Bu resimlerde herkesin duygusu saklı

Bilinçdışı renklerle konuşuyor. “Bazı organik meseleler”

Ressam, oyuncu ve iç mimar Melis Babadağ, “bazı organik meseleler” isimli ilk kişisel resim sergisini The Art Capsule Gallery’de açtı. Daha önce Venedik Sanat Fuarı, Art Ankara ve Art Contact’a katılan sanatçı Temmuz ayında da Bodrum Marina’da olacak.

Dünyanın tüm renklerine üç yaşında eline aldığı fırçayla sahip olmuş. Beş yaşında ilk yağlı boya tablosunu tamamlamış. Farklı duyguların gelip geçtiği bir dünyada kendini resimle ifade ediyor.

Küçük bir çocukken yaptığı resmin ne anlattığına dair annesinin sorusuna verdiği yanıt, “Güneşin başına gelen bir durum” olmuş. Aynı seriye devam ederken sonraki yanıtı da “Güneşin başına gelen başka bir durum” olmuş. Onun böyle tatlı tatlı başlayan resim tutkusu bugün, ilk kişisel resim sergisine kadar gelmiş. Aslında resimleri herkesin farklı yorumlayabilecegi bir grup terapisinin başlangıcı niteliğinde.

Resimlerinizde öyle bir şey var ki, herkes kendi dünyasından yorumlar. Siz de belirtmişsiniz: Rorschach testi gibi.

Evet, gören insanlar kendi hayatlarına göre yorum yapıyor. Bir arkadaşım ilişkisini tam oturtamadığı, karmaşık bir döneminde monokrom, siyah-beyaz çalıştığım bir resme bakıp, karamsar bulup biraz renkli bir şeyler yap derken, daha sonra evlendi, hatta çocuğu oldu. O dönemde aynı resme bakıp “ne kadar çarpıcı olmuş” dedi.

Yine başka bir arkadaşım, yeni evlenmişti, hayatını oturtmaya çalışıyordu. Akriliğin kalem versiyonuyla yeni bir teknik deniyordum. Resmime bakıp, “bu olmamış” dedi ve aynı arkadaşım boşandığında, kendine yeni bir hayat kurduğunda aynı resme bakarak, “içlerinde en ilginci bu” dedi. Resimlerim hem tanımlı, hem tanımsız. Bunu seviyorum.

Örneğin bir Anka kuşu ve Akana çalışmanız var.

Bir vizyonla başlıyorum. Sonra resim kendisini yapıyor.
Burada karanlıktan aydınlığa doğru gitmeyi tasarladım ama balık yılana dönüştü. Sonra kanat yapmaya başladım. Nedenini bilmiyorum ama içeriden aydınlığın çıkması için hissettiğim ifadeyi yansıttım.

En sonunda pençe yaptım. Anka kuşuna dönüştü. Yeni yıl böyle sofistike olsun istedim.
Akana ise Türk mitolojisinde Deniz Tanrıçası. Onu alan kişi açısından da çok mutluyum. Çevresine çok faydası olan güçlü ve çok sevdiğim bir kadın aldı bu tabloyu.

Mine Türkili

Paylaş

Son Yazılanlar

Gençler Neden Bu Kadar Öfkeli?

Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen haberler, toplum olarak uzun süredir görmezden geldiğimiz bir gerçeği yüzümüze sert bir şekilde çarpıyor: Okul baskınları, öğrenciler arasında organize

Tabağın Görünmeyen Yüzü İle Yüzleşebilmek

Yemeğin sadece biyolojik bir ihtiyaç olduğunu düşünmek, büyük bir yanılgıdır. Tabağımıza gelen her lokma, aslında binlerce yıllık bir hiyerarşinin, ekonomik dengelerin ve sosyal mücadelelerin sessiz

Bu Dünya Sadece Bize Ait Değil…

​İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye genelinde sahipsiz sokak hayvanlarının büyük bir kısmı toplandı; 51 ilde bu süreç tamamlanırken, büyükşehirlerde oran yüzde 64’e ulaştı. Rakamlar büyük,

Sürrealist Bir Pazar Günü

Pazar haftanın en güzel günüdür. Geride kalan günlerin esaretine bir günlük salıverilmedir. Dünyanın bıkkın seyrine, başka bir perdeyle açılış yapan gongudur. Bıktırıcı, hıçkırıktan farksız gün

Mavi Ve Yeşil Arasında Gastronomi Senfonisi

Karadeniz’in hırçın mavisiyle uysal yeşilinin birleştiği o büyülü eşikte, Doğu Karadeniz’in giriş kapısı Ordu, yalnızca bir coğrafi koordinat değil; binlerce yıllık bir anlatının mutfaktaki estetik

Bir Davet, Bir Şehir, Bir Dönüşüm

Adana’da karnavalın ötesinde, lezzetle kurulan bir hikâyenin içinden geçiyoruz. Bu hikâyede şehrin hafızası, üretme biçimi ve kendini yeniden anlatma cesareti var. Her tabakta geçmişle gelecek