“YARIN EYLEM YAPALIM DESEK, KİMSE GELMEZ”

Akkuyu Nükleer Santralı’nda çalışmalar sürüyor. Uzun bir dönem santralı protesto edenler, evlerini iki üç katına kiraya vermenin keyfini sürüyor. Evet, Taşucu’nda Rusların gelişiyle esnafın yüzü gülüyor. Rus Türk evlilikleri bile başladı. Rus çocukları ise yeni açılan  “Moskova Okulları”na gidiyor. Ruslar Torosları dağ, tepe, bayır dolaşıyor. Ellerinde sepet çilek topluyor, kıyılarda kite surf yapıyor. Sıcağın ve denizin keyfini çıkarıyor.

 Yıllarca kendi halinde, saklanmayı başarabilmiş bir yerdi Taşucu

Dağları arkasına almış upuzun kumsalıyla öylesine bizimdi ki… Çocukluğumun lezzetleri, anıları, şivesi ve Torosların yüceliği saklıydı bu topraklarda.

2013 yılında kurulan Poyraz Doğa Gezginleri’yle daha da çok tanıdım bu toprakları. Poyraz ekibiyle kanyonları, şelaleri adım adım keşfettik. Dağ köylerine gittik, saatlerce yürüdük, gün oldu keçi gibi tırmandık kayalarda ve buz gibi suya kendimizi bıraktık. Poyraz Doğa Gezginleri’nin kurucusu Ümit Halit Üçyıldız, Silifke’nin Alevi Türkmen köyü Kırtıl’dan geliyor. Yıllardır eğitime önem veren, birçok mühendis, doktorun yetiştiği bir dağ köyü Kırtıl. İki adet kütüphanesi bile var. Evet, isterdim ki bu yazı Torosların büyüsüyle devam etsin. Ama kimine göre ne yazık ki, kimine göre de ne şans ki, diye devam edecek bu yazı.

Ümit Üçyıldız’la Taşucu’nun son halini konuştuk. Ümit 41 yaşında ve 41 yıldır Taşucu’nda. Değişimin en yakın tanığı. Dağcılık Federasyonu yürüyüş liderliği belgesine sahip, Torosları dağ tepe biliyor. Caretta Voyage Turizm ‘de yönetici. Bu topraklara, bu doğaya aşık.

Taşucu’na gelenlere ne önerirsin?

Burası keşfedilememiş bir yer. Yat turları ile küçük teknelerle muhteşem koylara gidilebilir. Helenistik döneme ait yapılar var. Kız kalesi, Uzuncaburç, Kanlı divane… Bu bölgede restorasyon yapılsa efsane olur. Uzuncaburç Roma kayıtlarında şarap atölyesi diye geçiyor. Bir dönem Avrupa’ya buradan şarap gidiyordu. 2000-3000 yıllık şarap üretim yerleri çok fazla. Kanyonlar var. Küçük kültür turları için çok güzel yerler bulunuyor.

Peki, son birkaç yıldır Taşucu’nda ne oluyor?

Keşfedilmeyi beklerken bir anda istila edildi. Taşucu şirin bir tatil kasabasıydı. Emekli olan Almanlar gelirdi. 300’e yakın aile vardı. İsveçliler bir köy kuracaktı. Taşucu bir kenarda sessiz sedasız duruyordu. Ben o halini seviyordum. Yapılaşma, bir anda artan betonlaşma, nüfus artışı gibi değişimler olmaya başladı. Akkuyu Nükleer Santralı’yla Taşucu Merkez oldu. Yeşilovacık, Büyükeceli, Aydıncık, Silifke, Susanoğlu’na yerleşen Ruslar için en gözde yer Taşucu oldu. Büyük bir nüfus geldi. Toplam çalışanlar ve aileleri olarak 12 bine yakın Rus var. En çok Taşucu’na yerleştiler.

  • Peki Ruslar sevdi mi burayı?

Çok yakın görüştüğüm arkadaşlar burayı cennet olarak görüyor. Nükleerden vazgeçilse de ben limona giderim, çilek toplamaya giderim diyor.  Kışın çilek toplattım onlara. Ve buradan en çok Kapadokya’ya tur düzenliyoruz.

  • Peki nükleer santral hakkında konuşabiliyor musunuz?

Nükleer santral protestolarını biliyorlar. Karşı olduğumuzu söylüyorum. Hiç biri konuşmak istemiyor. Bir sır olarak görülüyor. İçeriden görüntü alınmasına izin vermiyorlar. Şimdi nükleer santral karşıtları evlerini dört beş katına kiraya verdi.

  • Ekonomik anlamda nasıl bir değişim yaşandı.

Tekel bayii sayısı bir anda arttı. 35 tane tekel bayii var. Evlere hizmet veriliyor. Esnaf için Rus çok değerli. Her şey değerinin üç katına çıktı. 8 bin liraya kadar kira var. Ortalama 500 dolar.  Evi olan kiraya verdi. Sıfır eşya ve internet istiyorlar. Tabii buna bağlı olarak beyaz eşya satanlar da, inşaat sektörü de, taksiler de herkes para kazanıyor.

  • Geçici bir durum ama,

Bitişi elbette olacak. Son bir yıl çok fazla Rus geldi. Evlilikler başladı. Görev süresi dolan kalmak isteyecek, evlenecek.

Yani herkesin keyfi yerinde.

Evet, herkesin keyfi yerinde. İşsizlik azaldı. Ehliyeti olan servise çıkıyor. Her yerde restoran var.  Yedi aydır onlara tur yapıyorum. Kapadokya turu çok ilgi görüyor.  Uzuncaburç, antik Tiyatro’da tantuni yörük ayranı. Yat turları, kanyon yürüyüşleri, doğa turları, Gezende kanyonu, Gilindire Mağarası, Kubat Kanyonu, Aksıfat Kanyonu. Mara yaylası… Bölgede görülmeye değer o kadar çok yer var ki…

Peki geleceği nasıl görüyorsun?

Santral, tarımı öldürecek. Bölgede üretilen ürünlere  nükleer logosu basılacak. İki gün sonra muza, çileğe nükleer yapıştırılacak. Akkuyu 30 km. Deniz suyu ısınacak. Flora değişecek. Fakat, şu an Taşucu halkı çok mutlu para kazanıyor. Nükleere karşı olan insanların hiç biri yarın eylem yapalım desek gelmez. Ben bile karşıyım ama para kazanıyorum onlardan.

Dağlarını taşlarını kanyonlarını senden iyi bilen yoktur.

Evet, bölgede ayak basmadığım dağ, tepe, kanyon kalmadı diyebiliriz.  İleride şöyle bir hayalim var. Orman içinde doğal bir park yapmak. Bu hayalimi Kırtıl köyünde gerçekleştirmek istiyorum. Atölyelerin olduğu, ziyaretçilerin kentsel yaşamdan kopup geldiği, ağaç parçalarından kaşık yaptığımız, sabun yaptığımız bir ortam. Ben de sabun yapıyorum. Dağlardan kantaron toplayıp kantaron yağı, peynir, nar ekşisi ve Gülnar’ın patkara üzümlerinden şarap yapıyorum. Hem üretmek, hem de o doğal hayatı yaşamak istiyorum.

 

Mine Türkili
Fotoğraflar: Ümit Halit Üçyıldız

Paylaş

Son Yazılanlar

Yavaşla, şefkat göster, köklerine dön

Son yıllarda internet kültürü sürekli yeni “-maxxing” akımları üretiyor: looksmaxxing, sleepmaxxing, healthmaxxing, monkmaxxing… (Maxxing, İngilizce “maximum” (maksimum) kelimesinden türetilen ve kişinin hayatının belirli bir alanını

Yemeği Unutulmaz Kılan Görünmez Detaylar

Gastronomi dünyası, sadece tabaktaki malzemelerden değildir. Bir yemeği unutulmaz kılan unsur, duyularımızın eşzamanlı bir koroda şarkı söylemesidir. Mutfağın sessiz kahramanları vardır. Bu kahramanlar bazen bir

Biz bir aile miyiz gerçekten?

“Hepimiz aynı gemide miyiz?” Samimiyetle buna inanan ve yaşayan minik azınlığı tenzih ederim, ama kabul edelim; kurumsal hayatın en büyük yalanlarındandır bu cümleler. İyi eğitimli,

Afyonkarahisar’da Gastronomi Diplomasisi

Afyonkarahisar, Anadolu’nun kavşak noktası olmanın ötesinde, her geçen gün derinleşen bir gastronomi hikayesinin başrol oyuncusuna dönüşüyor. 7-8-9 Mayıs 2026 tarihlerinde düzenlenen Uluslararası Afyonkarahisar Gastronomi Çalıştayı

Rekabet gerçekten iyi midir?

Bir dönem “Rekabet iyidir” cümlesine neredeyse kutsal bir ekonomi bilgisi gibi bakılırdı. Şimdi ise bazen düşünüyorum; acaba rekabetin fazlası, sektörlerin kendi ayağına sıktığı organize bir