Akdeniz oyunları ve Türkiye

Bu yazının yayınlandığı günlerde sona erecek olan 19. Akdeniz Oyunları’nda bekli de tarihimizin en iyi derecesini yapacağız. Türkiye, Akdeniz Oyunları tarihinin en başarılı ülkeleri arasında yer alıyor. 19. oyunlar başlamadan önce toplam madalya sayısında İtalya, Fransa ve İspanya’nın ardından dördüncü, altın madalyalar baz alındığında ise İtalya ve Fransa’nın ardından üçüncü sırada yer alıyorduk.

Cezayir’deki oyunlarda ise bu yazının kaleme alındığı an itibariyle 19. oyunların en çok altın madalya kazanan ülkesi durumundaydık. Bu sayının daha da artacağına hiç şüphe yok. Bugüne kadar en başarılı olduğumuz oyunlar 2013 yılında Mersin’de düzenlenen olmuştu. 47 altın, 43 gümüş, 36 bronz olmak üzere toplam 126 madalya ile tamamlamıştık o oyunları. Cezayir’de ise bitime iki gün kala 38 altın madalyaya ulaşmış durumdayız. Arkamızdaki İtalya’nın ise şu an için 31 altın madalyası mevcut.

Üst düzey sporcular yarışıyor

Evet, dünyada üst düzey sporun ve sporcuların takvimi giderek daha da sıkışık bir hal alıyor. Gerek organizasyonların gerekse sporcuların sponsorları daha fazla görünürlük ve başarı talep ediyorlar. Olimpiyatlar, dünya kupaları / şampiyonaları dışında izleyiciyi çekecek farklı turnuvalar icat ediliyor. Dolayısıyla hemen her branşta üst düzey sporcuların yarışma sıklığı artıyor. Bu da form durumunu ve sakatlık riskini yakından etkiliyor. Bazı turnuvalar talî hale geliyor. Akdeniz Oyunları da bu tip turnuvalardan olmaktan kurtulamıyor maalesef.

Ülkeler bu oyunlara genellikle ikinci takımları ya da gelecek vaat eden, tecrübe kazanmasını hedefledikleri sporcularıyla katılıyorlar. Bu tercihi yapmak ya da en üst seviyedeki sporcularla katılmak madalya sırlamasındaki yerinizi yakından etkiliyor.

 

Türkiye de bu tercihini karma bir şekilde kullanıyor. Bazı dallarda ikinci diyeceğimiz tercihleriyle, bazılarına ise en üst seviyedeki sporcularıyla katılıyor. Sporda son derece güçlü olan ABD, Rusya, Çin, Almanya, Brezilya gibi ülkelerin de Akdeniz Oyunları’nda doğal olarak yer alamamaları sayesinde bu turnuvada yüzümüz daha çok gülüyor.

Akdeniz Oyunları, Akdeniz havzası ülkeleri arasında dört yılda bir düzenleniyor

Fikir ilk kez 1948 Londra Olimpiyatları sırasında ortaya çıkıyor. Fikir babası bize yabancı birisi değil. Hatta bizden birisi olduğu söylenebilir. Uluslararası Olimpiyat Komitesi asbaşkanı ve Mısır Olimpiyat Komitesi başkanı Muhammed Tahir Paşa’dan geliyor öneri. Türkiye ile birlikte dokuz Akdeniz ülkesi daha bu öneriyi benimsiyor. Böylece Uluslararası Akdeniz Oyunları Komitesi kuruluyor.

İlk oyunlar 5-12 Ekim 1951 tarihleri arasında Mısır İskenderiye’de düzenleniyor. Türkiye bugüne kadar yapılan oyunların tamamında yer alıyor. İlk kez 1971’de 6. Akdeniz Oyunları’na ev sahipliği yapıyor. Oyunlar İzmir’de gerçekleşiyor. 2013 yılında ise 17. Akdeniz Oyunları’na Mersin ev sahipliği yapıyor.

Oyunlara katılan ülkeler arasında Andorra, Makedonya, San Marino gibi doğrudan kıyısı olmasa da Akdeniz ülkesi sayılanlar varken, Akdeniz ülkesi olmalarına rağmen katılmaya iki ülke de bulunuyor: İsrail ve Filistin. Eski Yugoslavya’dan dağılan / ayrılan ülkeler ise katılıyorlar.

Türkiye’nin son oyunlarda spor branşı çeşitliliği de artmış durumda

Olimpiyatlar, dünya şampiyonları gibi organizasyonlarda güreş, halter, boks gibi madalya aldığımız sporların yanı sıra badminton, okçuluk, artistik jimnastik, kadın güreş ve kadın boks, yüzme, atletizm gibi bir çok farklı spor dalında da başarılı sporcular çıkartabiliyoruz artık. Kadın voleyboldan bahsetmedim, onlar zaten ülkenin yüz akı durumundalar. Akdeniz Oyunları’na ikinci takımla katıldık, zira asıl takım aynı tarihlerde Uluslar Ligi’nde mücadele ediyor. Ancak “ikinci takım” dediğime bakmayın. Onlar da finale kaldılar. Büyük ihtimalle altın madalyayı da alacaklar.

Bu sene Akdeniz Oyunları’nı takip ederken varlığını bile bilmediğim bir spor dalı daha keşfettim. Daha doğrusu madalya kazanan sporcularımız sayesinde haberdar oldum: Bocce…

Hemen hemen gülle boyutundaki bilyeleri merkeze en yakına atmak üzerine kurgulanan bir spor dalı. Kış olimpiyatlarındaki körlingin yaz versiyonu bir nevi…

Türkiye bu dalda dört altın, bir gümüş, bir bronzla 19. oyunların en başarılısı oldu.

Umarım yazının girişindeki öngörü gerçekleşir ve bu oyunları zirvede kapatırız. Türkiye’de sporun gelişimi ve sporcularmızın özgüveni açısından böyle bir başarıya ihtiyaç var.

Behçet Üstün

Paylaş

Son Yazılanlar

Modern Sofraların Unuttuğu Lezzet

Ramazan ayının ruhu, sadece gün boyu süren bir dinginlikte değil, akşamın yaklaşmasıyla birlikte mutfaklardan süzülen o eşsiz kokularda da gizlidir. İftar saati yaklaştıkça şehir susar,

Mavi Vatan’ın Sessiz Çığlığı

Üç tarafı denizlerle çevrili bir coğrafyanın çocuklarıyız. Bu cümle, ilkokul sıralarından itibaren zihnimize kazınan coğrafi bir bilgiden çok daha fazlasını ifade eder aslında. Bizim için

Türkiye’de Nüfus Dengesi Değişiyor

Türkiye’de Nüfus Dengesi Değişiyor: Doğurganlıkta Yeni Dönem Türkiye’de doğum oranları uzun süredir devam eden düşüş eğilimini 2024’te daha da derinleştirdi. Toplam doğurganlık hızının 1,48’e gerilemesiyle

Açlık Bizi Arındırır mı?

Ramazan ayı geldi. Yine aynı tartışmalar: ‘Oruç neyi bozar, neyi bozmaz?’ Ama kimse dönüp şu soruyu sormuyor: Oruç neyi düzeltir? Bir ay boyunca aç kalıyoruz.

Ağırlama Dünyasında Dönüşüm

Antalya’nın dingin bir Şubat sabahında, NEST Kongre Merkezi’ne girdiğimde sadece bir etkinlik alanına değil, sektörün geleceğinin ilmek ilmek işlendiği canlı bir yapıya adım attığımı hissettim.

İki Damla Yaş ve Gözlerde Mahcubiyet

Dost sohbetlerimizin birinde, biraz yaşımıza dokundurmak, biraz da miskin ortamı dürtme fırsatını kaçırmayacak bir dost, ‘durduk yerde gözlerinin yaşarmasından’ yakındı. Olmadık yerde demek istedi daha

Bir Tabak Bize Ne Söyler?

Bir tabağa baktığımızda gerçekten ne görürüz? Sadece yemek mi? Yoksa bir kültürün izlerini,bir toplumun alışkanlıklarını,bir ailenin hikayesini mi? Gastronomi çoğu insanlardan sadece tariflerden ve tekniklerden