Kim demiş “NADİR HASTALIKLAR” nadirdir diye?

Dünyada 350 milyon kişi nadir hastalık taşıyor. Bu rakam bütün Avrupa ülkeleri nüfusunun yarısı!! Düşünsenize Türkiye gibi dört ülkenin tüm nüfusunun nadir bir hastalık taşıyıcısı olduğunu… Türkiye’de 5 milyon kişinin nadir hastalık taşıyıcısı olduğu tahmin ediliyor. Oran yüksek gibi görünse de ,akraba evlilikleri ve Talasemi gibi Akdeniz kuşağında sık görülen hastalıkların bizde yüksek oranda taşıyıcılığa neden olması, bunun başlıca sebebi. Tek tek saydığınızda NADİR olan bu kişilerin hepsini bir araya topladığınızda aslında hiç de nadir değiller…

Nadir hastalık nedir?

Eğer bir hastalık 2000 kişide 1’den daha az görülüyorsa, bu tür hastalıklara “Nadir Hastalık” diyoruz. Bir milyonda 20 den daha az sıklıkta ise Ultra-nadir Hastalık.  Tanımlanmış yaklaşık 8000 çeşit hastalıktan bahsediyorum ve her sene 3-5 yeni hastalık ekleniyor. Bunların %80‘i genetik bozukluklara bağlı ve hastaların yarısından fazlası çocuk. Çünkü genellikle metabolik bozukluklar, zekâ gerilikleri, hayatı tehdit eden bir grup patoloji bir arada görülüyor bu hastalıklarda ve birçoğu tedavi edilemeden, belki adı bile konulamadan, hayatın ilk yıllarında maalesef kaybediliyor.

İşte bu hastalıklara bazı örnekler;

Ailevi Adeniz Ateşi, Spinal Müsküler Atrofi(SMA), Müsküler distrofiler(DMD), ALS, Fenilketonüri, MS, Huntington Hastalığı, Orak Hücreli anemi, Marfan Sendromu, Behçet Hastalığı ve daha binlercesi…. Gördüğünüz gibi hepsi adını hemen hemen hepimizin duyduğu hastalıklar. Aslında bu hastalıkların en büyük sorunu bu hastalıkların bazıları Türkiye’de nispeten fazla görülse de tüm dünyada nadir görülmesi. Neden mi? Kısaca bahsedeyim. Birkaç hafta önce bir dergiye, dünyada 27. vakayı tanımladığım bir yazı gönderdim. Hastam, zekâ geriliği, epileptik nöbetleri ve otizmi olan küçük bir kız çocuğuydu. Halüsinasyonlar görüyor, olmayan sesleri işitiyor ve ne bulursa ayakkabıları dahil ağzına götürüyordu. Aile yurt dışından bize tanısı henüz konulamamış kızları için gelmişti. Neyse ki doğru sorgulama, soy ağacı bilgileri ve doğru genetik analizler sonucunda tanısını koyduk. Benim için tanıyı koymak çok sevindiriciydi. Düşünsenize çocuğunuzun hastalığının ne olduğunu öğrenmek için, dilini bile bilmediğiniz bir ülkeye seyahat ediyor, adını telaffuz bile edemediğiniz bir hastalık adı konuluyor ve en acısı da bütün dünyada bu hastalığı taşıyan sadece 27 tane çocuk hasta var.

Yetim hastalıklar

Eskiden bu hastalıklara Orphan Disease (Yetim Hastalıklar) denirdi. Çünkü aynı hastalığı taşıyan kişilerin sayısı o kadar az ki, teknolojinin bu kadar aktif kullanılmadığı zamanlarda dünyanın öbür ucunda hastalığı taşıyan diğer insanlardan haberiniz bile olmazdı. Bu kadarcık hasta için, hiçbir ilaç firması veya araştırma fonları ne para, ne emek, ne de vakit harcamak istemez, hastalar tanısı konsa bile sahipsiz “yetim” kalırdı. Şimdilerde tanıyı koyuyoruz koymasına ama iş tedaviye gelince ancak %5 kadarını tedavi edilebiliyor, diğerlerinin tedavisi ise, ya  yok ya da hiç araştırılamıyor. Neyse ki, teknoloji burada da imdadına yetişti hastaların. Hiç kimseden, hiçbir ilaç firmasından destek bulamayan hastalar ya da aileleri birçok nadir hastalık için organizasyonlar kurup birbirleriyle iletişime geçerek dertlerini ve deneyimlerini paylaşıyor. Tedavide uygulanan yöntemleri, hem kendi ülkelerinde hem de dünyanın dört bir yanında aynı durumdan mustarip insanlarla paylaşıyor.  Orphanet, NORD, Eurordis, RAREDİSEASEDAY, CORD ve daha onlarcası…

Nadir hastaların yetim kalmadığı, hepimizin ele le verdiği, mutlu sağlıklı gelecek günlere…

DR. Yeşim Özdemir

İşte dünyadan bazı örnekler;

National Organization for Rare Disorders

European Organisation for Rare Diseases

The World Association of Cured Rare Diseases

Global Genes

Canadian Organization for Rare Disorders

 

 

 

Paylaş

Son Yazılanlar

Düğüm dizisi sabah kuşağını bombalamış!

Yeni polisiye dizimiz Düğüm hayırlı olsun.  Amazon Prime’da seyircisiyle buluşan ve yapımcılığını OGM Pictures’ın üstlendiği dizinin başrollerinde Bergüzar Korel, Caner Cindoruk ve Serkan Altunorak’ın yer

Şampiyonluk bağımlısı Yasemin Adar

Şampiyonluk her sporcu için önemlidir. İster en üst seviyede olun, isterseniz daha alt seviyedeki turnuvalarda. Şampiyon olmak, altın madalya almak bulunduğunuz seviyenin zirvesidir. Şimdi bir

Yüreğimden kuş bakışı…

Vesveseli balıklar gibi oradan oraya çırpıştırdığım işler, içinden çıkılmaz hale geldiğinde, renkli çaputların bağlandığı bir ağaca yaptığım düş yuvarına sığınıyorum. Renkli çaputlar fark edilmemi engelliyor,

Flowers Of Manchester…

Spor, milyonlarca insanı heyecanlandıran ve eğlendiren devasa bir dünya. Ancak sporun arkasındaki hikayeler her zaman mutlu sonla bitmiyor. Performansı en üst düzeye çıkarmak, kupalar kazanmak