Atlantik akıntıları ya bir gün durursa?

Atlantik akıntıları şimdilik zayıflıyor, peki ya bir gün durursa ne olur?..

Eğer bugün Londra’nın ılıman bir iklimi varsa, Norveç’in en çok yağış alan kenti Bergen, bu kadar güzelse, bunun sebebi coğrafî konumları değil, kıyılarından akıp giden sıcak okyanus suyudur. Aynı şekilde, Batı Afrika kıyılarının balık cenneti olmasının sebeplerinden en önemlisi de yine Atlantik Okyanusu’ndaki akıntılardır.

O soğuk su, bölgenin sıcaklığını belli bir seviyede tutarak, klima işlevi görür.
Bu akıntıları oluşturan mekanizmaya ‘Atlantik Meridyenel Devrilme Dolaşımı’ (Atlantic Meridian Tipping Circulation-AMOC) adı veriliyor.

AMOC, Atlantik Okyanusu’ndaki ana akıntı sistemi ve özellikle sıcak suyun kuzeye, soğuk suyun güneye taşındığı devasa bir ‘okyanus taşıyıcı bandı’…

AMOC’nin temelini oluşturduğu veya beslediği başlıca akıntı sistemleri arasında en bilineni ‘Körfez Akıntısı’ (Gulf Stream), ancak aynı derecede önemli üç önemli akıntının da kaynağı: ‘Kuzey Atlantik Akıntısı’ (North Atlantic Drift), ‘Kuzey Atlantik Derin Suyu’ (North Atlantic Deep Water-NADW) ve ‘Güneye Doğru Derin Akıntı’ (Deep Southward Current)…

ATLANTİK KIYILARINA HAYAT VEREN DEVİRDAİM

Meksika Körfezi’nden başlayıp Kuzey Amerika kıyılarını takip ederek Avrupa’ya ulaşan bir sıcak su akıntısı olan Körfez Akıntısı, Avrupa’nın kuzeybatısını ılımanlaşmasını sağlayan taşıyıcı mekanizma…

Kuzey Atlantik Akıntısı, Körfez Akıntısı’nın kuzeye devam eden kolu ve Avrupa’nın batı kıyılarına ılıman ve nemli bir iklim taşıyor. Kuzey Atlantik Derin Suyu ise AMOC mekanizmasının döngüselliğini anlamamızı kolaylaştırıyor.

Kuzey Atlantik’te soğuyan ve tuzluluk oranı artarak yoğunlaşan sıcak suların dibe çökmesiyle oluşan geri dönüş akıntısı… ‘Güneye Doğru Derin Akıntı’ya gelince; kuzeyden batan soğuk suların, Güney Okyanusu’na doğru taşınmasını sağlayan derin akıntıya verilen isim…

Özetle AMOC, sıcak yüzey sularını tropiklerden kuzeye, soğuk derin suları ise güneye taşıyan, Avrupa iklimini ılıman tutan hayatî bir okyanus akıntı sistemi… ‘Termohalin döngüsü’ denen bu mekanizmayla, sıcak ve tuzlu yüzey suyu kuzeye taşınıyor, soğuyup yoğunlaşarak dibe çöker ve derin akıntı olarak güneye dönüyor.

OYANUSUN MEKANİZMASI HATA VERMEYE BAŞLADI

Şimde gelelim oldukça kötü bir habere!.. İklim değişikliği nedeniyle AMOC’un yavaşladığına dair kanıtlar artıyor. Bu yavaşlama Kuzey Atlantik bölgelerinde sıcaklık düşüşü, deniz seviyesi artışı ve besin zincirlerinde bozulmaya yol açabilecek ciddi değişimleri tetikleyecek.

Küresel ısınma nedeniyle yavaşlayan bu sistemin çökmesi, Avrupa’da aşırı soğuma, deniz seviyesinin yükselmesi ve ciddi tarımsal krizler gibi geri dönülemez sorunlara neden olabilir.

Şu sıralar bilim insanları AMOC’un zayıflayacağından ve bunun büyük iklimsel değişimler yaratacağından oldukça tedirgin. Bu sistem zayıflamasını tetikleyen unsurlardan biri, Grönland buzullarının erimesi ve artan tatlı su girişi… Bu hareket, suyun yoğunluğunu azaltarak döngüyü yavaşlatıyor.

AMOC’nin tümüyle çökmesi durumunda, Avrupa’da ortalama sıcaklıkların düşmesi, tropik yağmur kuşaklarının kayması bekleniyor. Böylesi bir gelişme, Avrupa’da şiddetli soğuk hava dalgalarından Afrika’nın batısında Sahel’de kuraklığa ve aşırı hava olaylarına kadar bir dizi çevresel değişikliği tetikleyebilecek tehlikeli bir dönüm noktasına bizi yaklaştırabilir.

Bilim insanlarının öngörülerine göre, AMOC, 21’inci yüzyılda daha da zayıflayacak. Peki çöker mi? Şimdilik bilinmiyor!

BEKLENTİLERİN ÖTESİNDE BİR ZAYIFLAMA NEYİN İŞARETİ?

Yine kötü bir haber!.. AMOC’nin daha önce düşünüldüğünden çok daha hızlı bir oranda zayıfladığına ilişkin bulgular var.

Mekanizmanın, bu yüzyılda muhtemelen zayıflayacağı konusunda genel bir görüş birliği olsa da, ne kadar zayıflayacağı ve hangi zaman diliminde gerçekleşeceği konusunda tartışmalar ve belirsizlikler mevcut; çünkü farklı iklim modelleri son derece farklı tahminler üretiyor.

Yeni araştırmalar, yüzyılın sonuna kadar yüzde 50’den fazla bir yavaşlama öngörüyor.

AMOC, tıpkı bir konveyör bant veya eyaletler arası otoyol sistemi gibi, suyu dünya çapında taşıyan geniş bir okyanus akıntıları sistemi…

Tahminlere göre, 1850 ile 1900 yılları arasındaki ortalamasına kıyasla 2100 yılına kadar, AMOC yaklaşık yüzde 51 daha zayıf olacak.
Araştırmacılar özellikle iki değişkene dikkat çekiyor: Subtropikal bölgedeki deniz yüzeyi sıcaklıkları ve Güney Atlantik’teki deniz yüzeyi tuzluluğu… Hem sıcaklık hem de tuzluluk, suyun kaldırma kuvvetini ve yoğunluğunu etkiler ve bu da derin su oluşumunu değiştirir.

Bilim insanları, AMOC’nin zayıflamamasının tek olasılığının ‘Güney Atlantik yüzey tuzluluğundaki bir sapmanın düzeltilmesine’ bağlı olduğunu belirtiyor.

Şimdilik araştırmacıların AMOC akışkan dinamiğini doğru şekilde simüle etmekte zorlanan iklim modellerine güvenmekten başka seçenekleri yok. Hali hazırda AMOC değişkenliğinin temellerini güvenilir bir şekilde anlamaktan çok uzağız. Oyanus sistemleri çok bilinmeyenli bir denkleme benzetilebilir.

Çoğu iklim modelinde yer alan gerçekçi olmayan okyanus dinamiklerinden uzaklaşmak ve iklim simülasyonlarının bir parçası olarak okyanusu gerçek, çalkantılı doğasıyla simüle etmek en doğru yaklaşım olarak görülüyor. Ancak bu saptamayı yapmak kolay da, uygulaması hiç kolay değil!

10 YIL İÇİNDE AVRUPA 3°C SOĞUYABİLİR

Science Advances dergisinde 2024 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, modellenen çökme senaryolarında, Avrupa kıtası 10 yılda 3°C’den fazla çok güçlü ve hızlı bir soğuma yaşayabilir.

İngiltere Ulusal Okyanus Bilimleri Merkezi’ne (The National Oceanographic Center-NOC) göre, daha genel olarak bu durum, dünya çapındaki yağış düzenlerini ve fırtına faaliyetlerini değiştirebilir ve aşırı hava olaylarının sıklığını artırabilir.

AMOC çöküşünün etkisine ilişkin önceki çalışmaların çoğu, sanayi öncesi koşullar altında veya belirli CO2 seviyelerinin 18 altında ortaya çıkan iklim değişikliklerine odaklanarak, özellikle Kuzey Yarımküre’de genel küresel yüzey sıcaklıklarında önemli bir düşüşe ve Güney Yarımküre’de hafif bir ısınmaya neden olduğunu ortaya çıkardı.

Birkaç çalışma, devam eden CO2 zorlamasına (örneğin, SSP8.5 senaryoları veya geçici CO2 deneyleri) karşı geçici AMOC tepkisini araştırdı ve artan CO2 zorlamasıyla daha yüksek konsantrasyonlarda potansiyel bir çöküş olduğunu gösterdi.

HESAPLANMASI ZOR AMA ETKİLERİ ÇOK CİDDİ OLACAK

Bu çöküş, AMOC’nin 5 Sv’nin (‘sverdrup’ biriminin kısaltması ve okyanus akıntılarının hacimsel taşıma hızını ölçmek için kullanılan bir birim) altındaki azamî güçle neredeyse tamamen kapanmasına kadar hızlı bir şekilde zayıflaması olarak tanımlanıyor.

Bu çalışmalar, AMOC zayıflamasının veya çöküşünün, benzer bir küresel soğuma modeline yol açtığını tutarlı bir şekilde gösteriyor.

Buzul ve buzullararası dönemlere ilişkin çeşitli modelleme çalışmaları, AMOC’nin zayıflamasının veya durmasının, model yapısına ve sınır koşullarına bağlı olarak CO2‘de artış veya azalmalara yol açabileceğini, okyanus dolaşımındaki değişiklikler ve karasal karbon tepkisi arasındaki karmaşık etkileşimi ve telafi edici etkileri yansıttığını öne sürüyor.

Sonuç olarak, AMOC’nin durmasına verilen CO2 tepkisi oldukça belirsiz.

Tamamen eşleştirilmiş model simülasyonları, AMOC çöküşünün ardından yeniden kurulan dengeye ulaşıldıktan sonra iklimin, küresel ısı dağılımını yansıtan, Kuzey Yarımküre’de belirgin bir soğuma ve Güney Yarımküre’de eşzamanlı ısınma şeklinde güçlü bir asimetrik yarımküresel sıcaklık tepkisi sergilediğini gösteriyor.

60’INCI ENLEMİN GÜNEYİNDE ISINMA ETKİSİ 10°C’Yİ AŞABİLİR

Çok bilinmeyenli bir denklem dedik ya, işte hesaba katılması gereken etkenlerden biri daha… AMOC çöküşü, Kuzey Atlantik’in kuzeyine ısı transferinde keskin bir azalmaya yol açar ve bu da deniz buzu-albedo geri beslemesiyle güçlü bir soğumaya neden olabilir.

Biraz açalım meseleyi; albedo’yu, ‘yansıtabilirlik’ diye Türçeleştirebiliriz. Bir yüzeyin üzerine düşen güneş ışığını veya radyasyonu geri yansıtma kapasitesini tarif etmek için kullanılan bir sözcük. Yüzeylerin ışığı ne kadar yansıttığı, 0 ile 1 (veya yüzde 0-100) arasında bir ölçekle ifade ediliyor.

Arktik’in soğuması, deniz buzu alanında önemli bir artışa yol açarak albedoda bir artışa neden olur, bu da Güneş ışınlarını yansıtacağından dolayı, Kuzey Yarımküre’de daha fazla soğumayı tetikler. Bu soğuma 60’ıncı enlemin kuzeyindeki bölgelerde yoğunlaşır.

Buna karşılık, Güney Yarımküre’de, tam tersi yaşanır. Antarktika bölgeleri yaklaşık 6°C ısınır. Simülasyonlar, buz tabakası modüllerini içermediğinden, sonuç eriyen buz tabakalarından (örneğin, Antarktika ve Grönland’dakiler) kaynaklanan ek etkiyi hesaba katmıyor, ancak net bir öngörünün yapılmasının ne denli zor olduğunu ortaya koyuyor!

KLİMATOLOJİK TAHMİNLERİ YENİDEN GÖZDEN GEÇİRMEK GEREKECEK

AMOC çöküşünün neden olduğu uzun vadeli bölgesel sıcaklık değişimlerinin büyüklüğü, farklı CO2 temel çizgi deneylerinde genel olarak benzer sonuçları işaret ediyor.

Mekânsal örüntüde tüm durumlarda Kuzey Atlantik’te sürekli soğuma görülüyor. 450 ppm’lik (ppm=1 milyonda 1 birim) bir temel çizgiyle ilişkili arka plan seragazı ısınması, AMOC çöküş tepkisinin üzerine bindirildiğinde, genel iklim durumu, sanayi öncesi koşullara göre, Antarktika’da yoğun ısınma ve Kuzey Atlantik’te belirgin soğuma gösteriyor.

Bu nedenle, Güney Yarımküre’de 60’ıncı enlemin güneyindeki bazı bölgelerde, birleşik ısınma etkisi 10°C’yi aşabilir. Seragazı ısınmasının AMOC çöküşünün neden olduğu sıcaklık düşüşünü kısmen dengelediği Kuzey Yarımküre’de ise soğuma görece daha düşük olabilir.

Tüm bu örgörülere karşın, belki daha az olumsuz ama büyük olasılıkla çok daha olumsuz sonuçlarla yüzleşmek durumunda kalabiliriz.
Ne yazık ki, bugüne kadar iklim krizine ilişkin tahminleri sürekli olarak negatif revizyona tâbi tutmak durumunda kaldı bilim insanları… Bu büyük olasılıkla AMOC için de geçerli olabilir!

Süleyman Karan

 

Süleyman Karan

Halden Anlamaz

Recent Posts

Bulanık stiller, hibrit desenler veya alışılmadık renkler

Son 30 yılın moda trendlerine bakıldığında animal print'lerin (hayvan desenlerinin) yeniden ortaya çıkışı her seferinde…

2 gün ago

Evliya Çelebi’nin Sofrasına Konuk Olmak

Evliya Çelebi’nin on ciltlik dev eseri Seyahatnâme, sadece bir gezi günlüğü değildir, on yedinci yüzyılın…

2 gün ago

Her 10 Kişiden 4’ü Bakım Yükü Taşıyor”

“Türkiye’nin Görünmeyen Mesaisi: Çalışanların Yarısı Çocuk Bakıyor, Her 10 Kişiden 4’ü Bakım Yükü Taşıyor” Türkiye’de…

2 gün ago

Bir Gastronomi Festivalinin Ardından

İzmir’in deniz kokulu ,zarif ve huzurlu sahil kasabalarından biri olan Urla, her yıl ilkbaharın en…

3 gün ago

Türkiye’de 1 Mayıs: Büyüme Var, Pay Yok

Tüm dünyada 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlanırken, Türkiye’de çalışanlar artan geçim baskısı ve…

5 gün ago

Arzu, Tüketim ve Zihnin Karanlık Kıyıları

  Çağımızın hızla dönüşen tüketim alışkanlıkları ve dijital yönlendirmelerle şekillenen arzuları, bireyin iç dünyasında derin…

5 gün ago