Cephe gerisinden bir şov

Medya pespayeleştikçe, ilginç unvanlar da ortaya çıkıyor. Mesele stratejist, mesela güvenlik uzmanı, mesela kanaat önderi… Şu sıralarda da ‘acar savaş muhabiri’! Bir de çeşitli janjanlı kartvizitleriyle komplo teorisyenleri var ki, ilaç tedavisi görmeleri şart!

Sosyal medyada herkesin her konuda uzman olabilme imkanı, artık klasik medyayı da fena halde etkisi altına almış gibi… Normalde, herhangi bir kafede aynı masada oturmaya tenezzül etmeyeceğiniz bir meczup, bakmışsınız ekranlarda saçmalayabiliyor. Bir bakıyorsunuz, ‘Ayşegül Tatilde’ seviyesinde bilgi birikimi olan başka bir tip, size ‘büyük resim’ tarifi yapıyor!

Bunların kaşarlanmışları için ‘büyük oyun’ diye bir ‘kutsal damacana’ var

Hemen yanında oturan bir akademisyen müsveddesi onları onaylayıp, o ortaya bıraktıkları şeyin üzerine tüy dikiyor. “Kim bu herif?” diye meraklanıp KJ’de yazan isme ve üniversiteye bakıyorsunuz ve yüksek öğrenim gören gençlerin zekalarının nasıl törpülendiğine üzülüyorsunuz.

Bu salt birkaç marjinal TV kanalında olan bir görüntü değil, kendini ‘ana akım medya’ diye tarif eden medyada da ekran çöplüğü hemen hemen aynı düzeyde…

Daha da can sıkıcısı; ülkenin geldiği bu koşullarda, ‘yandaş’ diye tanımlanan medya her ne yapıyorsa benzerini ‘muhalif’ etiketli medyada da görmeniz. Hani bilimsel ve laik eğitimden dem vuran, cumhuriyet ve aydınlanma değerlerini savunduğunu iddia eden medyada!

“Bu özel TV kanalları iyiden iyiye zıvanadan çıktı” deyip, devletin resmi kanallarına bakınca karşınıza saat başı medya etiğini ihlal eden, yanlılıkla ve çarpıtılmış haberlerle karşılaşıyorsunuz. Bunu sadece Türkiye’deki medya için söylemiyorum. Şu Rusya-Ukrayna savaşından bu yana BBC, France 24, Deutsche Welle gibi Batılı, hani sözde demokrasinin beşiği olan ülkelerin resmi kanallarında da binlerce yalan haberin uçuştuğunu görüp iyiden iyiye bunalıma giriyorsunuz. Tabii ki buna Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin resmi kanallarını da eklemek gerek.

Ama emin olun, izlediğim kadarıyla asıl rezillik Batı ülkelerinin devlet medyasında!

Sıkıldınız tüm bu saçmalıklardan, YouTube’da şansınızı denemek istiyorsunuz. Hani belki biraz farklı, biraz insana yakışır, insan evriminden nasibini almış birileri incir çekirdeğini dolduracak bir şeyler diyordur belki diye! Yok, o daha da fena… Yüzde 90’ı sirk kaçkını bir güruh, biraz daha beğeni almak için ‘manyaklığın sınırları’nı zorluyor.

Bu izlenimlerimi paylaşmamın sebebine gelince… Birkaç gündür ‘kahraman’ ilan edilen bir TV muhabirinin, kanalın reklam yüzü haline getirilmesi. Şu Fulya Öztürk ve cepheden bildirdikleriyle başlayan ve bugün artık iyice cılkı çıkan hikaye.

Büyük olasılıkla izlemişsinizdir, cepheden bildiriyor bu kadın muhabir ve işte roketler atıldığı sırada onlarca savaş muhabiri gayet sessiz ve sakin birbiçimde siper alırken, o çığlık çığlığa kameramana sesleniyor, “Ya görsene, gör”. Böyle bağırırken, önce kaskına bir şey çarpmış gibi bazı garip hareketler, ardından da azalan ve artan derin nefes alışlar… Hemen bir adım ilerisindeki muhabirlere bakıyorsunuz, anormal zerre bir hareket yok.

Her neyse, sonuçta gazetecilik mesleğini tercih eden çok hırslı ve her şeyi yapmaya hazır insanlar olduğunu biliyoruz da, bir kanalın bu arabesk-aksiyonu nasıl efsaneleştirdiğini görünce insan irrite oluyor. Zira bu muhabiri apar topar Türkiye’ye çağırıyorlar, gerekçe, kaynağı belirsiz odaklardan gelen tehditler! Programa çıkarıyorlar, işte ondan sonra başlıyor ‘seviyesi belirsiz bir sohbet’…

Savaş hattında değil, cephe gerisinde haber yapıp bu yaygarayı koparan kadın, cesaret abidesi rolünü oynamaya başlıyor. Ona kalsa geri gelmezmiş, o İsrail’den de, hiçbir karanlık güçten de korkmazmış, o mazlumun yanındaymış, o en büyük savaş muhabiriymiş. Birebir böyle demiyorlar tabii ki ama sonuçta belirsiz durumun mesajı bu. Ve tabii ki böyle acar bir muhabir ancak CNN Türk’te olabilir gibisinden reklamasyon.

Sonra aynı kanalın genel yayın yönetmeni aklınıza geliyor, ardından sermayedarları ve tartışma programlarında biraz önce çizdiğim profile çok uygun ‘kanaat önderleri’, şaşırmanın çok saçma olduğu kafanıza dank ediyor.

İnsanlar ölürken, bunun üzerinden şan şöhret kazanmak isteyen gazeteciler ve onların bu hırsını kanalın reklamına tahvil etmek isteyen yönetimler.
Emin olun bunu taklit etmeye çalışacak pek çoğunu da yakında göreceğiz. Sıraya girmişler, cephe gerisinden nasıl şov yapabiliriz diye tetikte bekliyorlar.

Süleyman Karan

 

Paylaş

Son Yazılanlar

Modern Sofraların Unuttuğu Lezzet

Ramazan ayının ruhu, sadece gün boyu süren bir dinginlikte değil, akşamın yaklaşmasıyla birlikte mutfaklardan süzülen o eşsiz kokularda da gizlidir. İftar saati yaklaştıkça şehir susar,

Mavi Vatan’ın Sessiz Çığlığı

Üç tarafı denizlerle çevrili bir coğrafyanın çocuklarıyız. Bu cümle, ilkokul sıralarından itibaren zihnimize kazınan coğrafi bir bilgiden çok daha fazlasını ifade eder aslında. Bizim için

Türkiye’de Nüfus Dengesi Değişiyor

Türkiye’de Nüfus Dengesi Değişiyor: Doğurganlıkta Yeni Dönem Türkiye’de doğum oranları uzun süredir devam eden düşüş eğilimini 2024’te daha da derinleştirdi. Toplam doğurganlık hızının 1,48’e gerilemesiyle

Açlık Bizi Arındırır mı?

Ramazan ayı geldi. Yine aynı tartışmalar: ‘Oruç neyi bozar, neyi bozmaz?’ Ama kimse dönüp şu soruyu sormuyor: Oruç neyi düzeltir? Bir ay boyunca aç kalıyoruz.

Ağırlama Dünyasında Dönüşüm

Antalya’nın dingin bir Şubat sabahında, NEST Kongre Merkezi’ne girdiğimde sadece bir etkinlik alanına değil, sektörün geleceğinin ilmek ilmek işlendiği canlı bir yapıya adım attığımı hissettim.

İki Damla Yaş ve Gözlerde Mahcubiyet

Dost sohbetlerimizin birinde, biraz yaşımıza dokundurmak, biraz da miskin ortamı dürtme fırsatını kaçırmayacak bir dost, ‘durduk yerde gözlerinin yaşarmasından’ yakındı. Olmadık yerde demek istedi daha

Bir Tabak Bize Ne Söyler?

Bir tabağa baktığımızda gerçekten ne görürüz? Sadece yemek mi? Yoksa bir kültürün izlerini,bir toplumun alışkanlıklarını,bir ailenin hikayesini mi? Gastronomi çoğu insanlardan sadece tariflerden ve tekniklerden

Yerelin İzinde, Geleceğin Peşinde

Anadolu’nun kadim toprakları, tabağımıza ulaşan her lokmanın arkasındaki o derin emeği ve bilgeliği saklayan yaşayan birer bellektir. Son dönemde katıldığım iki farklı etkinlik, bu belleğin

Asıl enkaz vicdanımızın altında…

Bazı kahramanlar vardır; adları bilinmez, yüzleri tanınmaz. Alkıştan ürker, kameralara bakmazlar. Konuşmazlar… Ama en doğru yeri gösterirler. Bir patinin kazıdığı toprak, bir burnun aldığı koku,

TEGV Akademi ile Öğrenme Seferberliği

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) tarafından hayata geçirilen TEGV Akademi, çocuklar, veliler ve gönüllüler için dijital dünyada yeni bir öğrenme kapısı açtı. Avrupa Birliği ile