Şimdi de kalbimize mi göz diktiniz?

Kimin kalbi olmak isterdin? Ben şu İnsanlar Alemi’nde olan bitene hayretle bakıyorum. Hiçbir suçumuz yokken bize yapılanlara, avcılık adı altında pusuya yatırılıp kendi evinde habersizce öldürülen hayvanlara, sokaktan toplananlara, barınak adı verilen yerde adım bile...
Devamını oku

Şiddetli ısı artışı ve su sıkıntısı ile karşı karşıyayız!

Çok değil, bundan 10 yıl önce iklim değerlendirmeleri yaparken gelecek 100 yıla dair projeksiyonlar yapıyorduk. O zamanlar, İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü iklim araştırma ekibi yıllar süren müthiş bir araştırmayı henüz tamamlamıştı ve  geleceğe dönük...
Devamını oku

Sevgili dostlarımız hayatımızı kurtarıyor…

Dünyada ilk kez bir domuzdan alınan kalp insana nakledildi… Geçtiğimiz günlerde genetiği değiştirilmiş bir domuzdan alınan kalp yıllardır kalp nakli bekleyen ve ölmek üzere olan bir hastaya nakledildi. Bu tam bir genetik mucizesi… Henüz çok...
Devamını oku

Daha mutlu bir insan olmanın 5 yolu

STOA’CILARDAN NE ÖĞRENDİM? Stoa’cılara göre insanın bu dünyadaki tek hedefi mutluluktur. Mutluluğun kaynağı ise ne kadar çok şeye sahip olduğun değil ne kadar az şeye ihtiyaç duyduğundur. Stoa’cı öğretiye dair çok satan kişisel gelişim kitaplarında...
Devamını oku

Ergenlik çağında doğru iletişim

Ergenlik yılları birçok aile için zorlu geçebilir. Çünkü gençler, ebeveynlerinden farklı fikirler, değerler ve inançlar geliştirebilir. Bu, bağımsızlığa doğru ilerlemenin normal sürecinin bir parçasıdır aslında diyor BÜMED MEÇ Okulları İstinye Okul Müdürü Yılmaz Uçak. "...
Devamını oku

Neden yarın olmasın

Eee 2021’in üzerinden geçti mi bir 1 yıl? Sonuçta bir Cuma gününden Cumartesiye geçildi. Benim için bir anlamda herhangi bir gündü. Bir anlamda diyorum, çünkü baktım herkes yenilik, yeni kararlar ve ille de o gece...
Devamını oku

Mermerdeki pudra şekeri

Tepsinin ortasındaki iki pembe lokum

Gün doğarken uyandı. Pencerenin ağır kadife perdeleri geceden açık kalmıştı. Uykulu bir şekilde camın önüne gitti. Deniz hâlâ koyu lacivertti. Birkaç martı uçuyor ve kanatlarıyla lacivert suların üzerini beyaza boyuyordu. Odaya döndü, sehpanın üzerindeki mermer tepsi ilişti gözüne. Maviydi rengi. Ortası koyu mavi, tıpkı derin bir göl gibi… Dokusu büyük halkalar çizerek tepsinin kenarlarına doğru keskinleşirken rengi maviden beyaza dönüyordu. Tepsinin tam ortasında iki pembe lokum vardı. Lokumların üzerinden akan pudra şekeri, mermer zemine kar yağmış hissi uyandırıyordu. Pencereleri açtı, mermeri pencerenin pervazına koydu. Şimdi lokumların arkasından denizi izliyordu. Sabah serinliği önce yüzüne, sonra saçlarına çarpmış ve devamında da odanın içine sızmıştı. İstanbul’a, kendine ve aşklarına dair tüm hikaye sanki bu tepsinin üzerindeki tabloda saklıydı…

Sabahın bu saatinde denizden gelen rüzgar çok kuvvetliydi

Ve mermer tepsi pervazın kenarında sallanarak rüzgarın etkisine direnmeye çalışıyordu. Pudra şekerlerinin çoğu uçmuş olmalıydı. Görmüyordu çünkü yüzünü odaya dönmüştü. Odayı incelerken tepsinin zamanla yarışını da hissediyordu. Biraz sonra düşecek, büyük bir gürültüyle parçalanacaktı. O mermer parçalarını bir araya getirmenin imkanı yoktu. Kalp kırıklarını toplayamadığımız gibi…

Biraz sonra, tarihi yarımadayı tamamen izleyebildiği camın önündeki koltuğa oturdu. Tepsi hâlâ pervazın kenarında sallanıyordu. Uykusunun geldiğini fark etti ve kendisini boğan yatak odasına, yatağa doğru ilerledi. Tek kişinin uyuması için ne kadar büyük bir yataktı. Ve yorganı kaldırıp yatağın içine süzüldü. Kenarında yatıyordu yatağın. Çok uzun zamandır asla tam ortada yatamadığını fark etti. Çok geçmeden uykuya daldı…

mermer zeminde kaybolan mavi

Ne kadar uyumuştu bilmiyordu ama tepsi büyük bir gürültüyle binanın önündeki mermer zemine çakıldı. Kalbi yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyordu. Yataktan atlayarak pencereden aşağı baktı. Her yer mavi mermer parçalarıyla doluydu ama iki pembe lokumu göremiyordu…

O anda kararını verdi. Şimdi giyinip hemen çıkacaktı evden. Gidip konuşacaktı. Bunu mutlaka yapacaktı. Bu anlamsız suskunluğu birinin bozması gerekiyordu. Siyah kazağını ve pantalonunu giydi aceleyle. Soğuktu hava, biliyordu ama paltosunu almadan çıktı. Aralarındaki uzaklık bir köprü mesafesindeydi. Bir taksi çevirdi ve gideceği yeri söyledi… Merak ediyordu, nasıl karşılayacaktı onu, gülümseyecek miydi, “Gel içeri, uzun zamandır bekliyordum” diyecek miydi?

Önemi de yoktu aslında. Yoldaydı artık…

Füsun SAKA
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
error: