Sınıfımızın yazarı ‘Bir Cumhuriyet Çocuğu’

Arkadaşımla gurur duyuyorum. Bu yaşta böyle güzel bir kitap. Prof. Dr. A. Necmettin Akyildiz Kulak Burun Boğaz doktoru, kendi yaşam öyküsünü anlatan Ben bir Cumhuriyet çocuğuyum isimli kitabını zevkle okudum.Kitapta kendisinin liseyi parasız yatılı sınavıyla bitirdiğini söylüyor.

Tıpkı benim Kandilli’ye girişim ve bitirmem gibi. O yıllarda bizim gibi pek çok Anadolu çocuğu vardı. Biz aynı dönemde aynı ruhla yetişmiş Atatürk’ün Cumhuriyet çocuklarıyız. İyi ki o dönemleri yaşamışız.

Onun kitabını okurken bir anlamda kendi hikayemi de okudum

Atatürk’ün 33 Reformu olarak bilinen Eğitim reformuyla 1000’e yakın Yahudi bilim insanını okurken bugün her yerde açılan onlarca üniversiteyi görmek acı veriyor. İyi ki o dönemlerden geçtim.

Altı yıl aynı sıralarda okuduğumuz sınıf arkadaşımı ne yazık ki şimdi elimdeki kitaptan tanıyorum. O zaman bizim sohbete vaktimiz olmazdı, sadece ders çalışırdık. Tabii ki abimin de etkisiyle sınıfın erkekleriyle çok konusmazdık. En büyük eğlencemiz Çemberlitaş sineması ve Vefa Bozacısıydı.

Çemberlitaş sineması ve Vefa Bozacısıydı

Necmettin’in atalarının Saraybosna’da başlayan hikayesinde beni en çok etkileyen babasının küçük bir sedef kutuda var olan istiklal madalyasını, annesinin uslu dururlarsa göstermesi. Babası mesleğini çok seven bir terziymis ve içine kapanık, çevresiyle diyaloğu olmayan bir babaymış.

Aralarında diyaloğun gerçekleştiği anlar, kumaş kesimi yaptığı anlarmış. O zaman mezrosunu boynuna atan babası, gözlüklerini takar ve bir sürü kumaşa ve aldığı ölçülere bakarmış.

Bu anlarda dili çözülür, yumuşak ve sorulara yanıt veren bir adam çıkarmış ortaya. Cetvel, gönyesi ve sabunu ile kumaşa şekiller çizerken anılarını da birer birer sıralarmış. Bu anları komşular da kaçırmaz, terzi kesim yapacak diye toplanırmış.

Onun kitabı benim için hey gidi günler dedirten tarzdan. Kendisi dünyaya gözlerini açtığında Cumhuriyet dört yaşındaymış. Bir Profesör olarak ondan fazla mesleki kitabı yayimlanmis. Özellikle vertigo konusunda yaptığı çalışmalar ve yazdığı kitapla adını duyurmuş. Mesleğinde ki ilkler ve başarılar bir yana. Onun hala yazmaya devam etmesi ve yaşam oykusunu anlatan hikayesiyle, ben arkadaşımla gerçekten gurur duydum.

Dr. Mürüvvet Meryem Turkili

Paylaş

Son Yazılanlar

Gençler Neden Bu Kadar Öfkeli?

Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen haberler, toplum olarak uzun süredir görmezden geldiğimiz bir gerçeği yüzümüze sert bir şekilde çarpıyor: Okul baskınları, öğrenciler arasında organize

Tabağın Görünmeyen Yüzü İle Yüzleşebilmek

Yemeğin sadece biyolojik bir ihtiyaç olduğunu düşünmek, büyük bir yanılgıdır. Tabağımıza gelen her lokma, aslında binlerce yıllık bir hiyerarşinin, ekonomik dengelerin ve sosyal mücadelelerin sessiz

Bu Dünya Sadece Bize Ait Değil…

​İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye genelinde sahipsiz sokak hayvanlarının büyük bir kısmı toplandı; 51 ilde bu süreç tamamlanırken, büyükşehirlerde oran yüzde 64’e ulaştı. Rakamlar büyük,

Sürrealist Bir Pazar Günü

Pazar haftanın en güzel günüdür. Geride kalan günlerin esaretine bir günlük salıverilmedir. Dünyanın bıkkın seyrine, başka bir perdeyle açılış yapan gongudur. Bıktırıcı, hıçkırıktan farksız gün

Mavi Ve Yeşil Arasında Gastronomi Senfonisi

Karadeniz’in hırçın mavisiyle uysal yeşilinin birleştiği o büyülü eşikte, Doğu Karadeniz’in giriş kapısı Ordu, yalnızca bir coğrafi koordinat değil; binlerce yıllık bir anlatının mutfaktaki estetik

Bir Davet, Bir Şehir, Bir Dönüşüm

Adana’da karnavalın ötesinde, lezzetle kurulan bir hikâyenin içinden geçiyoruz. Bu hikâyede şehrin hafızası, üretme biçimi ve kendini yeniden anlatma cesareti var. Her tabakta geçmişle gelecek