Deprem müteahhitlerinin peşindeki Instagram hesabı

Hepimizi kahreden Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli iki depremle, yitirdiğimiz canların arkasından ne yapacağımızı, nasıl yardım edeceğimizi, felaketin yaralarını nasıl saracağımızı düşündük. Kimimiz ihtiyaç listelerini hazırlayarak, kimimiz belediyelerde koli yapma görevini üstlenerek, kimimiz ise bizzat afet bölgesine giderek çalıştık. Tüm Türkiye; tek kalp, tek yürek olduk ve kurtulan her can için ayrı ayrı mutlu olduk.

 

Yepyeni binalar nasıl kağıt gibi yıkıldı?

Tempo Dergisi’nde çalıştığımız yıllardan bu yana pek çok kez yolumuzun kesiştiği gazeteci arkadaşımız Yasemin Candemir tam da bu depremin ardından, bambaşka bir işe soyundu.

Depremin ikinci günü, “Bu yıkılan binaları kim yaptı?” sorusuyla çıktığı yolda, bugün binlerce destek mesajı ile yıkılan apartmanların, sitelerin izini sürüyor. Eksikliklerin neler olduğunu araştırıyor, binaların neden depremde un ufak hale geldiklerini ve elbette yüzlerce insana mezar olmalarını araştırıyor.

Şimdi, her ihtiyaca destek veren Türk insanı adeta Yasemin Candemir’in Instagram hesabı yaseminycandemir’de bir araya geldi hep beraber iz sürüyor.

6 Şubat’ın hemen ardından müthiş bir gazetecilik refleksi geliştirdin. Yıkılan binaların izini sürme düşüncen nasıl gelişti?

Ben hem 27 yıldır gazeteciyim Füsun biliyorsun. Yıllarca Tempo Dergisi’nde dirsek temasıyla Türkiye’nin o dönem en iyi gazeteciliğini yaptık. Ben daha sonra uzun yıllar Sözcü Gazetesi’nde de editör olarak çalıştım. Bir süredir sadece sivil inisiyatif gerektiren işlerde çalışıyorum.

Nasıl başladığıma gelirsem, deprem sabahı, önce 06.00’da Malatya’daki teyzeme ulaşmaya çalıştım. Ulaşamayınca panikle kuzenimi aradım. Dışardalardı, iyilerdi. Kuzenim Osman bir yandan sokakta yürüyor, bir yandan benimle konuşuyordu. Çok şükür, geçmiş olsun konuşmaları sonrası, “Yasemin abla, bizim sokakta 13 bina yıkıldı. Bizim ev 40 yıllık, bize bir şey olmadı. Ama bu yıkılanların hepsi yeni binaydı” dedi. Başta inanmadım. Ama gün içinde kafama takıldı. Yerel gazetecilerle iletişim kurduğumda anladım ki kuzenim yanılmıyordu.

Bu aşamaya geldiğinde genel izlenimin nedir?

Türkiye’deki bina deprem yönetmeliği ve modern inşa teknikleri, normal koşullarda 7,7 büyüklüğündeki bir depremde binaların yıkılmasını önlemeliydi. Oysa gerçekler gösteriyor ki, bu çoğu ilk depremde yıkılan binaların yüzde 90’ını deprem inşaat yönetmeliğine uygun inşa edilmemiş. Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde yer alan Kayı Apartmanı, iki büyük depremin etkisiyle temelinden çıkarak tek parça halinde arkaya doğru yan yattı mesela.

Uzmanlarına göre bu açıkça binaların ciddi sistem hatalarıyla yapıldığını gösteriyordu. Sadece müstakil evlerde kullanılabilecek demirlerin 8 katlı binalarda kullanıldığını, her detayda dayanıksız malzemelerin tercih edildiğini, betona su katıldığını hatta kirli dere kumu kullanıldığını gördük.

Evler dışardan çok fiyakalı görünüyorlar oysa ne kadar korkutucu olsa da bir kısmı strafor gibi malzemelerden yapılıyorlar. Bu yüzden depremde toz gibi dağılmışlar. Sorun esas olarak müteahhitler ve inşaat şirketlerinde ama denetlemeler çok sıkı yapılsaydı bırakın bu adamların 8 kat çıkmasına, müstakil ev yapmalarına bile izin verilmezdi.

Şimdi hepsi tutuklanıyorlar. Sanıyorum Kıbrıs’a kaçan baba-oğul iki müteahhidin Kıbrıs polisince yakalanmasında da aktif rol üstlendin. Nasıl oldu?

Kıbrıslı Melike Hanım bana yazdı. Kıbrıs’a kaçtıkları biliniyordu ama Hasan Alpargün Apartmanı’nda yakınları vefat edenlerin yazılı bildirim geçmesi gerekiyordu ki, polise bilgi verilip, yakalama kararı oluşturulabilsin. Ben vefat edenlerin yakınlarına çağrı yaptım, Melike Hanım’da polise bilgi verdi. Keza hiç zaman kaybetmeden yakalanabildiler.

Nasıl devam etmeyi planlıyorsun?

İşin aslı dosya kabarık. Bu çalışma ile adalete yardımcı olmayı da hedeflediğimden olabildiğince çok sorumluyu açıklama azmindeyim. Gelen binlerce mesaj var. Artık tek başıma değil, onlarca insanla koordineli çalışıyorum. Arayanların, yazanların büyük kısmı yakınları vefat edenler. İşin bir ucundan tutmak onlar için daha da önemli. Dayanışma ve adalet için çorbada ne kadar tuzumuz olursa o kadar iyi.

Bundan sonra İstanbul depremi ve tüm Türkiye genelinde görebildiğim, ulaşabildiğim her denetimsiz işe ulaşmayı ve yazmayı düşünüyorum. Instagram sayfam tüm kamuya açık şekilde çevre, insan, deprem, yönetmelikler, kadın, çocuk, hayvan hakları için sivil haklar sayfası haline geldi. Kar amacı gütmeyen bir Instagram profili olarak, daha çok insana ulaşmayı hedefliyorum. Mimarlar, mühendisler, avukatlar hiçbir şey beklemeden sorulara yanıt veriyor, aydınlanmaya katkı sunuyor.

Bir araya gelişimiz çok kuvvetli oldu. Eminim büyüyerek devam edecek. Her gün en az 100 defa DM’den “Allah razı olsun” duyuyorum. Bu da bana yeter.

Füsun Saka

 

Paylaş

Son Yazılanlar

Toprağın Fısıldadığı Sofralar

Bir tabağın önümüze geliş anı, görünenden çok daha derin bir zamanın eşiğidir aslında. İnsan, lezzeti ararken çoğu zaman sadece damağını değil, çocukluğundan süzülüp gelen bir

Bilimin, sanatın ışığında Foça’da Tatil

Bilimin, sanatın, kültürün ışığında Foça’da kısa bir tatil fena mı olur? Sanat, kültür, bilim insanlığın birikiminin taşıyıcıları… Bunları yok edemeyen ama yok olması için elinden

Hayvanlara şiddetin sonucundaki felaketler

Son günlerde kamuoyunu sarsan, şarkıcı Güllü’nün ölümüyle ilgili iddialar ve hazırlanan iddianamedeki kan donduran detaylar, hepimizin içini bir kez daha sızlattı. Olayın adli boyutu ve

İnsanı Kendine Bağlayan Adalar

Yaz ayları benim için deniz kokulu günler, susmayan cırcır böcekleri, denizin içinde batan güneş, karpuz -peynir ve dondurma demekti. Küçüklüğümde Marmara denizi ve Adaları vardı.

Hayvanlara saygı seçimlerle başlıyor

Hayvan refahı, sürdürülebilirlik ve bilinçli tüketim, bugün farklı sektörlerde faaliyet gösteren markaların ortak gündemlerinden biri haline geliyor. Moda markası Save The Duck ile evcil hayvanların

“Yüz yaşına ulaşmanın sırrı mikrobiyota”

“Yüz yaşına ulaşmanın sırrı tek bir bakteri değil, güçlü bir mikrobiyotadır” 2004 yılında Belçika’da bir laboratuvarda bağırsak mukozasının en dip katmanlarında yaşayan, daha önce kimsenin

Marmara Depremi Hakkında Ne Biliyoruz?

17 Ağustos 1999… Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük felaketlerden birinin üzerinden 27 yıl geçti. On binlerce insanın hayatını kaybettiği Marmara Depremi, yalnızca büyük bir yıkım

Önceki zamanın tüm hasatları bitmiş

Çöl… Sağıma-soluma benden eksilenleri; birkaç çağın uykusunu, kimi vaktin gafletinde yitirilenleri,  gecikmeleri, ertelemeleri eklemeye çalışıyor, bir tohumun umudu ile gözümü açıp, beni tutacak bir köke

Tabaktaki Doğu Ve Ege Dengesi

Ege’de yaz mevsimi, çoğunlukla yüksek sesli müzikler ve gösterişli sunumlarla tanımlanır. Ancak Bodrum’un Tilkicik Koyu’na doğru uzandığınızda, bu hırslı kalabalıktan sıyrılan sakin bir sığınakla karşılaşırsınız:

Ateşin Karşısında Filizlenen Bir Gelecek

Mutfak, insanoğlunun sadece fiziki gereksinimlerini karşılamak için sığındığı bir mekân değildir. Mutfak; toprağın, emeğin, kültürün ve insani değerlerin harmanlandığı sessiz bir mabettir. Tencerenin kaynamasında, tavanın