Film üretmek değil, hayal etmek zordur

 Biri, Metro, Ritz Carlton, Garanti Bankası, Bayraktar Holding gibi şirketlerde 25 yıl boyunca yönetici pozisyonunda çalıştı. Ardından yöneticilik kariyerini geride bırakarak yapımcılığa soyundu. Aynı zamanda İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde akademisyen olarak çalışıyor. İş kadını Nurdan Tümbek Tekeoğlu’ndan bahsediyorum.

Diğeri ise yönetmen eşi Orhan Tekeoğlu… Anadolu Ajansı ekonomi servisinde göreve başlayan Tekeoğlu, Türkiye’nin ilk borsa muhabirlerinden. Bir dönem Ekonomi Muhabirliği Derneği başkalılığını da yürütmüş. AA Ekonomi Servisi yöneticiliğinden Sabah bünyesinde kurulan Liberal bakış gazetesine geçen Tekeoğlu, bir yıl sonra Milliyet’e adım atmış. Burada 11 yıl borsa ve finans editörlüğü yapan Tekeoğlu, Karadeniz kadınlarının doğaya karşı vermiş olduğu amansız mücadeleyi konu alan İfakat belgeselinin (2009) yönetmenliğini ve yapımcılığını yaptı.

Sonrası çığ gibi büyüdü…

Bu sene Lozan Mübadelesi’nin 100. Yıldönümü ve Orhan Tekeoğlu ile  Nurdan Tümbek Tekeoğlu PARAMPARÇA isimli belgeseli ile dünyayı dolaşıyor. 5 ay içinde 10 festivale seçildi ve  prömiyerini 70. Martovski Film Festivali’nde yaptı ve 19. Kazan ve 22. Dhaka Film Festivali’nde finalist olarak yarışacak. Nurdan Tümbek Tekeoğlu ile belgesel yolculuklarını konuştuk…

Belgesellerin yönetmeni Orhan Tekeoğlu ve yapımcısı Nurdan Tümbek Tekeoğlu yıllardır gündemi meşgul eden pek çok belgesel çektiniz. Bu belgeseller arasında en çok ses getiren hangisiydi?

En çok ses getiren İFAKAT idi. 2011’de TRT Belgesel Yarışması’nda ödül aldı ve İstanbul Film Festivali seçkisine girdi. Ankara ve Antalya Film Festivallerinde finalist idi. Yurt dışında Macaristan, İngiltere ve daha birçok ülkede festivallerde ödül aldı.

TRT’de defalarca gösterildi. İFAKAT, Orhan Tekeoğlu’nun doğduğu Trabzon Çaykara’da dağlık bir bölgede yer alan Zeleka köyünde yaşayan kadınların doğaya karşı verdiği mücadeleyi kendisiyle birlikte İki kızı ile öldürülen İFAKAT üzerinden anlatan bir belgeseldi.

İFAKAT yaşasaydı nasıl bir yaşamı olurdu?

Belgeselde bunu anlattık. Eşleri gurbete çalışmaya giden, tarımla uğraşan, hayvanlarına bakan, çocuklarını büyüten kadınların hikayesi. Orhan Tekeoğlu gazetecilik mesleğini icra ederken doğduğu köyün kadınlarına söz vermiş ve sizin belgeselinizi bir gün muhakkak çekeceğim demiş. Ben de o dönem TÜRSAK VAKFI ile  Türkiye’de sinema öğrencilerine yönelik ilk olan METRO KISA FİLM YARIŞMASI’nı düzenliyordum ve sinema uğraşı alanım olmuştu.

SIRA DIŞI İNSANLAR, 100’den fazla festivale seçildi

Yapımcı olarak yola çıktım ve zamanla kendimi eğiterek, çeşitli eğitimlere katılarak Orhan Tekeoğlu’nun belgesellerinin ortaya çıkmasını sağladım. İfakat kült bir belgesel haline geldi ve Karadeniz’de herkes biliyor. 2016’da çektiğimiz Sıra Dışı İnsanlar, 100’den fazla festivale seçildi ve 30’a yakın ödül aldı. İtalya’da SUSY isminde AB Sürdürülebilirlik ödülü aldı. BBC belgeseli izlemiş ve ana kahramanı Metin Akıncı ile Rize’de söyleşi yapmaya geldi. Bu belgeselde de Karadeniz’in yaratıcı insanlarını anlattık. Sağ olsun Fuat Saka bize müziklerinden birini verdi.

Fatma Kayacı’nın Bilinmeyen Hikayesi belgeseli de en çok ödül alan ve festivallerde takdir toplayan belgesellerden.  Fatma Kayacı köyünün ön yargılarına isyan ederek, Trabzon Tonya’da vahşi hayvanlarla dolu ve 2000 metre yüksekliğinde olan Karakısrak yaylasına çıkıyor ve 55 sene oradan hiç inmeden ve her gün ağaç dikerek yaşamını sürdürüyor.

Ağaç olmayan yaylada dev bir orman meydana getiriyor. Fatma Kayacı aslında kadınlara güçlü olmalarını ve pes etmemelerini de anlatmış oluyor bu belgeselle. Geçenlerde dünyanın en önemli ekoloji festivallerinden olan  Greenmontenegro Film Festivali’nde ödül aldık. TRT’de birçok kez gösterildi. TRT Belgesel Yarışması’nda Kültür Bakanlığı Ödülü aldık. Orhan Tekeoğlu bu belgesellerden sonra Trabzon ansiklopedilerine girdi. Karadeniz’e ve Trabzon’a tanıtım anlamında gerçekten çok katkı sağladık.

En çok ilgi gören belgesel değil ama kısa filmlerimizden biri de İki Yaka Yarım Aşk

Bu sefer yönetmen koltuğunda ben oturdum ve yapımcı koltuğunda Orhan Tekeoğlu. 3. kuşak Selanik mübadili olarak dedemin hikayesinden esinlenerek İstanbul ve izmir- Karaburun’da çektim. 2017-2018-2019 yıllarında başrollerinde yer alan Selda Alkor ve rahmetli Sezai Aydın ile hem Türkiye’de hem de yurt dışında birçok festivalde ve mübadele ederneklerinin etkinliklerinde  konuk edildik.

Bu sene Lozan Mübadelesi’nin 100. Yıldönümü ve Orhan Tekeoğlu ile ile PARAMPARÇA isimli belgeselimizle dünyayı dolaşıyoruz. 5 ay içinde 10 festivale seçildi ve  prömiyerini 70.Martovski Film Festivali’nde yaptı ve 19. Kazan ve 22. Dhaka Film Festivali’nde finalist olarak yarışacak.

Sıra Dışı İnsanlar’da izlediğimiz Fatma Kayacı gibi değerleri izleyici ile tanıştırdınız, bu çok büyük motivasyon ama sizi gerçekten motive eden ne?

İFAKAT Belgeseli ZADAR FİLM FESTİVALİ’ne seçilmişti. Hırvatistan’a davet edildik. Bir tekne gezisi düzenlemişlerdi ve o tekne gezisinde Schindler’s List filminin Macar asıllı yapımcılarından biri ile tanıştık. Çok yaşlanmıştı. Ben de yanına gittim ve İFAKAT belgeselinin ağır yükü omzumdan yeni kalktığı ve çok yorulduğum için kendisine film üretmenin zor bir iş olduğunu söyledim.

O zaman 2010 yılı ve dijital imkanlar yok ve film sektöründe kimse kimseyle bilgi paylaşmıyor. Herkes ketum. Yaşlı adam bana döndü ve “Film üretmek zor değildir, hayal etmek zordur. Hayalin varsa muhakkak gerçekleştirirsin ” dedi ve bu bana sanki motivasyon oldu ve kitlesel fonlama sistemini kullanarak belgesellerime finans sağladım ve son 2 belgeselimiz de Kültür Bakanlığı tarafından desteklendi.

Arkanızda bir eser bırakmanız lazım. Bu hayatta herkesin bir görevi var. Orhan Tekeoğlu da Karadeniz insanının yaratıcılığını, doğasını ve Karadeniz kadınının yaşamda verdiği mücadeleleri anlatırken ben de mübadele ve göç konularına ve şehir insanına odaklandım. Yazarak, sanatla uğraşarak veya film,belgesel çekerek gelecek kuşaklara eserler bırakmalıyız.

Birlikte yönettiğiniz Paramparça belgeselinden biraz söz eder misiniz?

 RUYİAD’ın ana destekçi olduğu ve kitlesel fonlama ile destek bulabildiğim PARAMPARÇA Belgeseli 3.kuşak Girik mübadili olan Zehra Denizaslanı’nın yaşam öyküsü üzerinden hem mübadeleyi hem de yaşam zorluklarını anlatıyor. Zehra Denizaslanı’nın hayatındaki zorluklar o daha doğmadan başlamış.

Dedesi 1923 yılında mübadele ile Girit’ten geliyor. Ailenin tüm üyeleri balıkçılık ve sünger toplayıcılığı ile uğraşıyor. Aslında bu meslekleri Bodrum’a getiren Girit mübadilleri. Zehra Hanım’ın eşi de tekne ustası. Teknelerinin maketleri Koç Müzesi’nde ve dünyanın birçok müzesinde sergileniyor.

Zehra Denizaslanı hayatında  zorluklara hiçbir zaman yenilmemiş bir kadın. Dimdik ayakta durarak, çalışarak hayatını sürdürüyor. Kendisi aynı zamanda Bodrum Girit Mübadilleri Derneği Başkanı. Kültürünün yok olmaması için çok gayret sarf ediyor. Bodrum Deniz Müzesi’nin kuruluşuna eşi Kemal Denizaslanı’nın ve kendisinin ürettiği maketlerle katkı sağlamış. İki de kitabı var. Ayrıca Gümbet’te de Girit yemekleri üzerine bir lokantası var.

Mübadillerin üçüncü kuşağı her iki tarafı da düşünürsek nasıl bir hayat sürüyor?

 Tabii ki 3.kuşak çok  daha araştırmacı. Birinci ve ikinci kuşak yaşananları sonraki nesillere aktarmak istememiş. Çok acılar çekmişler. Evlerini, bahçelerini, komşularını ve mezarlarını terk edip, gitmek zorunda kalmışlar. 1 milyon Rum Türkiye’den Yunanistan’a  ,500 bin Türk Yunanistan’dan Türkiye’ye  LOZAN MÜBADELESİ kapsamında göç etmişler.

Vatanım diye gelmişler, fakat dışlanmışlar da. Bazıları mallarının karşılığını alamamış. Dedem vefat ettiğinde ben 13-14 yaşlarında idim. Hep Ağustos’u, Selanik’i anlatırdı. Bir daha gidip görememişler oraları, zira yasaktı. 10 yıl önce Lozan Mübadelesi Vakfı’nın Selanik ve köylerine düzenlediği bir geziye annem Aynur Tümbek ile katıldım ve hep ağladık. Dedemin yaşadığı yerleri gördük.

Bu sene CUMHURİYET Gazetesi’nden Öznur Oğraş mübadele nedeniyle röportaj yapmak için  2.kuşak mübadil arıyordu. Fakat çok zorlandı. Dediğim gibi 2.kuşak şu anda 80’li yaşlarda ve anlatmak istemiyor. Örneğin benim teyzem de röportaj vermek istemedi. Annemi zar zor ikna ettim ve bilgi dağarcığında kalanları paylaştı.

Buradan giden Rumlar o kadar üzülmüş ki ve geçmişine bağlı ki inanın Yunanistan’ın köylerinde bile evlerde müze açmışlar. Mübadele sırasında getirdikleri en ufak bir objeyi bile sergiliyorlardı.Biz Türkler  biraz araştırma yapmak,makale üretmek, belgesel çekmek ya da kitap yazmak konusunda biraz geciktik maalesef. Çalışmalar son 20 yıldır devam ediyor.

Cumhuriyetin 100. Yılında mübadeleye bakış ne duruma geldi?

Çok STK var. Geçenlerde Sinop Mübadele Derneği’nin Başkanı Kenan Aral ile görüştük. 100.yıl anısına mübadele pulu çıkarmışlar. Çok değerli çalışmalar yapılıyor. Köylerin bile STK’sı var. Bilinçlenme başladı. 3.kuşak araştırıyor.

Geçenlerde dünyanın en önemli ekolojik festivallerinden birinde ödül almışsınız anlatır mısınız?

Sanırım Haziran ayı idi. Annem ve babamı İzmir Karaburun’a bırakmak için yola çıktık. Telefonla yurt dışından bir arama. Karadağ’dan arıyorlar. Fatma Kayacı’nın Bilinmeyen Hikayesi belgeselini bir yerde duymuş ya da seyretmişler ve belgeselimizle bizi davet ettiler.

Beni de yapımcı olarak ekoloji ve sinema üzerine bir panele davet ettiler.  1990’lı yıllarda BLACK RIDER isimli kısa filmi ile Oskar ödülü almış değerli yönetmen Pepe Danquart ile Berlin  Interfilm Festivali’nin direktörü Heinz Hermanns panelin konuşmacıları arasında idi.

Fatma Kayacı’nın Bilinmeyen Hikayesi Karadağ’ın en önemli ve koruma altındaki bölgelerinden olan Zabljak’ın açık sinemasında gösterildi ve seyirciden beğeni aldı. Ödüle biz de çok sevindik, zira GREENMONTENEGRO FİLM FESTİVALİ dünyanın en önemli ekoloji festivalleri arasına seçilmiş olan önemli bir festival.

Ufukta hangi alanda belgeseller var?

Geçenlerde Sinop’ta mübadele üzerine bir öykü anlattı Sinop Mübadele Derneği Başkanı’nın eşi Sevgi Aral. Kısa film olarak çekebilirim. Eşimin de göç üzerine bir belgesel projesi var. Geçenlerde de çok ünlü bir Trabzon’lu doktorun belgeselinin çekimini bitirdik. Sonbaharda inşallah gösterimini gerçekleştireceğiz. Şimdilik ismi saklı kalsın.

Füsun Saka

Paylaş

Son Yazılanlar

Savaşlar, suikastler ve piyasanın yönü

Bu yıl malum, seçimler yılı. Hindistan’tan Fransa’ya, Birleşik Krallık’tan İran’a seçimler sonuçlandı, ama siyasi istikrardan söz etmek çok güç. Hâlâ önümüzde pek çok seçim var

“İncinsen de incitme”

RUANDA ÖRNEĞİ: SOYKIRIMLA BAŞA ÇIKMANIN TEK YOLU ZALİME DÖNÜŞMEK DEĞİLMİŞ Hacı Bektaşi Veli’nin, “İncinsen de incitme” sözü, şu sözüyle beraber, bu yazıda anlatmaya çalıştığım her

Kadın emeğinin yarattığı reçel cenneti

Şimdilerde,  kadın emeği deyimini sıkça duyuyoruz. Kadın emeği, tarih boyunca toplumsal, ekonomik ve kültürel alanlarda önemli bir rol oynamış. Kadınlar, tarım toplumlarından sanayi devrimine ve

Kraliyet çikolatacısı Naciye Tosun

Onu ilk tanıdığımda gözlerindeki tutku beni o kadar çok etkiledi ki, bırak çikolataları bir yana, sen kendini anlat, dedim. Çikolataların lezzetinde kaybolurken, onun azmine, başarısına

Sürdürülebilir yaşamın lezzetli yolu

Günümüz dünyasında, sürdürülebilirlik kavramı hayatımızın her alanına nüfuz ediyor. Bu kavram, sadece çevresel sorumluluğu değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal sorumluluğu da içinde barındırıyor. Atıksız

Yapay Zeka Çağında Avukatlık

Yapay zeka, sadece bilim kurgu filmlerinin değil, günlük hayatımızın da bir parçası haline geldi. Siri’den Alexa’ya, ChatGPT’den Midjourney’e, yapay zeka uygulamaları hayatımızın her alanında karşımıza

Borsa ve Altında Beklentiler

Borsa İstanbul geçen haftayı yüzde 1.91 kazanç ile 10851 puandan kapattı. Bankacılık, holdingler, gıda ve gayrimenkul sektörlerinin endekse destek geldi. TL karşısında, dolar 32.58 ve