Kolesterolden kaçarken depresyona yakalanmak

Dünya Sağlık Örgütü verileri göre 2020 yılında depresyonun, kalp hastalıklarının ardından gelen ikinci ölüm olacak diye açıklanmıştı 2015’te. Günümüzde antidepresan, yani depresyon önleyici, tedavi edici ilaçlar satış rekorları kırıyor.En fazla satanlar listesinde zirveyi zorlayanlardan başka bir grup ise kalp ve damar hastalığını tedavi ettiği düşünülen kolesterol  azaltıcı etkili ilaçlar (Statinler). Dr. James M. Greenblatt ise psikiyatri alanında önemli bir isim. Depresyon ve beslenme konusunda çok çarpıcı anekdotların yer aldığı”Psycholog Today” isimli dergide yer alan makalesinde şu gerçekleri dile getiriyor. Gerçi bu makalede yer aan bilgilerin tartışıldığı ve karşı savı araştırmalarla destekleyen bilim insanları da yok değil ama Greenblatt’ın açıklamalarına dönersek;

Düşük kolesterollü erkeklerin depresyona girme riski 4 kat fazla

“… 1993 yılında yapılan bir araştırma, düşük kolesterollü olan erkeklerin, yüksek kolesterolü olanlara göre depresyona yakalanma riskinin 4 kat daha fazla olduğunu belgeledi. 2008 yılında açıklanan bir başka araştırmaya göre de düşük kolesterol sahibi depresif kişiler, yüksek kolesterolü olanlara göre 3 kat daha fazla intihar girişiminde bulunuyor. 2011 yılı araştırmaları daha trajik bir boyut ortaya çıkardı. Buna göre depresif düşük kolesterollü erkeklerin doğal olmayan nedenlerle (intihar, kasıtlı ölümcül kazalar gibi) erken ölüm oranı diğerlerine göre 7 kat fazlalaşıyor.

Depresyon hastaları kolesterol düşürücü ilaçlar almaya başladıklarında hastalığın seyri ağırlaşıyor. Ancak bunu düşük kolesterol seviyesinin mi yoksa alınan ilacın mı artırdığı  konusunda kesin bir bilgi yok.

Dr. David Perlmutter, Nöroloji ve beslenme tıbbı alanında dünyaca ünlü bir uzman. Yazdığı bilim dünyasını şaşırtan verilerle dolu kitabında (Dumn wie Brot) şöyle diyor; “Beynimiz 1.5 kg ağırlığındadır. Buna karşın 150 bin km  uzunluğunda kılcal damar sahibidir. Daha düne kadar da bu gizemli organın şekerle ve kolesterolle beslendiğinin, yağ topağı gibi görünmesine karşın, akıl almaz şekilde sinir hücresi ve gizemin sahibi olduğunun farkında değildik.

Ayrıca kolesterol yüksekliğinin beynin ve sağlıklı uzun bir yaşamın sigortası olduğu gerçeğinin, ezberlerimizi bozmasını kabul etmiyorduk.

Günümüzde depresyonun tedavisi için kullanılan antidepresan etkili ilaçların intihar teşebbüs eğilimini güçlendirdiğini belgeleyen araştırma sonuçları panik yaratacak boyutlara ulaşmış durumda.

Boston’da 50-70 arasında 136 bin kadını kapsayan araştırma, antidepresan kullanımının kadınları nasıl bir tehlikenin kucağına taşıdığını ortaya çıkardı. Antidepresan kullanan kadınların beyin ve kalp enfarktüsü geçirme riskini yüzde 45 artırdığını belgeleyen araştırma sonuçları şaşkınlık yarattı. Hele ölüm oranını yüzde 35 artırdığı belgelenince antidepresanlara karşı tepki tavan yaptı. Seronotin-Wiederauf-nahmehemmer (SSRI) veya Trizyklisch antidepresan türü ilacın hangisi alınırsa alınsın aynı tehlikeli sonuçlar ortaya çıkıyor.

15 milyar dolarlık pazar

Araştırma sonuçları, yılda 15 milyar dolarlık bir pazarı olmasına rağmen, bazı ilaç firmalarının pazardan çekilmesine yol açtı. Ancak, bu ilaçlar peynir ekmek gibi satıyor.

Depresyon konusu ülke ekonomilerini çökertecek gizli gerçekleri barındırıyor. İlgili konuda yapılan araştırmalar cini şişeden çıkarmış durumda. Hazır aklıma gelmişken sorayım: Futbol dünyasında antidepresan kullanımı ve davranış bozukluğu hayli yaygın! Niye acaba?

Turgay Renklikurt

Paylaş

Son Yazılanlar

Sabah sabah tüm uyur-giderler…

Sabahları oradan oraya gidip gelen onca insanın yeni bir güne başladıklarını algılamaktan biraz uzak olduklarını düşünüyorum. Otomatik olarak yola koyulup, fiziksel

Telefon Üreticileri Araba Yapıyor

Telefon Üreticileri Araba Yapıyor, Peki Araba Üreticileri Ne Yapıyor? Geçtiğimiz yıllarda bir akıllı telefon üreticisinin kendi otomobilini sıfırdan tasarlayıp seri üretime

Tahran’ın Köklü Lezzet Hafızası

Geçtiğimiz günlerde, Tarihin Tenceresinden kitabının yazarı sevgili dostum Z. Petek Çırpılı’nın nazik daveti vesilesiyle Tahran’ın köklü lezzet hafızasını İstanbul’a taşıyan mekân,

Uğraş, çalış, başar… Ya sonra?

“Sözün bittiği yer” derler ya, anne babalar olarak o noktadayız. Çocuklarımızın geleceğini düşünüyor, onlar için imkanlarımızı zorluyor, doğru kararları vermeye çalışıyoruz.

Güzellik artık bir “tık” uzakta mı?

Gelişen teknolojinin estetik uygulamaları nasıl değiştirdiğini geçtiğimiz hafta katıldığım bir toplantıda dinledim. René Clinic’te yapılan toplantının konusu, farklı lazer etkilerini tek