, perdahından vazgeçmeyen cümlelerin kibrine “yoldan çekil” deyiveriyor. Epeydir babasızlar zamanını

Geçmişten Geleceğe Ulaşan Evrensel İzler

Masaya gelen her tabak, aslında toprağın zamana yazdığı sessiz bir mektuptur; insanın coğrafyayla kurduğu en eski, en samimi diyalogdur. İçindeki her malzeme asırların birikimini bünyesinde

Ve kedilerin sessiz tanıklığı…

Bahanelerin arkasına gizlenen hayatlar ve kedilerin sessiz tanıklığı… ​İnsanoğlu; kendini korumak, konfor alanından uzaklaşmamak ve rahatını bozmamak için tarihin en güçlü, en aşılmaz kalkanını icat

Hititlerin Başkenti Çorum Unesco Yolunda

Ateş, insanlık tarihinin en eski ve en güçlü bağlayıcı unsurudur. İlk ateş yakıldığında sadece ham maddeler pişmedi. İnsanı bir araya getiren topluluklar, köklü sosyal bağlar,

Bir türlü yetişkin olamayan toplumuz

Çocukluk ve gençlikte büyüyüp yetişkin olmak çok uzak geliyor. Büyüyünce yaparım dediğiniz ve yapmak istediğiniz çok fazla şey oluyor. Ama o uzak gelen yetişkinliğe o

Üretimin Yavaş Manifestosu Dokuma

İstanbul’un güncel sanat sahnesinde farklı disiplinleri ortak bir düşünsel zeminde buluşturan Rastlaşmalar Vol. 2: The Art of Frugal Hedonism, 42 Maslak ArtPlatform’da sanatseverlerle buluşuyor. Esmer

Mafyayı Mevlana ile soslamak!

Oyunculuğunu çok sevdiğim Elçin Sangu’nun başrolde olduğunu görünce, büyük bir hevesle Netflix’in başına geçip ‘Uykucu’ filmini açtım. Fakat daha ilk sahnelerden itibaren karşımda ne amaçla