Ramazan ayının, İstanbul’un tarihî ve kültürel dokusu içinde bambaşka bir anlamı var. Şehrin dört bir yanında kurulan sofralar, aileleri, dostları bir araya getiriyor. Son yıllarda dikkatimi çeken konu; otellerin iftar menülerine gösterdiği özen.
Eskiden daha çok geleneksel lokantalar ve ev sofraları ön plandayken, artık oteller de Ramazan ruhunu en iyi şekilde yansıtan menüler hazırlamak için büyük bir çaba harcıyor. Lüks oteller, hem geleneksel Osmanlı ve Türk mutfağını hem de modern sunumları harmanlayarak iftar deneyimini adeta bir gastronomi şölenine dönüştürüyor.
Ayrıca, birçok otel sürdürülebilir malzemeler, organik ürünler ve sağlıklı beslenmeye yönelik dokunuşlarla iftar menülerini daha da özel hale getiriyor. Bu durum ramazan ayında İstanbul’da olan yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor. Bir bakıyorsunuz otel restoranlarında turistler heyecanla, yemek için iftar saatini bekliyorlar.
İster Sultanahmet’te tarihî bir atmosferde, ister lüks bir otelin restoranında ya da Boğaz kıyısında bir huzur eşliğinde nice güzel iftarlar diliyorum ve seçenek çok daha fazla ama kendi iftar rotamı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Gastronomik deneyimden bahsediyorsak Avlu Restoran, İstanbul’un en iddialı ve de keyifli lezzet noktalarından biri. Avlu mutfağında imzası olan isim ise, Four Seasons Hotel’in executive şefi Özgür Üstün. Coğrafyamızın yerel ürünleriyle harika tabaklar çıkaran başarılı şefin iftar menüsü de doğal olarak lezzet garantili.
Her akşam canlı fasıl grubunun ezgileri eşliğinde sunulan menü, günün leziz çorbasıyla başlıyor, odun fırınında lahmacun, içli köfte, Kayseri mantısı, tereyağlı pirinç pilavı, terbiyeli kereviz yemeği gibi mükemmel lezzetler paylaşımlı olarak sunuluyor. Karışık turşu çeşitleri, koruk suyu, şalgam suyu, hardaliye gibi fermente ürünler de sırada. Ana yemekte iş biraz zorlaşıyor.
Çünkü, ‘Ballı Mahmudiye’, ‘Hünkâr Beğendi’, ‘İskender Kebabı’, ‘Fırında Kuzu Yahni’ ve ‘Kömür Izgara Seçenekleri’ arasında kalıyorsunuz. Ama şu konuda içiniz rahat etsin hangisini seçerseniz seçin masadan mutlu kalkıyorsunuz. Antep fıstığı, manda kaymağı ve ılık süt eşliğindeki künefenin yanı sıra La Pistache’nin özenle hazırladığı tatlı büfesi de baş döndürüyor. Avlu Ramazan için özel olarak dekore edilmiş.
Raffles İstanbul’un dünyadan özel seçkileriyle birlikte Anadolu’ya ve geleneksel lezzetlerimize her zaman sahip çıkan bir otel olması hep dikkatimi çekmiştir. Bu yıl da iftar büfesinde Türkiye’nin 7 bölgesinden yöresel lezzetlerle müthiş bir lezzet yolculuğu yaptım.
Raffles’a gidenler, Hataylı şeflerin özenle hazırladığı Osmanlı mezeleri, odun ateşinde pişen ızgara ve kebap çeşitleri, Raffles İstanbul’un dillere destan döneri ve geleneksel Türk tatlılarıyla, unutulmaz bir iftar deneyimine hazır olsun. Özellikle tandır tavsiyemdir. Ramazan ayı boyunca her gün fasıl olduğunu da bilgi olarak paylaşıyorum. Ayrıca 6 yaş ve altına ücretsiz, 7-12 yaşa ise yüzde 50 indirim yapılıyor.
Tuğra Restoran, Çırağan Sarayı’nın büyüleyici atmosferi içinde bir İstanbul klasiği. Şef Emre İnanır ise, Tuğra’da gelenekselleşen bir çok lezzeti çağdaş yorumlarla buluşturup geleceğe de ışık tutan reçeteleriyle müthiş menüler oluşturuyor. Tuğra’nın geleneksel iftar menüsü, iftariyeliklerle açılıyor.
Kars’ın grayver peyniri, Ezine’nin beyaz peyniri, Erzincan’ın tulumu ve Kayseri’nin benzersiz pastırması, manda kaymağı ve Marmaris’in çam balı gibi seçkin tatlar, Medine hurması, kuru incir ve kayısı gibi doğal lezzetlerle bir araya geliyor. El yapımı reçeller, zeytinyağlı Antakya kısırı, safranlı soğanlama ve ekşili yaprak sarma gibi geleneksel zeytinyağlılar ise damakları lezzetlendiriyor.
Menünün devamında, Anadolu’nun zengin çorba kültürünü yansıtan Malatya mercimek çorbası ya da şefin günün özel çorbası seçeneği sıcacık bir başlangıç sunuyor. Ardından, sıcak başlangıçlar geliyor. Ekşili kuru dolma, çıtır oruk ve levrekle doldurulmuş kabak çiçeği, badem taratoru ve vişneli yoğurt gibi eşsiz tatlar, geleneksel tariflerin modern sunumlarla buluştuğu lezzet anlarına ev sahipliği yapıyor.
Ana yemeklerde, Osmanlı mutfağının zarafeti ve modern pişirme tekniklerini görüyoruz. Közlenmiş patlıcanlı yoğurt üzerinde sunulan kavrulmuş dana etiyle hazırlanan alinazik, firik bulguru ve mürdüm eriği sosuyla tatlandırılmış kuzu taraklık ya da rezene püresi ve elmalı ekşi sos eşliğinde sunulan ızgara levrek gibi seçenekler, Ramazan sofralarını birer saray ziyafetine dönüştürüyor.
Çırağan’da Borsa iftarı
Klasik Türk ve Osmanlı mutfağının yanı sıra Anadolu’nun yöresel mutfaklarına da sahip çıkan Borsa Restoran Türk gastronomisin öncü işletmelerindendir. Özgün lezzetleriyle oluşturduğu iftar menüsünü sadece Ramazan ayı için Çırağan Palace Kempinsky Akdeniz Restoran’da sunduğunu duyduğumda çok mutlu oldum.
İstanbul’un iki klasiğinin buluşmasından müthiş bir ev sahipliği çıkmış ortaya. Kandilli’deki restoranında da iftar vermeye devam eden Borsa’nın menüsü Kayseri pastırması, Akçaabat Tereyağı, Vakfıkebir pidesi ve peynir çeşitleri gibi lezzetlerle başlıyor.
Günün çorbası, zeytinyağlılar, salata, sıcak başlangıçlar arasında, Tonya telli peyniriyle hazırlanan Karadeniz pidesi, Borsa’nın meşhur su böreği, etli karalahana sarması ve mandıra yoğurdu, Ana yemeklerde ise ayrı ayrı hazırlanan üç farklı lezzet yer alıyor. Et döner kebap, ızgarada pişirilmiş Borsa usulü köfte ve hünkar beğendi eşliğinde “Konya” usulü taş fırında kuzu tandır. Her biri geleneksel tariflere sadık kalınarak özenle pişiriliyor.
Peninsula’da mutlu eden tatlar
Tarihî Yolcu Salonu’nun görkemli hatırasından izler taşıyan Peninsula The Lobby’de, iftariyelikler ve soğuk meze çeşitleri büfede sunuluyor. Çorbalar, sıcak başlangıçlar ve ana yemek seçenekleri ise, à la carte olarak servis ediliyor. Geleneksel Türk tatlıları ve baklava büfesi, pastane şeflerinin zarif sunumları hemen göze çarpıyor.
Ara sıcaklarda paçanga böreği ile içli köfte, ana yemeklerde kuzu incik, ali nazik, Tire köftesi, çökertme kebabı ve karışık ızgara tabakları ön plana çıkıyor. Geleneksel lezzetlere serin şerbetler ve ev yapımı limonata eşlik ediyor. tatlılar ise gözlere de damaklara da hitap ediyor. Kısaca mutluluk verici bir iftar menüsü. Bu arada otelde konaklayanlar da sahurda unutulmuyor bilgisini not olarak buraya bırakıyorum.
“Mutfakta eşitlik var”
Ramazan ayının en anlamlı iftar etkinliklerinden biri de Metro Türkiye’nin Ramazan ayında, profesyonel mutfaklarda toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemine dikkat çekmek amacıyla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel olarak kadın şefleri bir araya getirmesi oldu.
Seraf Restaurant’ın şefi Sinem Özler’in sektörün genç kadın şefleriyle birlikte hazırladığı “Mutfakta Eşitlik Var “ temalı, iftar sofrasında, kadınların mutfaktaki emeği ve yaratıcılığı konuşuldu.
Seraf’ın mutfağına konuk olarak menünün hazırlanmasına emek harcayan genç kadın şefler; Apartıman Yeniköy’den Aslı Yüksel, Muutto’dan Bahar Karadaş, Neolokal’den Elçin Erik, Nicole’den Hale Berra Tüysüz, Seraf’ın kendi mutfağından Gökçe Gündemir ve 35 Yaş Altı 3 Şef Yarışması Jüri Özel Ödülü sahibi Buse Uca Aydın kazandıkları deneyimi, öğrendikleri yeni teknikleri ve tarifleri anlatarak tecrübelerini paylaştılar.
Seraf Vadi’de düzenlenen iftar yemeğinde etkinlik amacını, Metro Türkiye CEO’su David Antunes anlattı: “Metro Türkiye olarak gastronomi sektörünü geliştirmek, daha iyi servis, çözüm sunabilmek adına birçok çalışma gerçekleştiriyoruz. Fırsat eşitliği de bunlardan bir tanesi.
Bu doğrultuda kadın girişimci ve kadın kooperatifleri ile çalışıyor, ekosistemimizin en önemli oyuncularından olan işin mutfağındaki kadın şeflerimiz ile iş birliklerini önceliklendiriyoruz. Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü bir vesile olarak görüp, tekrar bu eşitliğin önemine dikkat çekmek istedik ” Sinem Şef ise, kadınların birleştirici gücüne tüm dünyanın ihtiyacı olduğuna dikkat çekti.
İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye genelinde sahipsiz sokak hayvanlarının büyük bir kısmı toplandı; 51 ilde…
Bir topikal bileşenin Botox benzeri sonuçlar verebileceğini iddia etmek, gerçek olamayacak kadar iyi görünüyor. Gerçekten…
Pazar haftanın en güzel günüdür. Geride kalan günlerin esaretine bir günlük salıverilmedir. Dünyanın bıkkın seyrine,…
L'Occitane en Provence , Provence’daki mimoza mevsiminden ilham alan yeni ve sınırlı sayıda üretilen kokusu…
Karadeniz’in hırçın mavisiyle uysal yeşilinin birleştiği o büyülü eşikte, Doğu Karadeniz’in giriş kapısı Ordu, yalnızca…
Adana’da karnavalın ötesinde, lezzetle kurulan bir hikâyenin içinden geçiyoruz. Bu hikâyede şehrin hafızası, üretme biçimi…