Putin de olurmuşum ben!!!!

Sizin kırmızı çizginiz nedir ? Hani o çizgiyi geçince savaş ilan edebileceğiniz yer. İşte geçen gün bizim evin “minik” Puta’sına pata küte girişince ne oldu biliyor musunuz? Yoo,  Ahh yazık dediğinizi duyar gibiyim. Hele bir de aranızda Puta’nın o sevimliliğine kananlar varsa, bana epey kızabilirler. O minik, o ufacık yanaklara, sağlı sollu pençelerimle saldırdım. Bak, yine o zilliye acıyan sesinizi duyuyorum.

Bu Puta sen gel benim masanın üstüne zıpla, benim mama tabağımdan yemeye cesaret et. Ya ben zamanında parmesan, sucuk yemiş, ağzının tadını çok iyi bilen kedi gurmesi ben, haksız mıyım?

Minicikmiş, sevimliymiş hiç düşünmeden masanın üstünde evire çevire patakladım. Bakın sözcükleri yumuşatıyorum, patakladım diyorum.  Sonuçta bizim dünyamız bu, yemek hassas bir konu.

Sizin dünyanızda iki karış toprak uğruna çıkan savaşlar bizim dünyamızda iki lokma için çıkar. Dünya zaten bizim. Topraklar da bizim.

Konuyu dağıtmayayım

Bizimki Puta için üzüldü tabii. Hemen eli telefona gitti, arkadaşlarına dert yandı. Daha dün yaşam savaşı veren Puta, ne olduğunu anlamadı. Eee öğrenecek, dayağı yiye yiye güçlenecek. Evet ya, ona iyilik yaptım aslında. Ama herkes bunu böyle düşünmedi. Yok Eflatun, kötü kedi, ah zavallı Puta oldu. Ama beni kim anladı biliyor musunuz? Uzun…

Evet, yanlış duymadınız. Uzun tüm ciddiyetiyle, umursamaz gözüken yükselen ses tonuyla “mama tabağı ya, o, Eflatun’un kırmızı çizgisi. Ona dokununca Ukrayna’da Putin olur Eflatun.  Putin kimdir nedir, bilmem. Nihayetinde bir kediyim ben. Ama o masada ne duydum biliyor musunuz? Uzun, bana hayvan ya da bu değil, Eflatun dedi. Uzun beni gördü, beni anladı.

Konu benim kırmızı çizgiler olunca bizimki, küsmüş çocuk edasıyla “hadi canım , onun kırmızı çizgisi benim ayak ucum. Orada yatar. Kaç gündür almıyorum odaya, hiç de Putin olmadı.”

Uzun,  “ahh be canım, sen tedarik zincirinin son halkasısın,” derken gözünde o alaycı ifadeyle bana yakalanıyor. Bir tanesi de meraklı, neymiş kırmızı çizgiler diye sormaya devam ediyor. Tahammül mü? Sınır mı? Neden kırmızı?

Birden gözümde canlanan manzara, bana kedi kumu, mama taşıyan, veterinere götüren, yıllardır bana emek veren bizimki. Elbette bizimki bana kıyamıyor, kızıyor ama nasıl? O en şefkatli ses tonuyla, “Eflatun yapma ama,” diyor, gülüyorum içimden. Bizim ilişkimiz bambaşka diyerek bakıyorum gözlerinin içine, kayboluyorum o mavilikte.

“Uzun, Uzun  Puta’yı yatırdığım gibi, seni de yatırırım şu masanın üstüne, hani Putin’i anlamadım da, zincirin son halkası değil bizim ilişkimiz. Ama sen beni iyice fırsatçı yaptın. Oysa ben kendi yöntemleriyle seviyorum bizimkini. O herkes gibi sevilmeyi de, herkes gibi ilişkiyi de sevmez. Ben bilirim onun kırmızı çizgilerini.”

Benimkiler mi, galiba kişiye göre değişiyor. Puta için mama tabağı, ama senin için bizimkiyle olan ilişki, işte oraya hiç dokunma Uzun. Bunu daha önce de yazmıştım. Ya o, ya ben demiştin ya. İstersen o alanlara girme hiç.

Sahi, şu Kedi Eflatun’un sözüne kulak verin. Kırmızı çizgilerinize sahip çıkın. Kimse girmesin, dokunmasın ve gerekirse tepkinizi gösterin. Evet, benim Puta’ya yaptığım şekilde topaç gibi çevirmeyin ama unutmayın, kırmızı çizgiler çok önemli.

Eflatun

Paylaş

Son Yazılanlar

Teknoloji şirketleri doğa dostu olabilecek mi?

Yüksek teknoloji günlük yaşamın her alanına nüfuz ediyor. Blockchain uygulamaları, kuantum bilgisayarlar ve yapay zekâyla bilişim teknolojilerinin sıçrama yaptığı bir dönemdeyiz. Bu hızlı dönüşüm müthiş

Modern Sofraların Unuttuğu Lezzet

Ramazan ayının ruhu, sadece gün boyu süren bir dinginlikte değil, akşamın yaklaşmasıyla birlikte mutfaklardan süzülen o eşsiz kokularda da gizlidir. İftar saati yaklaştıkça şehir susar,

Mavi Vatan’ın Sessiz Çığlığı

Üç tarafı denizlerle çevrili bir coğrafyanın çocuklarıyız. Bu cümle, ilkokul sıralarından itibaren zihnimize kazınan coğrafi bir bilgiden çok daha fazlasını ifade eder aslında. Bizim için

Türkiye’de Nüfus Dengesi Değişiyor

Türkiye’de Nüfus Dengesi Değişiyor: Doğurganlıkta Yeni Dönem Türkiye’de doğum oranları uzun süredir devam eden düşüş eğilimini 2024’te daha da derinleştirdi. Toplam doğurganlık hızının 1,48’e gerilemesiyle

Açlık Bizi Arındırır mı?

Ramazan ayı geldi. Yine aynı tartışmalar: ‘Oruç neyi bozar, neyi bozmaz?’ Ama kimse dönüp şu soruyu sormuyor: Oruç neyi düzeltir? Bir ay boyunca aç kalıyoruz.

Ağırlama Dünyasında Dönüşüm

Antalya’nın dingin bir Şubat sabahında, NEST Kongre Merkezi’ne girdiğimde sadece bir etkinlik alanına değil, sektörün geleceğinin ilmek ilmek işlendiği canlı bir yapıya adım attığımı hissettim.

İki Damla Yaş ve Gözlerde Mahcubiyet

Dost sohbetlerimizin birinde, biraz yaşımıza dokundurmak, biraz da miskin ortamı dürtme fırsatını kaçırmayacak bir dost, ‘durduk yerde gözlerinin yaşarmasından’ yakındı. Olmadık yerde demek istedi daha