Ultra lüks ve sofistike ürünler mi, yoksa köylü kurnazı Fransız ile İtalyan’ın işi mi?

Louis Vuitton Moet Hennesy’nin (LVMH) patronu Bernard Arnaud dünyanın en zenginleri sıralamasında bazen ilk sıraya kadar yükselebiliyor. İlk 10’da her zaman var. LVMH’nin 2023 yılı geliri 86.2 milyar avro… Aynı yılki büyüme oranı yüzde 9… LVMH çatısı altında faaliyet gösteren markalar, lüks sektörünün en önde gelen markaları: Dior, Bulgari, Marc Jacobs, Chaumet, Kenzo, Fendi, Celine, Givenchy, Hublot. Fenty, TAG Hauer ve daha pek çoğu…

Kozmetik, parfüm, hazır giyim, alkollü içecekler segmentlerinde pek çok markası var.

Bir örnek de İtalyan sermayesinden verelim, Armani Group’tan… O LVMH kadar büyük değil, ama küresel ölçekte çok bilindik. 2022 yılında Armani’nin net geliri 2.35 milyar avroyu bulmuştu. Bu iki grubu neden özellikle belirttiğimi birazdan anlayacaksınız…

Lüks sektörü, belki de kâr oranı en yüksek sektör, insanlığın gelişimine yönelik katma değer açısından ise büyük olasılıkla ‘hiç’ denebilecek düzeyde. Mücevherat, saat, giyim, kozmetik, alkollü içecek gibi tüketim ürünlerinde bu ultra lüks markaların her ürünü, AB ortalaması ücretlerle hesaplansa dahi bazen bir yıllık ücret toplamını aşıyor. Bunları da ancak ortalama fiyatlı ürünleri için söylemek mümkün.

Mücevher, saat tamam da vasatın bir tık üstü çanta?

Bence burada iki ürünü ayrı değerlendirmek lazım, mücevherat ve saat… Zira ilkinin zaten hammaddeleri nadir ve pahalı, bu sebeple satış fiyatlarının astronomik olmasının bir mantığı var, tabii yoğun bir el emeği ve beceri birikimini de eklemek gerek.

Saatte ise gerek tasarım, gerek el emeği ve yüksek bir zanaat tekniği olmazsa olmaz, tabii bu tanımlama haute horlogerie diye sınıflanan saat markaları için geçerli. Mesela A. Lange & Söhne, Audemars Piguet, Breguet, Panerai, Patek Philip, Jeager Le-Coultre gibi…

Yani çok sofistike tasarımlı bir mavi elmaslı kolyeye yüzbinlerce avro ödenebilir, veyahut Patek Philip’in asırlık tecrübesinden süzülmüş bir kronografa…

KALİTEYİ BOŞ VER, LOGOYU SATMAYA BAK!

Peki ama Çin’de üretilmiş, tasarımı da öyle ahım şahım olmayan, ama nal gibi markası belirgin bir çantaya birkaç bin dolar ödemenin nasıl bir mantığı ve estetiği olabilir? Nasıl bir sofistikeliktir ki bu?

Diyeceksiniz ki, “Sana ne? Zengin düşmanlığı yapma? Kıskanıyorsun!” Hadi diyelim ki ben uzanamadığı ciğere mundar diyorum. Peki Milano savcıları da mı öyle?

Savcılar, lüks giyim ve çanta üreticileri Dior ve Armani’yi ucuz iş gücü kullanımı nedeniyle incelemeye aldı. Bu markaların, çalıştığı taşeron şirketlerin kaçak Çinli işçileri çalıştırdığı ve bu işçilere düşük maaşlar ödediği ortaya çıktı. Çinli işçiler, lüks markalar adına çalışan taşeron şirketlerde uzun saatler çalışıyor ve saatlik 2-3 avro kazanıyorlar.

Çalışma koşulları neredeyse 1800’lerdeki Louisina kölelerinden bir tık iyi, en azından kırbaçlanmıyorlar! Haberi yapan yle sosyalist, servet düşmanı bir yayın da değil, Wall Street Journal (WSJ), yani ABD finans sermayesinin sesi… WSJ’ye göre, Dior 2,600 avroluk bir çanta için taşeron üreticiye sadece 53 avro ödüyor.

HABERSİZMİŞİZ GİBİ YAPALIM, ŞİMDİLİK GÜNÜ KURTARALIM!

Her iki grup da bu haber üzerine, tedarik zincirlerine yönelik kontrolleri artıracağına ilişkin açıklamalar yaptılar. İtalya’da yürütülen soruşturma sonucunda, haziran ayında Dior’un bir birimi olan Manufactures Dior SRL idaresi altına alındı.

Benzer önlemler nisan ayında Armani’ye ve ocak ayında Alviero Martini’ye karşı da alınmıştı. İlgili şirketlere operasyonları denetlemek ve sorunların çözümündeki ilerlemeyi mahkemeye raporlamak üzere özel komisyon üyeleri atanıyor.

Demek ki neymiş, bu ürünlerin çakmasını üreten Kapalıçarşı’nın uyanık esnafı bile, LVMH ve Armani Group’un tedarikçilerinden daha insaflıymış. Hesabı şuradan yapın, o atölyelerde çalışanların yevmiyesi en azından 700-800 liradır. Çantaları da herhalde 2,000 avroya kakalamıyorlar, markayla karakterini geliştireceğini düşünen o müşteri kitlesine!

EN SOFİSTİKE YALAN DOLAN

Bu haberi ‘daha bir sofistike’ kılmak için son sözü LVMH’nin CEO’su Bernard Arnaud’ya verelim: ‘’LVMH’ın vizyonu, bütün dünyada batılı ’Art de Vivre’i (yaşam sanatı) temsil etmektedir. Hem zarafet hem de yaratıcılık eşanlamlı devam etmek zorundadır. Ürünlerimiz ve temsil ettikleri kültürel değerler, gelenekle yeniliği bir araya getirirken, düşleri ve hayalleri de harekete geçirirler’’. Ne kadar sofistike değil mi!.. Acaba ‘Art de Vivre’in Mandarince ya da Kantoncası nedir?

Süleyman Karan

 

 

 

Paylaş

Son Yazılanlar

Kraliyet çikolatacısı Naciye Tosun

Onu ilk tanıdığımda gözlerindeki tutku beni o kadar çok etkiledi ki, bırak çikolataları bir yana, sen kendini anlat, dedim. Çikolataların lezzetinde kaybolurken, onun azmine, başarısına

Sürdürülebilir yaşamın lezzetli yolu

Günümüz dünyasında, sürdürülebilirlik kavramı hayatımızın her alanına nüfuz ediyor. Bu kavram, sadece çevresel sorumluluğu değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal sorumluluğu da içinde barındırıyor. Atıksız

Yapay Zeka Çağında Avukatlık

Yapay zeka, sadece bilim kurgu filmlerinin değil, günlük hayatımızın da bir parçası haline geldi. Siri’den Alexa’ya, ChatGPT’den Midjourney’e, yapay zeka uygulamaları hayatımızın her alanında karşımıza

Borsa ve Altında Beklentiler

Borsa İstanbul geçen haftayı yüzde 1.91 kazanç ile 10851 puandan kapattı. Bankacılık, holdingler, gıda ve gayrimenkul sektörlerinin endekse destek geldi. TL karşısında, dolar 32.58 ve

Bodrum şaşırtmaya devam ediyor

Her yazın değişmeyen geyiği Bodrum neden boş, ne olacak bu Bodrum’un hali ? 25 yıldır aynı hikayeyi dinlemekten yıldım. Bodrum’un yüksek sezonu bu hafta sonu başlar

Döner gibi dönerin peşine düşün!

Ülkemizin en sevilen lezzetlerinden olan döneri, hemen hemen yaşadığımız her noktada bulmak mümkün. Ancak döner gibi döneri bulabiliyor muyuz?  Orası biraz şüpheli! Ben de İstanbul’un