Her Tabağın Bir Hikayesi Var

Geçtiğimiz günlerde, Türkiye’nin gastronomi sahnesinde iz bırakan iki özel davette bulunma şansı yakaladım. İlki, Bodrum’un büyüleyici atmosferinde, Gault&Millau Türkiye Turu’nun “Signature Dining Experience” serisinin ikinci buluşmasıydı.

Diğeri ise İstanbul’da, Rixos Tersane’de, İncili Gastronomi Rehberi’nin 2025 edisyonu için hazırlıkların start aldığı unutulmaz bir gece. Her iki davet de sadece lezzetlerin değil, bir ülkenin mutfak kültürünü yüceltme çabasının birer yansımasıydı.

Sofralarda yemekten fazlası vardı: hikayeler, emek ve tutku.

Bodrum’daki Gault&Millau etkinliği, Karma Bodrum’un ev sahipliğinde gerçekleşti.

Akşam kokteyl esnasında başlayan keyifli sohbetler ve müzikle renklendi. Misafirler, Bodrum’un sıcak yaz akşamında, denizin esintisi eşliğinde bir araya geldi. Asıl büyü ise akşam yemeğinde yaşandı.

Üç değerli şef, Mehmet Akdağ, Tekuna Gachechiladze ve Joe Barza, farklı kültürlerden esinlenen bir menüyle konukları adeta bir lezzet yolculuğuna çıkardı.

Zeytinyağlı beyaz asma yaprağından ahtapotlu acılı humusa, Bodrum mandalinası marmelatlı saganaki peynirinden yavaş pişmiş kuzu koluna kadar her tabak, damakta iz bırakan bir hikaye anlatıyordu.

Tatlıda sunulan yoğurt dondurması ve kıtır karamelli muhallebi ise geceyi tatlı bir veda ile taçlandırdı. Şeflerin her bir tabağında, yerel tatlarla uluslararası dokunuşların uyumu hissediliyordu.

Sözen Group CEO’su Gökmen Sözen’in ülkemize kazandırdığı Gault&Millau’nun Türkiye’deki gastronomi sahnesine getirdiği bu küresel bakış açısı, Anadolu’nun zenginliğini dünya sahnesine taşıyan bir köprü gibiydi.

İstanbul’daki İncili Gastronomi Rehberi gecesi ise bambaşka bir atmosfer sundu.

 

Rixos Tersane’nin zarif ambiyansı, onur kurulu üyeleri, proje ortakları ve paydaşlarını bir araya getirdi.

Ben de bu rehberin onur kurulu üyesi olmaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha hissettim.

Bu gece, sadece bir rehberin yedinci edisyonunun hazırlık süreci değil, Türkiye’nin mutfak mirasını geleceğe taşıma azminin de bir göstergesiydi.

 

Masalarda, bir ülkenin gastronomi yolculuğundaki kararlılık konuşuluyordu.

Executive Chef Efe Anıl Çetin’in önderliğindeki usta mutfak ekibinin dokunuşlarıyla hazırlanan menü geceye damgasını vuran bir başka unsurdu. Türk, İtalyan ve Uzak Doğu mutfaklarından ilham alan menü geceye özel yorumlanmıştı.

İstanbul usulü mezelerin arasında yer alan zarif tuna tataki, dana etli Gyoza ve wasabiyle ferahlatılmış salatalık sorbe sofraya gelen her lezzet gibi kusursuzdu.

Ancak tüm konukların kalbini çalan ve gecenin gerçek yıldızları olarak anılan iki tabak vardı.

Birincisi közde patates ve bezelyeyle sadece süslenmiş olmasına rağmen damağı büyüleyen zeytinyağında demlenmiş deniz levreği; ikincisi ise sunumundaki narinliğiyle baştan çıkaran fıstıklı çilekli turta.

Her bir tabak, Türkiye’nin mutfak zenginliğini ve çeşitliliğini gözler önüne seriyordu.

Sofralarda yankılanan sohbetlerin ve yeni fikirlerin enerjisi, bu çabanın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlattı.

Sevgili Müge Akgün’ün ülkemize kazandırdığı İncili Gastronomi Rehberi’nin, sadece restoranları değil, bir kültürü yüceltme misyonu bu gecede kendini güçlü bir şekilde hissettirdi.

Türkiye’de gastronomi rehberlerinin, özellikle Gault&Millau ve İncili Gastronomi Rehberi gibi oluşumların, mutfak kültürümüz üzerindeki etkisi büyük.

Gault&Millau, uluslararası standartlarıyla Türkiye’nin lezzetlerini küresel bir sahnede tanıtırken, yerel tatlara saygı duyan bir yaklaşım sergiliyor.

Bodrum’daki menüde, Anadolu’nun zeytinyağlılarından Gürcü ceviz sosuna, Lübnan’ın humusundan Bodrum’un mandalina esintilerine kadar geniş bir yelpaze vardı.

Bu çeşitlilik, Türkiye’nin mutfak zenginliğini dünya sahnesine taşıma gücünü gösteriyor.

İncili Gastronomi Rehberi ise daha yerel bir bakışla, Anadolu’nun her köşesindeki saklı lezzetleri gün yüzüne çıkarıyor.

Bir Ege balıkçısı, bir Antep kebapçısı ya da bir Karadeniz lokantası, bu rehberle sadece yerel bir sır olmaktan çıkıyor; ulusal bir gurur haline geliyor.

Derecelendirme sistemleri, gastronomi dünyasında bir pusula gibi.

Eskiden bir restorana giderken sadece kulaktan kulağa tavsiyelere güvenirdik.

Şimdi bu rehberler, hem lezzet severlere yol gösteriyor hem de restoranları daha iyisini yapmaya teşvik ediyor.

Bir şef, mutfağında yeni bir tarif denemeye cesaret ediyor; bir mekân, misafirlerine daha iyi bir deneyim sunmak için çabalıyor.

Bu, sadece bir ödül ya da puan meselesi değil; bir kültürün kendini yeniden inşa etmesi.

Yerel mutfaklar, bu rehberler sayesinde değer kazanıyor.

Mesela Adana’daki bir kebapçı ya da Çeşme’deki bir balıkçı rehberlerin radarına girince o bölgenin turizmine de, ekonomisine de katkı sağlıyor.

Kısacası bir tabak yemek, bir bölgenin hikayesine dönüşüyor.

Çünkü her lokmada bir toprağın, bir insanın, bir geleneğin izi var.

Gault&Millau’nun uluslararası vizyonu, İncili Gastronomi Rehberi’nin yerel duyarlılığıyla birleşince, Türkiye’nin mutfak sahnesi daha da parlıyor.

UNUTMAMAMIZ GEREKEN GERÇEK

Her lokma, bir toprağın hafızasını, bir insanın emeğini ve bir kültürün ruhunu taşır; gastronomi, sadece damakları değil, kalpleri ve hikayeleri de birleştirir.

Reha Tartıcı

Paylaş

Son Yazılanlar

Bulutlardan Kalan

Benzetmeler, bezemelerle dolup, rotasına aldırışsız hale geliverdiğini gördüğüm kayığımdan, dalgalı bir denizde yanaşmaya niyetlendiğim kıyıya atacağım halatı tutacak, bu yolculuğa son verecek birini arıyordum. Yine

Michelin’de ulusal seçkiye hazır mıyız!

Bu yazı, ne ölçüsüz övgü ne de kolaycı bir eleştiri için. Esas mesele, Michelin Rehberi’nin yarattığı etkileri soğukkanlı bir bakışla değerlendirmek ve doğru soruları sormak.

Şehrin Kalbinde Hatıra Sofrası

İstanbul’un meyhane kültürü, şehrin belleğinde derin izler bırakmış bir yaşam biçimi. Yüzyıllar boyunca dostlukların pekiştiği, edebiyat ve sanat sohbetlerinin yapıldığı, bazen neşenin bazen hüznün paylaşıldığı

Aynayı önce kendimize çevirelim

Doğanın dengesini bozanın köpekler olmadığını hepimiz biliyoruz! Sokaklarda yaşamaya çalışan ve yüzlerce yıldır bizimle birlikte; mahallemizde, okulumuzda ya da kapımızın önünde bizi kollayan, depremlerde kurtarma

Gastronomi Artık Bir Kültür Hareketi

Son yıllarda gastronomi, yalnızca lezzetlerin yarıştığı bir alan olmaktan çıktı. Artık şefler, işletmeler, değerlendirme sistemleri ve festivaller yemek üzerinden toplumsal bir dil kuruyor. Bu dil;

Sinop’ta tarih ve lezzet yolculuğu

GELENEKTEN GÜNÜMÜZE BİR TARİH VE LEZZET YOLCULUĞU Her sene olduğu gibi, Palamutların bolluk döneminde bu sene yine Lakerda Festivali için Sinop’taydık. Kentin zengin balıkçılık kültürünü,

Doğayla Uyumlu Bir Lezzet Anlatısı

İtalya mutfağı, yalnızca lezzet değil; kimlik, kültür ve hafızanın birleşimidir. Her bölge, kendi ürününü ve anlatısını sofraya taşır. Bu çeşitlilik içinde Parma mutfağı, sadeliği zarafetle