Türkiye’de ekslibrisin geçmişi 100 yıl

Kitapseverler iyi bilir; eğer bir kütüphane sahibiyseniz her bir kitabınız sizin için birbirinden değerli birer mücevherdir. Hele de arasında hafızanıza kazımak isteyip de dayanamayıp altını çizdiğiniz satırlar varsa… O satırlar sizin ruhunuzun, zihninizin derinlikleri hakkındaki en önemli ipuçlarını oluşturur.

Hâl böyleyken kitaplarınızın korunması kadar önemli olan bir unsur da o kitapları bir başkası eline aldığında sizin izlerinizi fark edebilmesidir.

Kitapseverlerin bu duyguları yüzyıllar önce de var olacak ki ta 15’nci yüzyılda ortaya çıkmış ve yayılmaya başlamış ekslibris sanatı. Kitapseverlerin kitap sahipliğini belirtmek için kitaplarının iç kapağına yapıştırdıkları, üzerinde adlarını taşıyan ve kendi karakter özelliklerini anlatan resimlerin yer aldığı küçük boyutlu baskı çalışmalarına ekslibris deniyor.

Yer aldığı kitabın değil, kitap sahibinin bir göstergesi olan ekslibrisler, kitapla sahibi arasında bir bağ oluşturuyor. Zaten sözcük olarak da “…’nın kitaplığından, …’nın kütüphanesine ait” anlamına geliyor.

Türkiye’de ekslibrisin geçmişi 100 yıl…

Türkiye’de maalesef az sayıda insan haberdar olsa da dünyada seveni ve takip edeni çok olan, koleksiyonerlerin büyük ilgisine mazhar olan ekslibris sanatının dünyadaki önemli isimlerinden biri Türk Sanatçı Nurgül Arıkan…

Grafik Sanatlar ve Ekslibris Sanatçısı olan Arıkan üniversitede ders verirken 2008 yılında ekslibris sanatına ilgisi artmış ve Ekslibris yapmaya başlamış ve o günden bu yana “Dünyanın en iyi Ekslibrisi” seçilmesi de dâhil olmak üzere sayısız birincilik ve ödülle dönmüş yarışmalardan.

Yurt dışında elliden fazla sergi açmış. Diyor ki “Dünyada özellikle Almanya, Polonya, Danimarka, Finlandiya gibi ülkelerde exlibrislerim tercih ediliyor. Türkiye’de bilinirliğim daha azdır. Sanırım en büyük nedeni de bu sanatın ülkemizde bilinirliği az olması… Türkiye’de ekslibrisin geçmişi 100 yıl ancak ilginin her geçen yıl artması ümit verici…”

Öncelikle Ekslibris nedir, oradan başlayalım mı?

Kitapların elle yazıldığı ve tek bir adet olduğu dönemde ihtiyaçtan doğmuş bir sanattır. Kitabın kime ya da hangi kütüphaneye ait olduğunu gösteren, okunduktan sonra sahibine iade edilmesi konusunda uyarıcı bir etkiye sahip olan, küçük boyutlu özgün çalışmalardır.

Exlibrisin dünyada kullanılan uluslararası diğer bir ismi de Bookplate… Ekslibriste yer alan görseller, kitap sahibi hakkında bilgiler içeren, onu tanıtan, hakkında fikir ve bilgi verir.

Örneğin senin adına bir ekslibris yapılacaksa orada senin neyi çok sevdiğin, ne ile meşgul olduğun, ilgi alanlarını yansıtan bir görsel oluyor ya da senin tercih ettiğin motifler olabiliyor.

Ancak Ekslibris sanatının ilk dönemlerinde çoğunlukla kitap sahibini tanıtan görseller yer alıyordu. Bu görseller kitap sahibinin portresi olabildiği gibi kedi sevgisini gösteren bir görsel de olabiliyordu.

“15. yy’dan bu yana ekslibrisin yapıldığı biliniyor”

Danimarka’daki Frederikshavn Kunstmuseum kayıtlarına göre dünyadaki ilk ekslibrisin 1470 yılında Almanya’da yapıldığını, sonrasında 1520’lerde İngiltere’de, 1597’lerde Fransa’da, 1622’de İtalya’da, 1674 yılında da Amerika’da yapıldığı bilgisine ulaşıyoruz. Neredeyse bütün ünlü bildiğiniz ressamların hepsinin ekslibris çalışmaları vardır; Picasso, Dürer gibi…

Burada kişisel markayı simgeleyen bir logodan mı söz ediyoruz?

Hayır kesinlikle logo diyemeyiz, değil çünkü, bu çok farklı. Seni anlatan, kısmi olarak tanıtan ve seni hiç tanımayan birine hakkında fikir veren kitapla, kütüphaneyle ilişkilendirilen özgün bir çalışmadır.

“Ekslibrisi resimden ayıran önemli bir özellik çoğaltılabilir olması”

Bir ekslibris çalışmasının olmazsa olmazları nelerdir?

İlk olarak,  bu özgün çalışmaların içinde mutlaka “Ekslibris” ya da “Bookplate” kelimesi yazması zorunludur. Diğer çok önemli nokta ekslibris kim ya da hangi kurum için yapılıyorsa mutlaka isim belirtilmelidir. Yani kişinin ismi ve soy ismi yazmalıdır. Kelime anlamı, “…’nın kitaplığından, …’nın kütüphanesinden” demektir.

Örneğin “Ekslibris Nurgül Arıkan” yazdığımızda, “Nurgül Arıkan’ın kütüphanesinden” veya “Nurgül Arıkan’ın kitaplığına aittir” yazmış oluyorsunuz. Bu nedenle de çalışmada tek başına ekslibris yazması bir şey ifade etmiyor. Ekslibrisi resimden ayıran önemli bir özellik çoğaltılabilir olması yani bir tane ekslibris olamaz, birden fazla olması gerekmektedir.

Bu durumda bir kütüphane sahibi bütün kitapları için tek bir çalışma mı yaptırıyor yoksa her biri için ayrı ayrı mı?

Bu ekslibris siparişi verene göre değişiyor aslında, mesela dünyada benim de tanıştığım bazı koleksiyonerler var ki adına yüzlerce ekslibris yaptırmış. Diğer taraftan bu kişilerin ekslibris koleksiyon sayılarıda 40-70 bin civarı…

Böyle birini düşünelim ve iki bin değerli kitabı olduğunu kabul edelim, her kitaba farklı ekslibris maliyetli gelmeyecekse yaptırabilir elbette ya da 100 farklı ekslibrisin her birini 200 adet olarak kitaplarına yapıştırabilir.

Diğer bir alternatifte, en beğendiği bir ya da birkaç ekslibrisi seçip o ekslibrislerden sticker baskı yaptırıp, kitaplarına yapıştırabilir.

Tabii bu orijinal baskı gibi olmayacaktır. Bu yöntem, çok sayıda kitap bağışlarında tercih edilebilir. Normal şartlarda kullanılan ve tercih edilen bir yöntem değildir.

“Sınırlı sayıda üretilen, limitli sayıda basılmış bir sanat eseri”

Şu anda el yazması kitap sayısı çok az… Kitaplar matbaadan çıkıyor ve güncel kitapların özellikle ender bulunma gibi bir özelliği yok. Bu durumda Ekslibris nasıl kullanılıyor?

Pek tabii ki güncel kitaplar için de ekslibris yapılabilir. Kişi kütüphanesinde değerli gördüğü her türlü kitaba ekslibris yapıştırabilir. Örneğin yakın zamanda bir koleksiyoncuya ikinci kez ekslibris yaptım. İlk ekslibrisini kendisi için çok özel olan kitaplarına yapıştırdı.

Bir kısmını da çerçeveletip evine ve ofisine astı ve sevdiklerine özel günlerinde hediye etti… Son ekslibrisini yapma amacımız ise 3 bin adet kitap bağışı yapacağı içindi. Her kitaba sığacak ölçüde mitolojik bir baykuş çalıştım. Baykuş aynı zamanda bilimi ve ilimi de temsil eden bir motif olduğu için seçtim.

Bu ekslibrisin orjinal baskısından boyut değiştirmeden 3 bin adet sticker baskı yapıldı ve bu kitaplara yapıştırıldı. Böylece o kitapları okuyacak olanlar kitabın kime ait olduğunu kimin bağışladığını anlamış olacak.

Bazı sipariş verenler, doğum günü, evlilik ya da farklı yıldönümleri için ekslibris yaptırmaktadır. Bazıları yılbaşı hediyesi için kendinden özel bir hediye olması düşüncesiyle yaptırıyor. Bir başkası bir derneğin 40’ncı yıl dönümü kutlamasında üyelerine sıra dışı kalıcı hediye vermek amacıyla yaptırıyor.

Düşünülürse çok özgün ve özel bir hediye aslında, sınırlı sayıda üretilen, limitli sayıda basılmış bir sanat eserinden söz ediyoruz.

Limitli sayıda olması ne demek?

Belli sayıda basılıyor demek ve kaç adet basıldığı ekslibrisin üzerinde belirtiliyor. Örneğin bir ekslibrisin üzerinde 29/70 yazıyorsa bu, 70 adet üretilen ekslibrisin 29’uncusu anlamına gelmektedir.

Daha öncede belirttiğim üzere ekslibrisin en önemli kriterlerinden biri çoğaltılabilir olması. Bir tane yapılıyorsa zaten ona ekslibris değil, resim diyoruz. Bir tane orijinal çalışıp ondan tıpkı basım basıyoruz.  Bu yüzden birden fazla olmak zorundadır. Bir ekslibris en az 10 tane basılıyor, sipariş verildiği sırada exlibrisin adeti de konuşuluyor.

Genellikle sık tercih edilen sayı 50-250 adet arasında değişiklik göstermektedir.

Bir ekslibrisi nasıl çoğaltıyorsunuz?

Bu sanatçıların çalışma tekniğine göre değişiklik göstermektedir. Orijinal çalışma bir adet oluyor ve çeşitli baskı teknikleriyle istenilen adette orjinalden tıpkı basım yapılarak çoğaltılıyor. Geleneksel baskı teknikleriyle ya da profesyonel baskı makinelerinde özel mürekkeplerle basılmaktadır.

Oldukça yüksek bir emekten bahsediyoruz yani?

Evet, zaman ve maliyet açısından ayrı, sanatsal içeriği ve tekniği ve baskısı ise apayrı…

“Yüzlerce tanınmış sanatçı arasından gelen dünya birinciliği…”

Peki, siz grafik sanatlar eğitimi almış bir sanatçısınız. Ekslibris yapmaya nasıl yöneldiniz?

2008 yılından bu yana ekslibris sanatına yönelip zaman içinde ağırlık verdim. Grafik sanatçısı olduğum için zaten daha evvelde ekslibris tadında çalışmalar yapıyordum. Ekslibrisle tanışınca sonradan fark ettim ki zaten ekslibris ayarında çok fazla çalışıyormuşum.

FMV Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Sanatlar Bölümünde ders verdiğim süreçte İstanbul Ekslibris Derneği Başkanı Hasip Pektaş bölüm başkanıydı. Ekslibrisin ülkemizde yayılması konusunda ciddi çaba harcıyordu hatta bana da sürekli ekslibris yapmamı söylüyordu.

Bir gün Belçikalı ünlü bir ekslibris sanatçısı olan Martin Baeyens üniversiteye geldi. Meksika’da bir yarışma olduğunu ve benim de katılmam gerektiğini söyledi. İlk başta tabii ne yapacağımı bilemedim çünkü daha önce ekslibris yapmamıştım.

Baeyens benim daha önceden yaptığım tasarımlarımı gördüğünde zaten birçoğunun ekslibris tadında olduğunu sadece isim ve ekslibris kelimesinin eksik olduğunu söyleyerek beni cesaretlendirdi. Bunun üzerine iki gün içinde bir eskiz yaptım. Çok beğendi. Kitabın yeme-içme kadar önemli olduğunu anlattığım bir eskizdi bu.

Hatta çalışmanın o haliyle tamamlanmış olduğunu ve hemen çoğaltmam gerektiği konusunda ısrar etti. Baeyens o çalışmayı Meksika’da ki yarışmaya götürdü ve ben o ilk çalışmamla orada seçilen ve limitli sayıda sergilenen ekslibrislerin içinde yer aldım.

“Türkiye’de bilinirliğim daha az”

Şimdi ise dünyaca ünlü bir ekslibris sanatçısısınız?

Teşekkür ederim, dünyada özellikle bazı ülkelerde ekslibrislerim tercih ediliyor. Özellikle Almanya, Polonya, Danimarka, Finlandiya vb Türkiye’de bilinirliğim daha azdır. Sanırım en büyük nedeni bu sanatın ülkemizde bilinirliği az ve bu konuda yapılan çalışmalar tanıtımlar yetersiz kalıyor.

Ayrıca Ekslibris sanatının ülkemizdeki geçmişi de diğer ülkelerle kıyaslandığında çok daha yeni diyebiliriz. Türkiye’deki ekslibris geçmişi 100 yıl geriye dayanmaktadır.

Bazı kiliselerdeki rahiplerin kitapları ve Robert Kolej hocalarının kitapları ve kolejin kütüphanesindeki yıllıklarda yer alan ekslibrislerdir. Büyük olasılıkla ilk ekslibrisler de yurt dışından gelip buraya ders veren yabancı hocaların sahaflara düşen kitaplarında da görülmüştür.

Bu sanatın karşılığı olarak bizdeki mühürleri gösterebilir miyiz?

Osmanlı mühürleri benzeri ihtiyaçtan ortaya çıkmış olsa da ekslibristen çok farklıdır. Onlar mühür, tek tiptir, bir kalıba oyma yapılıyor, mürekkebe batırılarak kullanılıyor.

Tamamen farklı ama çıkış nedeni ekslibris ile paraleldir. Çünkü mühürlerde kitapların nereye ve kime ait olduğunu bildirmek için kullanılmıştır.

“Bana göre her yazar bu sanatı bilmeli”

Bizde büyük kütüphanelere sahip insan sayısının az olmasının da etkisi var galiba?

Tabii, şu an bile Türkiye’de değerli kitaplara sahip insan sayısı elle sayılacak kadar azdır. Zaman zaman sosyal ortamlarda yan yana geldiğimiz insanlarla ben ya da yanımdaki arkadaşlarım ekslibris hakkında konuşuruz.

Bu zamana kadar İlber Ortaylı’nın, rahmetli Metin Uca’nın ve Ömer Koç’un bu sanatı iyi bildiklerine şahit oldum. Genelde böyledir, kitaplarla çok iç içe olan, değerli kitapları ya da büyük bir kütüphaneye sahip insanlar bu sanatı biliyor. Oysa her yazarın bu sanatı biliyor olması gerekiyor bana göre.

“Polonya’da ekslibrise ilgi çok büyük”

Dünyada şu anda nasıl bir yere sahip ekslibris sanatı?

Günümüzde bu sanata en çok ilgi duyan insanlar koleksiyonculardır. Her yıl farklı ülkelerde ekslibris kongreleri yapılır. Bir de iki yılda bir Uluslararası Ekslibris Derneği FISAE, kongre düzenliyor.

Dünyanın farklı ülkelerinden gelen koleksiyoncular ve sanatçılar burada buluşuyor. Koleksiyoncular sanatçılara ekslibris siparişi veriyor ve bolca değiş-tokuşun yapıldığı bir ortam oluşuyor. Polonya, İtalya, İspanya, Almanya, Avusturya, Çekya, Finlandiya, Çin, Japonya, Amerika gibi çok fazla ülkede kongreler düzenlenir.

Ekslibris’in çıkış noktası Almanya olmasına rağmen bana göre Polonya’da çok daha fazla ekslibris sanatına yer veriliyor, bu yönde organizasyonların yarışmaların sayısı da diğer ülkelerin çok önünde.

Ayrıca grafik sanatı alanında da Polonya şu anda dünyanın en iyileri arasındadır diyebilirim. Ben de Polonya’nın farklı şehirlerinde ve müzelerinde davetler alıp 7-8 defa sergi açtım, yarışmalarda jüri üyeliği yaptım. Yine davet üzerine gittiğim Krakov’da düzenlenen Ekslibris Konferansı’nda konuşmacı oldum. Gördüm ki birkaç gün süren bu konferansa ilgi çok yüksekti.

Polonya, grafik sanatının bilinirliği, gelişmişliği, grafik sanatçılarının ekslibris ile ilgilenmesi, okullarda ders ve bölüm olarak yer alması, çok fazla sergi ve yarışmaların düzenlemeleri gibi her yönüyle bu alanda çok gelişmişlerdir.

Sizin müşteri portföyünüz de yurtdışı ağırlıklı sanırım?

Evet, çok büyük oranda siparişlerimi yurt dışından alıyorum ağırlıklı olarak Alman koleksiyoncular sipariş veriyor. Türkiye’den aldığım siparişler ve ekslibrise ilgi her geçen yıl artıyor.

Dünyanın birçok yerinde sergiler açmış, davetler almışşınız…

Doğru, 2009 yılından bu yana aralarında Danimarka, Polonya, Almanya, İspanya, Çin, Finlandiya, İtalya, İngiltere, Amerika, İsveç, Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan, Belçika, Avusturya, Romanya, Rusya, Meksika, Makedonya, Kazakistan ve gibi ülkelerin olduğu 50’den fazla sergide çalışmalarım yer aldı.

Bunların birçoğu da kişisel sergidir. Yine Almanya, İsveç, ABD, İtalya, Portekiz gibi birçok ülkede yine 50’ye yakın uluslararası yayında çalışmalarım yer aldı. Ayrıca çok sayıda uluslararası ödüllerim bulunuyor.

Sanıyorum uluslararası çeşitli ekslibris konulu organizasyonlarda yurt dışından, en fazla davet alan ve ülkemizi temsil eden sanatçıyım. Bunu farklı ülkelerden aldığım davetler üzerine katıldığım konferanslar, yarışma organizasyonları, oturumlar ve sergiler için gittiğim zamanlarda fark ediyorum. Tek Türk sanatçı olarak…

“Nobel Edebiyat Ödül Töreni’nde sergi”

Nobel Edebiyat Ödül Töreni fuaye alanında da bir serginiz olmuştu ve yine bir yarışmada ekslibris tasarımınız dünyanın en iyi ekslibrisi seçilerek birincilik ödülüyle dönmüştünüz sanırım?

Evet, İsveç’te açtığım özel serginin benim için önemi çok fazla ve asla unutamayacağım anılarla dolu bir sergi oldu. Amerikan Ekslibris Derneği ile İsveç’te 2013 yılında yaptığımız araştırma gezisi ile başladı hikâye. İsveç’te bulunan en geniş ekslibris arşivleri için Stockholm, Örebro ve Uppsala Üniversitesi arşivlerini inceledik.

Üniversite arşivinde her ülkenin bir kutusu mevcuttu. Ancak Türkiye’ye ait bir kutu yoktu. Buna çok üzüldüm ama yine de görevliye sordum. Kendisi “Maalesef Türkiye’ye ait bir kutu yok” dedi. Ancak bir diğer uzman görevli “Kutu yok fakat bir dosyası var, içinde bir Türk sanatçıya ait birkaç adet ekslibris olacaktı,” dedi.

Dosyayı buldu getirdi ve birlikte baktık ki içinde 4 adet bana ait ekslibris var. Bu manzara karşısında çok duygulandım, gözlerim doldu ve orada bulunan herkes alkışlayarak beni kutladı. Ne zaman, nasıl kim tarafından o arşive girdi bilmiyorum ancak Türkiye’yi 4 ekslibrisimle temsil etmek gurur vericiydi.

Bundan tam bir yıl sonra sergi teklifi geldi Uppsala Üniversitesinden. Bu sergiyi organize eden Per-Axel Wiktorsson 2015 yılında Nobel Ödül Töreni fuaye alanında sergimin olacağını ve bu alana göre benden sergi için 66-70 civarı ekslibris seçmemi istedi. Sergi ödül töreninin olacağı gün açıldı.

Diğer sorunuza gelirsek, farklı ülkelerin yarışmalarında ilk üçe giriyordum ancak birincilik 2020 yılında Finlandiya’da yapılan yarışmadan geldi. Elbette çok gurur verici yüzlerce ekslibris arasından en iyisi olarak seçilmesi.

“Yakın gelecekte Türk ekslibris koleksiyoncuları artacak”

Dünya’da bu kadar tanınan bir sanatçı olarak Türkiye’de ekslibris sanatının az tanınır olması size ne hissettiriyor?

İlginin her geçen yıl arttığını gözlemliyorum bu ümit verici… Bir şekilde duyuldukça, görüldükçe ilgi büyüyor. Ekslibrisi anlatmaya meraklı gönüllü elçilerde var en azından benim çevrem de öyle ancak Türk ekslibris koleksiyoncularının artmasını ümit ediyorum. Birkaç kişi tanıyorum sanırım onlar yakın gelecekte Türk ekslibris koleksiyoncuları olarak kongrelere katılıp ülkemizi temsil edecekler.

Aslında kişiye özel bir iş yapıyorsunuz. Bu anlamda bir kişi sizden bir ekslibris talep ettiğinde çalışma süreciniz nasıl ilerliyor?

Ekslibris tasarım sürecim siparişi aldıktan hemen sonra başlar. Eğer ekslibris isteyen kişi bana özel bir tema ile ya da özel bir istekle gelmediyse, öncelikle o kişiyi tanımaya çalışırım. Bazı sorular sorar onun hakkında fikir edinir, onun için önemli olan, değer verdiği veya ilgi alanı olan konular, simgeler, olaylar nedir, bunu anlamaya çalışırım. Bazı insanların özellikle istediği simgeler olabiliyor.

Bu verileri topluyorum. Ardından eskizlerimi bu bilgiler doğrultusunda ve o kişiyi en iyi anlatacak biçimde hazırlamaya başlıyorum. Bazen de hiç tanımadığım bir insana ekslibris hazırlamam isteniyor, o zaman da yapılması istenilen konuyu öğreniyorum ve o konu üzerine araştırmalar yaparak ilerliyorum. Örneğin son ekslibrisi yaptığım kişi Türkiye’den. Araştırmış benimle çalışmaya karar vermiş.

Bu kişi Baudelaire hayranı olduğunu, onun hakkında birçok şeye hâkim olduğunu örneklerle paylaştı. Bana sipariş verme aşamasında Baudelaire ile ilgili bir şeylerin ekslibrisinde olmasını arzu etti. Ben de bunun üzerine, hemen önceliğimi Baudelaire daha detaylı, bilmediğim yönlerini de anlayacak şekilde araştırmaya verdim. Sonrasında eskizlerimi çizmeye başladım.

Eskizler içerisinde en beğendiklerimi anlaşılır şekilde ön çalışma yaparak, sipariş verenle paylaştım. O noktada karşılıklı anlaşma sağladık ve ben de orijinal halini çalışmaya başladım. Sonrasında ise orijinal baskıya ulaşana kadar baskı denemeleri yapıldı, imza süreci ve teslim ile son buldu.

“İyi bir ekslibris sanatçısı her şeyden önce çok yönlü olmalıdır”

Siz bir ekslibrisin başarısını hangi ölçütlerle değerlendiriyorsunuz?

Ekslibrisin içinde yazı, fotoğraf var, grafik sanat var, kaligrafi var, resim var, yani aslında her şey var. Bir ekslibris sanatçısının tüm bu alanlara hakim olması ona çok artı değer kazandırıyor elbette.

Düşünün ki maksimum 13 cm boyutunda olan, mesaj veren, az yada çok sayıda detay simgeyi öyle bir şekilde bir araya getiriyorsunuz ki o çerçevenin içinde bir hikâye anlatıyorsunuz. Sadece bir simge çizip bırakmak değil mesaj vermesi gerekiyor.

İyi bir ekslibris sanatçısı her şeyden önce çok yönlü olmalıdır. Sanat eğitimi dışında, tarih, kültür, mitolojiyi bilen, okuyup araştıran gözlemleyen ve bunları harmanlayıp çalışmalarına yansıtabilen sanatçının çalışmaları farklılığıyla her zaman dikkat çeker.

Diğer taraftan da işin entelektüel boyutu var. Örneğin, estetiği, sosyolojiyi, mitolojiyi, felsefeyi, sanat tarihini iyi bilen bir ekslibris sanatçısı, çok daha başarılı anlatımlarla çok etkileyici ekslibrisler yapabilir. Zaten bütün dünyadaki ekslibris çalışmalarına baktığınızda, geçmişten buyana mitolojik anlatımların yoğunluğunu fark edersiniz. Mesela “Nuh’un Gemisi”, “Adem ile Havva”, “Poseidon”, “Leda” “Odesseus” en çok çalışılan simgelerdir.

Sırası gelmişken benim sıklıkla karşılaşıp eleştirdiğim konu ise ekslibrisle-yazı ilişkisini kuramayan sanatçıların işleridir. Baktığımızda resimleme ve teknik konuda çok iyi iş çıkarmış ancak öyle bir yazı kullanmış ki bütün işi amatörleştirmiş. Böyle ekslibrisleri yapan sanatçılar maalesef çok sayıda var.

 

NURGÜL ARIKAN KİMDİR?

Grafik sanatlar ve Ekslibris sanatçısıdır. 1922’de kurulan Amerikan Ekslibris Sanatçıları ve Koleksiyoncuları Derneği (ASBC&D) Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Delegesi’dir. Aynı zamanda Alman Ekslibris Derneği (Deutsche Exlibris-Gesellschaft) ve İstanbul Ekslibris Derneği üyesidir.

Çukurova Üniversitesinde Resim Bölümü Grafik Anasanat Dalında lisans eğitimini, yüksek lisans eğitimini ise Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Anasanat Dalında tamamladı. Sonraki eğitimlerini, 2003 yılında Anadolu Üniversitesi’nin Halkla ilişkiler, 2015 yılında ise Radyo ve Televizyon Programcılığı Bölümlerinde tamamladı.

FMV Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım ve Grafik Sanatlar, Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümlerinde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

Uzun yıllar Eczacıbaşı kuruluşunda, grafik tasarım, reklam ve kurumsal kimlik alanlarında çalışıp yönetti. Aynı zaman diliminde şahıs ve kurumlara bu konularda danışmanlık hizmeti verdi.

Grafik sanatlar, ekslibris, fotoğraf sanatıyla çok yakından ilgilenen sanatçı, 2008 yılından itibaren ekslibris sanatına ağırlık vererek, bu alanda çalışmalarını artırdı.

Çeşitli ülkelerin müze ve galerilerinde kişisel sergiler açtı. Çok sayıda uluslararası karma sergilerde yer aldı. Ekslibrisleri uluslararası yarışmalarda çok sayıda çeşitli ödüllere layık görüldü. Eserleri çeşitli ülkelerin müze, kütüphane ve üniversite koleksiyonu arşivlerinde yer almaktadır. Çok sayıda Uluslararası dergi, katalog, gazete ve kitaplarda röportajları, makaleleri yayınlandı.

Bir dönem Amerika’da yayınlanan The Chronicle dergisine Ekslibrisle alakalı düzenli makaleler yazdı. Özellikle yurtdışında hakkında çok sayıda haber yapıldı ve uluslararası konferanslara, oturumlara konuşmacı olarak davet edildi, yarışmalarda jüri üyeliği yaptı.

Kendisinin de farklı ülkelerden, farklı sanatçılardan topladığı hatırı sayılır ekslibris koleksiyonu bulunmaktadır. Sanat çalışmalarını, İstanbul Göktürk’te bulunan stüdyosunda sürdürmektedir.

Dilek Karagöz

Paylaş

Son Yazılanlar

Savaşlar, suikastler ve piyasanın yönü

Bu yıl malum, seçimler yılı. Hindistan’tan Fransa’ya, Birleşik Krallık’tan İran’a seçimler sonuçlandı, ama siyasi istikrardan söz etmek çok güç. Hâlâ önümüzde pek çok seçim var

“İncinsen de incitme”

RUANDA ÖRNEĞİ: SOYKIRIMLA BAŞA ÇIKMANIN TEK YOLU ZALİME DÖNÜŞMEK DEĞİLMİŞ Hacı Bektaşi Veli’nin, “İncinsen de incitme” sözü, şu sözüyle beraber, bu yazıda anlatmaya çalıştığım her

Kadın emeğinin yarattığı reçel cenneti

Şimdilerde,  kadın emeği deyimini sıkça duyuyoruz. Kadın emeği, tarih boyunca toplumsal, ekonomik ve kültürel alanlarda önemli bir rol oynamış. Kadınlar, tarım toplumlarından sanayi devrimine ve

Kraliyet çikolatacısı Naciye Tosun

Onu ilk tanıdığımda gözlerindeki tutku beni o kadar çok etkiledi ki, bırak çikolataları bir yana, sen kendini anlat, dedim. Çikolataların lezzetinde kaybolurken, onun azmine, başarısına

Sürdürülebilir yaşamın lezzetli yolu

Günümüz dünyasında, sürdürülebilirlik kavramı hayatımızın her alanına nüfuz ediyor. Bu kavram, sadece çevresel sorumluluğu değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal sorumluluğu da içinde barındırıyor. Atıksız

Yapay Zeka Çağında Avukatlık

Yapay zeka, sadece bilim kurgu filmlerinin değil, günlük hayatımızın da bir parçası haline geldi. Siri’den Alexa’ya, ChatGPT’den Midjourney’e, yapay zeka uygulamaları hayatımızın her alanında karşımıza

Borsa ve Altında Beklentiler

Borsa İstanbul geçen haftayı yüzde 1.91 kazanç ile 10851 puandan kapattı. Bankacılık, holdingler, gıda ve gayrimenkul sektörlerinin endekse destek geldi. TL karşısında, dolar 32.58 ve

Bodrum şaşırtmaya devam ediyor

Her yazın değişmeyen geyiği Bodrum neden boş, ne olacak bu Bodrum’un hali ? 25 yıldır aynı hikayeyi dinlemekten yıldım. Bodrum’un yüksek sezonu bu hafta sonu başlar

Döner gibi dönerin peşine düşün!

Ülkemizin en sevilen lezzetlerinden olan döneri, hemen hemen yaşadığımız her noktada bulmak mümkün. Ancak döner gibi döneri bulabiliyor muyuz?  Orası biraz şüpheli! Ben de İstanbul’un