Çünkü ben aşığım biliyor musunuz?

Miyavlarım ben bizimkinin gözlerinin içine bakarak. Ona göre o bakışlar, bir kedinin değil de bir filozofun derin ve anlamlı bakışları. Uzun’a göre de “yemek ver kadın” bakışı. Bizimki usul usul yemeği koyar önüme. İşte o...
Devamını oku

AB’den kadın yöneticiler lehine karar

Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinde şirket yöneticilerinin en az yüzde 33'ünün kadınlardan oluşmasını öngören yasa teklifini kabul etti. Şirket yöneticilerinin yüzde 33'ü kadın olacak Buna göre, şirketler, yönetici kadrolarının en az yüzde...
Devamını oku

Sanatseverlerin buluşma noktası CRR

Cemal Reşit Rey Konser Salonu Genel Sanat Yönetmeni Murat Cem Orhan, CRR’yi sadece bir konser salonu değil, sanatın farklı disiplinlerinin yer aldığı sanat eğitiminin de verildiği bir kültür sanat merkezine dönüştürme hedefinden 2023 itibarıyla yer...
Devamını oku

Sağlık turizmi iştah kabartıyor

  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. A. Murat Emanetoğlu, muayenehane sahibi doktorların özel hastanelere bağlı çalışmasını zorunlu kılan yönetmeliğin doktorların çalışma hakkına ve hastaların doktor seçme özgürlüğüne müdahale olduğunu söylüyor. Devlet sağlık turizminden...
Devamını oku

İlham verici oyun Fosforlu Cevriye

İBB Şehir Tiyatroları’nın yeni sezonda öne çıkan oyunlarından birisi de Gülriz Sururi’nin uyarladığı Suat Derviş’in kaleme aldığı Fosforlu Cevriye geçen hafta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluştu. Oyunun yönetmeni Yelda Baskın ve dramaturgu Gökhan Aktemur...
Devamını oku

İstanbul’un yeni cazibe merkezi Kadıköy

15 yılın cazibe merkezi turistik ilçe Kadıköy

Kadıköy 1980’lere kadar İstanbul’un en eski ve popüler semtlerinden biriydi. Fakat geçen zaman içinde popülaritesini koruyamadı. Ta ki, 2000’lerin başına kadar. Son on yıl içinde çarşı’da başlayan hareketlilik bugün artık en yüksek noktaya ulaşmış durumda. Haftasonları neredeyse adım atmakta zorlanılan çarşı içinde bir kafe ya da balıkçı da oturacak bir yer bulabilmek bile mutluluk verici oluyor.

Taze balık ve rakı kokusu

Cumartesi günü saat 20:00 civarı. Mühürdar Caddesi’nin üzerinde olan meydan kalabalık. Kilisenin duvarında çiçeklerini satan kadın “Yeni yıl çiçekleri bunlar, kokinaları alın” diye bağırıyor. Sesi yan tarafta cd satan dükkandan gelen seslere karışıyor. Rüzgar çok şiddetli esiyor ama soğuğa rağmen herkes bir yere yetişiyormuş gibi koşuşturuyor. Geceye doğru uzayan gölgelerin bır kısmı balıkçıların da bulunduğu Güneşlibahçe sokağa uzanıyor. Çünkü oradan taze balık ve rakı kokusu geliyor. Ve koku diğer sokaklara kadar dağılıyor. Kokuyu takip ederek bir balıkçının önünde duruyoruz. Kadı Nimet Balıkçısı. Dışarıda taze balıkları satıyor içeride ise onları pişirip masalara servis yapıyor. 

Kadıköy son zamanların en popüler semtlerinden biri

Cıvıl cıvıl ışıklar altında, bağırarak balıkların en tazesini satan balıkçıları, onların hemen yanlarına kurulu balık restoranları, birbirine sırtlarını dayamış biracıları ve nargilecileri, sokakların köşelerine kurulu kahvecileri ve sizinle her durumda sohbet etmeyi seven esnafları ile neredeyse Beyoğlu’na rakip oldu demek abartı sayılmaz. Artık pek çok İstanbullu, buluşma noktası olarak Kadıköy’de bir mekanı tercih ediyor. Çünkü çarşı içinde açılan yeni mekanlar; balıkçılar, biracılar, meyhaneler, atölyeler, küçük hobi dükkanları, kitapçılar, nargileciler sosyal yaşamı hareketlendiriyor.

Her gece ışıl ışıl çarşı

Her gece binlerce insan Kadıköy Çarşısı içindeki balıkçılar ve biracılarda hem ucuz yemek yemenin ve içki içebilmenin tadını çıkartıyor, hem de yepyeni bir ortamı keşfediyor. Yani İstanbul’un Anadolu yakasında yaşayanlar böylesine büyük bir şehirde trafikte sıkıcı bir yolculuk yapmak yapmak pahasına cumartesi ve pazar günleri eğlenmek için artık Beyoğlu’na gitmek zorunda değiller. Kadıköy’de yaşam sadece geceleri hareketli değil tabii ki. Kadıköy’de sabah kahvaltısı ile başlayacağınız bir geziyi gecenin geç saatlerinde noktalayabilir ve pek çok farklı zevki sunacak ortamı yakından tanıyabilirsiniz.

Kadıköy’de bir günün hikayesi

Beyaz Fırın’da kahvaltı

Kadıköy’de güzel bir güne başlarken, semte ilk adımınızı Beyaz Fırın’dan başlayarak atabilirsiniz. Sabah saatlerinde erkenden açılan fırındaki poğaçaların kokusu ve içeceğiniz taze demli bir bardak çay sizi kesinlikle mutlu edecek. Beyaz Fırın’ın sokağa kurulu masalarında oturun ve havanın serin olup olmamasına aldırış etmeyin çünkü fırının işletmecileri sizi düşünmüş ve ısıtıcıları koymuşlar bile. Ayrıca, poğaçaları yerken de hamur yedim diye üzülmeyin çünkü tüm gün hiç sıkılmadan dolaşacağınız için yediğiniz poğaçalardan da hemen kurtulacaksınız.

Beyaz Fırın 1927 yılından bu yana Kadıköy Meydanı’nda faaliyet gösteriyor. Bu fırın, Beyaz Fırın’ların en eskisi. Fırın’ın tarihine bakacak olursak hikayesi oldukça ilginç: 1940 yılına kadar Bulgarın Yeri olarak tanınan ilk mağaza, zamanla önce Beyaz Fırın Pastanesi, devamında da Beyaz Fırın olmuş. Fırında simitten, poğaçaya, börekten tatlılara kadar pek çok ürün bulunuyor ama klasik tatları denildiğinde limonata ve kuru poğaça akla geliyor unutmayın.

İstanbul’un en eski pastanelerinden Baylan

Beyaz Fırın’dan sonra bir tatlı yemek için uğrayabileceğiniz adres ise Kadıköy Çarşısı ile özdeşleşmiş mekan Baylan pastanesi. 1923 yılında ilk şubesi Beyoğlu’nda açılan Baylan’ın Kadıköy’deki şubesi 1961 yılında açılmış. Yani tam 49 yıldır aynı yerinde hizmet veriyor pastane.

Baylan’da tatlıların en güzelini yiyerek bir kahve içebilirsiniz. Pastanenin içinde ve bahçesinde de oturma mekanları var. Baylan’da sabah saatlerinde değil ama öğleden sonra yemenizi önereceğim lezzetli tatlı ise bir Baylan klasiği olan Kup Griye. Bazı Avrupa pastanelerinde de bugün Coupe Baylan adıyla satılan tatlı, vanilya ve karamelli dondurmanın üzerine krem şanti, balbadem ve karamel sosu konularak hazırlanan bir karışım. Tatlınızı yedikten sonra çarşı turuna başlayabilirsiniz.

Kadıköy çarşısı

Meydandan Güneşlibahçe sokak yönüne doğru döndüğünüzde sokak üzerinde sıralanmış balıkçılar, manavlar, aktarlar, şarküteri dükkanları ışıl ışıl bir görüntü eşliğinde nereye bakacağınızı şaşırarak gezmenize neden olacak. Tam olarak nereye gireceğinizi, ne almak istediğinizi Birkaç turdan sonra bulabilirsiniz. Çünkü gerçek bir renk cümbüşü size büyüleyici bir atmosfer sunacak. Benim önerim sokak boyunca yürürken sokağın sonlarına yakın bir yerde bulunan İmge Sahaf’ı ziyaret etmeniz. Burada binlerce eski kitap arasında kaybolabilirsiniz. Rahatlıkla Birkaç saatinizi ayırabileceğiniz mekandan çıkarken belki hiç düşünmediğiniz eski bir plak ya da eski bir poster almış bile olabilirsiniz.

Antikacılar Sokağı

Çarşı’yı gezerken, hemen hemen yukarısındaki Antikacılar Sokağı’da epeyce zaman ayrılabilecek bir yer. Tellalzade Sokağı’nda kurulu olan Antikacılar sokağı’nda bulunan kafeler ve çaycılar da dinlenmek için ideal mekanlar. Bu sokakta bulunan dükkanlarda gerçekten çok ucuza ve keyifli eski eşyalar bulabiliyorsunuz. Mesela 150 liraya bir berjer koltuk bile alabilirsiniz. Sokakta küçücük ve neredeyse saklanmış plakçı dükkanı Plakçı Hamit’e de gidin derim. Eski 45’likler içinde kaybolabilirniz.

Yanya Lokantası

Antikacılar Çarşısı’nda gezip yorulduktan sonra sıra öğle yemeğine geldi. Taze bir balık tercihiniz olabilir ama bence bu isteği akşama saklayın. Çarşının hemen girişinde bulunan Yanyalı Yokantası, yemekleri ve ortamı ile sizi pişman etmeyecek. Osmanağa Mahallesi Yağlıkçı İsmail Sokak üzerindeki lokantanın bahçesi de içi kadar etkileyici. Lokantayı bugün üçüncü kuşak işletiyor ama kurucusu Fehmi Efendi’ymiş. Yanyalı Fehmi Bey 1919 da Kadıköy’de saraydan ayrılma Bolu’lu Hüseyin Efendiyi baş aşçı yaparak lokantacılık mesleğine başlamış. Zamanında Beyoğlu ve Sirkeci’de de şubeleri varmış ama bugün artık sadece Kadıköy Çarşısı’nda bulunuyor. Lokantada Yanya mutfağı, Osmanlı ve Türk mutfağından pek çok çeşit yemek var.

Kadife Sokak

Kadıköy denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri de Kadife Sokak. Çarşı’dan Bahariye Caddesi’ne çıkarken, Reks Sineması’ndan sağa girince karşılaşacağınız sokak eski evlerin restore edilmesi sonucu oluşmuş. Kadife sokak, bir eğlence ve aynı zamanda dinlenme mekanı gibi. Çünkü isterseniz Masal Evi, lal gibi gözlerden uzak kalebileceğiniz odaları bulunan kafelerde kitap okuyabilir, sevgilinize sarılıp müzik dinleyebilir veya daha kalabalık bir ortam tercih ederseniz sokak üzerindeki Kahve Bahane’yi tercih edebilirsiniz. Caferağa Mahallesi ile Bahariye Caddesi arasında bulunan sokak bir yandan da barlar sokağı olarak da tanınıyor. Sokakta bulunan mekanların arasında Zincir, Lal, Hera, Buddha, Karga, İncir, Kahve Bahane, Ağapia, İsis, Masal Evi, Liman Kahvesi gibi bar ve kafeler bulunuyor.

Alternatif ürünler mekanı Flaneur

Caferağa Mahallesi Sakızgülü Sokak üzerinde üç ay önce açılan dükkan ise Kadıköy’ün favori mekanlarından biri. Çizgi roman, cd, plak ve oyuncak satan Flaneur’ün kelime anlamı varacak bir yeri olmayan gezgin demek. Flaneur alternatif müzik arşivi ile müzikseverlerin, süper herolar, çizgi roman ve film karakterleri, kurşun askerlerle koleksiyonerlerin yerli ve yabancı çizgi romanlar, mangalar ve ve animelerle(Manga, Japonların çizgi roman çizgi roman için kullandıkları sözcük) çizgi roman tutkunlarının yeni mekanı olacak gibi görünüyor.

Chez Bore

Bu kadar gezdikten sonra yine Osmanğa Mahallesi Serasker Caddesi üzerinde açılan Chez Bore’da biraz soluklanıp bir kahve içebilirsiniz. Bu mekanın tam çaprazında bulunan Kurukahveci Yavuz bey’de küçücük ama şık bir mekan. Zaten bu sokak üzerinde iki kahve dükkanı bir de pastane var. tercih size kalmış.

Kadı Nimet Balıkçısı

Ve artık akşam için taze balık keyfine giderek yaklaştınız. 25 yıla yakın bir süredir çarşı içinde bulunan balıkçının dışında taze günlük balık satın almak da mümkün bunları o dükkan için de yemek de. Siz hangisini tercih ederseniz. Mekanın kurucusu Nimet Köseoğlu`nun ölümü ardından hayatını kaybeden Kazının hikayesi de oldukça ilginç ve üzücü.

Kaz Rodi’nin hikayesi

Aslında Kadıköy ve balıkçılar denildiğinde hemen herkesin aklına gelen Kaz Rodi artık yok. Dükkanın yöneticisi Hüseyin Taşkın beyden öğrendiğimize göre; Çarşının maskotu haline gelen Rodi, sahibi Nimet Köseoğlu`nun yaşamını yitirmesinden sonra yemeden içmeden kesilmiş ve her yerde sahibini aramış. Sonrasında girdiği depresyondan çıkamayarak hayatını yitirmiş.

Ali Muhiddin Hacı Bekir

Osmanlı ve Türk şekerciliğinin önemli ismi Hacı Bekir bugün de hala şekercilik denince akla gilen ilk isimlerden. 1777 yılında Bahçekapı’da açtığı küçük şekerci dükkanında, lokum, akide gibi şekerlemeleri üretip satan şekerci Bekir Efendi’nin bir dükkanı da Kadıköy Çarşısı’nın hemen girişinde ve Baylan Pastanesi’nin karşısında bulunuyor. Hacı Bekir’in lokumları ve şekerleri mutlaka denenmesi gereken tatlar.

Aktar

Enver Kaplan tarafından 35 senedir balıkçılar çarşısı üzerinde işletilen aktar şifalı otları ve karışımları ise oldukça ucuza hizmet veriyor.

Çiya Sofrası

Bundan 15 yıl öncesine kadar sadece bir kebapçı dükkânıydı. Bugün artık, aynı sokak üzerinde hem kebapçı, hem ot yemekleri hem de tencere yemekleri de bulunan üç dükkanı var. Kadıköy Balıkçılar Çarşısı’ndaki bu mekânlar da size iyi bir yemek keyfi sunuyor.

Gözde Şarküteri

25 sene önce çarşı içinde açılan Gözde Şarküteri’nin meze reyonu şahane. Burada satılan kuruyemişler, peynirler, pastırmalar ve zeytinler özellikle tercih ediliyor ve bir çok insan bu adrese her 10 günde bir uğruyor.

Takı ve aksesuarın adresi Kedi

Kedi adından da anlaşılacağı gibi Bahariye caddesi’nden Moda yönüne giderken sağda görebileceğiniz küçücük ama çok şirin bir takı, aksesuar dükkanı.

 

KADIKÖY’ÜN TARİHÇESİ

Kadıköy’deki yerleşmenin başlangıcını oluşturan tarihsel çekirdek, Haydarpaşa Koyu çevresi ile Moda Burnu’nun oluşturduğu alan içinde yer almaktadır.Günümüzde bütünüyle kentsel alan içinde kalan ve yapılaşmış bulunan Kadıköy, Bostancı’ya kadar uzanan semt ve mahalleleri ile 19. yüzyılda iskan sahası haline gelmiştir.

M.Ö. 5000- 3000 arasında İstanbul çevresinde ilk insan yerleşmelerinin ortaya çıktığı söylenebilir. Anadolu yakasında yontma taş devrine ait ilk el baltaları İçerenköy’de bulunmuştur. Anadolu yakasında ve belki tüm İstanbul çevresinde tarih öncesine ait en önemli yerleşme alanı Fikirtepe kültürüdür. Fikirtepe İstanbul’un bilinen en eski çanak çömlekçi neolitik kültürüdür.

M.Ö. 1000 yılları civarında Fenikeliler tarafından Fikirtepe’de çeşitli kaynaklarda Harhadon adıyla anılan bir ticaret kolonisi oluşturulduğu bilinmektedir. Bu dönemde Kuşdili Deresi bir haliç şeklindedir ve kıyı çizgisi de bugüne göre çok içeride, Fikirtepe- Hasanpaşa arasındadır. Daha sonra bu ilk yerleşmenin karşısında Moda Burnu ile Yoğurtçu arasında Halkedon (Bakır Ülkesi) adıyla ikinci bir yerleşme daha oluşur. Halkedon (Kalkedon) bu dönemde Apollon Tapınağı ile ün salar. Haydarpaşa Çayırı ise Halkedonlular tarafından at yarışları için kullanılır.

M.Ö. 658’de Sarayburnu’na yerleşerek Bizans şehrinin nüvesini atan Bizans, yörenin güzelliğine hayran kalır ve bu güzel yer dururken karşı tarafta (Kadıköy’de) yerleşen insanları körlükle va adlandırır. Bu sebeple çeşitli kaynaklarda bu adla da anılmıştır.
Halkedon bundan sonraki yüzyıllarda çeşitli kuşatmalar geçirir. 1352- 1353’te Halkedon çevresi büyük ölçüde Osmanlı denetimine girer. İstanbul’un fethi sonrası Fatih Sultan Mehmet Halkedon’u, meşhur Nasrettin Hoca’nın kızının torunu olan ilk İstanbul Kadısı 13 Celalzade Hızır Bey’e verir. Buna izafeten yerleşme adının da Kadıköy olarak değiştiği söylenir.

Osmanlı Dönemi
Osmanlı döneminde Kadıköy çevresi Roma ve Bizans döneminde olduğu gibi, üst düzey yöneticilerin rağbet ettiği gözde bir sayfiye ve mesire yeridir. Bunun yanında önemli bir tarımsal üretim alanı olmaya devam eder. Haydarpaşa, Kuşdili Deresi (Kurbağalıdere), Çamlıca yamaçlarına doğru Acıbadem ve Koşuyolu ile Fenerbahçe, önde gelen çayır ve mesire alanlarıdır ve Bostancı’ya kadar uzanan geniş saha içinde yer yer sultan ve üst düzey yöneticilere ait köşk, sahilsaray ve bahçeler ile daha iç kısımlarda köyler yer almaktadır. 19. yüzyılın özellikle ilk yarısı, Kadıköy ve çevresinde temel karakteri mevsimlik kullanımlar oluşturmasına karşın, çökmekte olan imparatorluğun durumuyla doğru orantılı olarak askeri faaliyetlerin de etkisini hissettirdiği bir dönem olur.
Kadıköy, 1869 yılında o zamanlar daha büyük ve önemli bir merkez olan Üsküdar Sancağı’na bağlanmıştır. Uzun süre Üsküdar’a bağlı olan Kadıköy, 1930’da ilçe yapılmıştır.

Cumhuriyet Dönemi
İstanbul ve Kadıköy, Ulu Önder Atatürk’ün önderliğinde 6 Ekim 1923’te düşman işgalinden kurtarılmıştır.
Uzun süre Üsküdar’a bağlı olan Kadıköy, 23 Mart 1930’da ilçe olur. Bu tarihte Kadıköy’ün Kızıltoprak ve Erenköy olmak üzere iki bucağı vardır. Cumhuriyet’le birlikte Kadıköy bazı modern kentsel hizmetlerden de yararlanma imkanına kavuşmuştur. Bunlar 1928’de gelen elektrik ile 1927’de şirket olarak oluşturulup 1928’de Üsküdar-Kısıklı arasında 1929’da ilk seferlerine başlayan tramvaydır.

Sonraki yıllarda bölgeleme imar planının uygulanmasıyla Kızıltoprak-Bostancı arasında nüfus 10 yılda iki buçuk kat artmıştır. Geçmiş yıllarda da, İstanbul’daki iş yaşamı daha çok Avrupa yakasında gelişmişti. İş bitimi vapurlarla Kadıköy İskelesi’ne yanaşılarak Moda, Üsküdar ve Bostancı gibi yerleşim alanlarına Kadıköy’den ulaşım sağlanmaktaydı bu nedenle İskeleleri ve Haydarpaşa’sıyla Kadıköy sonraki yıllarda da bir geçiş hattı olmuştur.

1970’li yıllarda birinci Boğaz Köprüsü’nün açılmasıyla deniz yolunun önemi azalmış bunun sonucunda da , trafiğin ağırlıklı köprüye yönelmesi ile biraz hafiflemiştir. 1980’li yıllarda göçün hızlanması ile birlikte, Büyükşehir Belediyesinin ihdas edilmesi, yeni imar planlarıyla Kadıköy’ü yine gözde yerleşim yeri olarak öne çıkartmıştır. Bu dönemde yaşanan yeni imar planları, peş peşe çıkartılan imar afları, tapu tahsis belgeleri kentimizde yapı yoğunluğuna yol açmış ve sosyal donatı alanlarının azalmasına yol açmıştır. 1999 yılındaki depremden sonra yapılardaki yenilenme ihtiyacı, ve buna çözümmüş gibi ortaya atılan kentsel dönüşüm kavramı belirli bir kesime rantsal bölüşüm olarak, bir tehdit unsuru olarak karşımıza çıkmıştır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
error: