Çünkü ben aşığım biliyor musunuz?

Miyavlarım ben bizimkinin gözlerinin içine bakarak. Ona göre o bakışlar, bir kedinin değil de bir filozofun derin ve anlamlı bakışları. Uzun’a göre de “yemek ver kadın” bakışı. Bizimki usul usul yemeği koyar önüme. İşte o...
Devamını oku

AB’den kadın yöneticiler lehine karar

Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinde şirket yöneticilerinin en az yüzde 33'ünün kadınlardan oluşmasını öngören yasa teklifini kabul etti. Şirket yöneticilerinin yüzde 33'ü kadın olacak Buna göre, şirketler, yönetici kadrolarının en az yüzde...
Devamını oku

Sanatseverlerin buluşma noktası CRR

Cemal Reşit Rey Konser Salonu Genel Sanat Yönetmeni Murat Cem Orhan, CRR’yi sadece bir konser salonu değil, sanatın farklı disiplinlerinin yer aldığı sanat eğitiminin de verildiği bir kültür sanat merkezine dönüştürme hedefinden 2023 itibarıyla yer...
Devamını oku

Sağlık turizmi iştah kabartıyor

  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. A. Murat Emanetoğlu, muayenehane sahibi doktorların özel hastanelere bağlı çalışmasını zorunlu kılan yönetmeliğin doktorların çalışma hakkına ve hastaların doktor seçme özgürlüğüne müdahale olduğunu söylüyor. Devlet sağlık turizminden...
Devamını oku

İlham verici oyun Fosforlu Cevriye

İBB Şehir Tiyatroları’nın yeni sezonda öne çıkan oyunlarından birisi de Gülriz Sururi’nin uyarladığı Suat Derviş’in kaleme aldığı Fosforlu Cevriye geçen hafta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluştu. Oyunun yönetmeni Yelda Baskın ve dramaturgu Gökhan Aktemur...
Devamını oku

Karbonat kanseri önlüyor mu?

Hastaneler dolu. Hekimlerin hastalara ayıracak zamanı giderek kısalıyor. Hasta veya yakınları, hekimlerin kendilerine ayırabildiği yetersiz zamandan, üstün körü muayeneden,çaresizliğin yarattığı tahripkar öfkeden dolayı sağlık personeline şiddet uyguluyor. Başta hekimler olmak üzere tüm sağlık personeli her geçen gün artan hasta sayısı ve zaman yetersizliğinden dolayı mesleğindeki gelişmeleri yeterince takip edemiyor.

Buna karşın başta internet olmak üzere sağlıkla ilgili yayınlar hastalar ve yakınları tarafından dikkatle takip ediliyor, hekimlerden beklenti artıyor. Ve hekimler bilinçlenen bu hastaları şartlarından dolayı tedavi ve tatmin edemeyeceğini bildiğinden, alel acele yazdığı reçete ile hastayı değil, hastalığı tedavi etmek istiyor. Hal böyle olunca da hasta, kendi kendini tedavi etme yöntemleri aramaya, geliştirmeye başlıyor.

Çaresizlik çare üretir

Kaliforniya’da yaşayan Vernon Johnston’un hikayesi de böyle bir olay. yapılan muayene sonrası dördüncü derece saldırgan prostat kanserine yakalandığını ve hastalığın metastaz yaparak kemiğe geçtiğini öğrenen Johnston kendisine önerilen kemoterapinin derdine çare olamayacağını, verilen ilaçların tüm hücrelerini zehirlemekten ve yaşam kalitesini düşürmekten başka bir fayda sağlamayacağını; hekimlerin eline zehirli ilaçları tutuşturmaktan öte bir yardımları olamayacağını varsayıyor ve konu hakkında araştırma yapmaya başlıyor.

Araştırmaları sonucu, kanın alkali değerinin(Ph) yükseltildiği takdirde kanserin ilerlemesinin durdurulabileceğini, bu konuda Dr. Marc Sircus ve Dr. Tullio Simoncini adlı iki hekimin hastalarının kan alkali değerini (Ph 7.3-7.5) yükselterek tedavi ettiğini öğreniyor. Araştırması sonucu hamur kabartma tozu (Natriumhydrogencarbonat) ve Akça ağaç şurubu kullanarak hastalığın tedavi edilebileceği bilgisine ulaşıyor.

Akça ağaç şurubu bulamayan Johnston, sabah-akşam şekerpancarı pekmezi ve kabartma tozu kullanmaya başlıyor. Bu yönteme ek olarak Omega-3 yağı (Balık ekstra virgin zeytinyağı) salata, yoğurt, sebze, az meyve, bol su, mineral, yumurta, yağsız koyun eti kullanıyor. Yürüyüş, spor, özel nefes egzersizleri yapıyor. Güneş, bol D vitamini ve C vitaminin eksik etmiyor. Şeker ve unlu mamülleri ise hayatından tamamen çıkarıyor. Tüm yediklerini, içtiklerini, aktivitelerini kayıt altına alıyor ve günlük tutuyor.

Zehirsiz tedavi

Johnston, uygulamaya hiç aksatmadan (düzenli uyku dahil) haftalarca devam ediyor. Durumunu tespit için yapılan genel kontroller tüm doktorları şaşırtıyor. Çünkü, prostat ve kemik kanseri iyileşmiştir. Tekrar yapılan tetkikler de aynı sonucu veriyor.

Konu, mahalli gazete olan Valley News’te yayınlanıyor. Daha sonra Vernon Johnston olayı tüm ayrıntıları ile “My Dance With Cancer” adıyla kitaplaştırılıyor.

Dr. Mark Sircus aynı hikayeyi “Sodium Bicarbonate-Richman’s Poor Man’s Treatment” adıyla kitap haline getiriyor. Bu arada Dr. Sircus, İkinci Dünya Savaşı sonrası hardal gazının öldürücü etkilerinden yola çıkılarak kemoterapinin devreye sokulduğunu, şimdiye kadar yaklaşık 2 trilyon dolar sarf edilmesine karşı kanserin kesin tedavisinin yapılamadığını, büyük ilaç firmalarının böylesine altın yumurtlayan bir tavuğu yok etmeme adına , kanserin gerçek yüzünü ortaya koyan araştırmaları halı altına süpürdüğünü, günümüzde kanserin hücre zarı ve temel yağ asitleri ilişkisi ile çözümünün gündeme geldiğini iddia ediyor ve ekliyor. “Hiçbir hekim hastasını hardal gazı kökenli kimyasallarla zehirleyerek tedavi edemez”. Kanser konusunda büyük kavga devam ediyor ve ucuz, doğal çözüm yöntemlerinin devreye girmesi bence yakın. Hem de çok…

Turgay Renklikurt

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
error: