Cumhuriyet’imizin yüzüncü yılı kutlu olsun!

Cumhuriyet Söyleşileri

Bir ülkede sağlıklı düşüncenin gelişiminin her şeyden önce değerler ve kavramlar eğitiminin sağlıklı olmasıyla mümkün olacağına inananlardanım. Siyasi veya çıkar kavgalarından, ego çatışmalarından, ezberlenmiş kalıp düşünce ve söylemlerden uzak, etik düşünce ile değerlendirme yapabilen bireyler arttıkça daha güçlü bir toplum olmak mümkün. Kanımca farkındalık dediğimiz durum ancak böyle gelişiyor.

Düşünce herkes için…

Üniversite okuyun veya okumayın, güçlü bir maddiyata sahip olun ya da olmayın veya bir siyasetçi de olabilirsiniz bir işçi de… Eğer sağlıklı bir kavramlar eğitiminiz varsa zaten 1-0 öndesiniz.

Bu yıl Cumhuriyet’imizin yüzüncü yılı…

Toplum olarak hepimizin ortak değeri, hepimizi “bir” kılan, kimsenin tekelinde olmayan en önemli kavram, Cumhuriyet… Çoğu zaman da siyasetin çekişmeli sığ (derinliği olanları tenzih ederim) tartışmalarına kurban edilen bir kavram. Bu nedenle de tam da yüzüncü yılda Cumhuriyet kavramı, fikri ve ruhu üzerine konuşmak ve üzerine düşünmek, “Cumhuriyet”in içeriğini ve önemini daha çok içselleştirip pekiştirmek için son derece önemli…

Atatürk bu topraklarda hayata geçirmeyi başardığı “Cumhuriyet”ten bakın nasıl bahsediyor:

“Cumhuriyet akıl ve şuurla kurulmuştur. Zayıf değildir. Yüzyıllardan beri çekilen milli musibetlerin uyanıklığı ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Türk milletinin tabiat ve ününe en uygun idaredir.”

Cumhuriyet Söyleşileri, Binevi Gazete’de bütün bu düşünceler ışığında başlıyor. Siyasetin dar koridorlarına düşmeden, hepimizin ortak değeri olduğunu unutmadan…

Bir ülkede, kitlelere hitap etmeyi başarmış hatta çoğu zaman o kitleleri peşine takabilmiş kanaat önderlerinin profil ve biyografileri, o ülkenin kültür tarihini de ele verir. Bir coğrafyadaki gerçek tarih, romanlardan ve ülkenin yetiştirdiği insanların biyografilerinden anlaşılır. Sanatçılarından, düşünürlerinden, siyasetçilerinden, yazarlarından, sporcularından…

İnsan hikâyelerinden Cumhuriyet’in hikâyesine…

Cumhuriyet Söyleşileri ise ülkemizin yetiştirdiği değerlerin hikâyelerini hem birinci ağızdan dinlemek hem de tanıklık ettiği kültürel, siyasal, sanatsal, toplumsal tarihi de öğrenmek, Cumhuriyet’in kazanımlarını anlamak demek…

İstedik ki bu söyleşilerde çalışmalarıyla ülkede iz bırakan insanlar ile aynı zamanda Cumhuriyet fikri ve idealini konuşalım. Hem ışığa hem gölgelere yer vererek… Cumhuriyet’imizin altını oymadan tersine onun değerini teslim ederek, “bir” olduğumuzu hatırlatarak…

Öte yandan ismi tüm kamuoyu tarafından bilinmese bile başarıları ile ülkemizi temsil etmiş, Cumhuriyet ışığını kendine vizyon edinmiş, gökkuşağının birer parçası olmuş insanlarımız da bu köşede kendine yer bulacaktır. Nitekim hepimiz için aşikâr ki Türkiye Cumhuriyeti varlığını yalnızca lider ve komutanlarına değil, neferlerine ve farklı renklerine de borçlu bir ülkedir.

Şimdiden bu köşeye konuk olacak tüm Cumhuriyet değerlerimize teşekkür ediyorum.

Söyleşilerimizin ilk konuğu Devlet Sanatçımız Tiyatrocu Dilek Türker… Kendisi ile sohbetimiz gelecek hafta sizlerle…

Başlıyoruz,

Dilek Karagöz

 

 

 

Paylaş

Son Yazılanlar

Sadece Survivor oldukları içinmiş

Bizim Uzun sessiz sever, söylemeden, anlatmadan, göstermeden. Hani mahallenin kedileri demiştim ya, Hamza vardı bir tane Uzun’un çaktırmadan sevdiklerinden. Hamza kaçmış, parktan Carefour önüne terfi

Yeni Beslenme Düzeni Ve Gerçekler

Mutfak, sadece yemek pişirilen bir alan değil, aynı zamanda toplumsal kabullerin, bilimsel tartışmaların ve hatta küresel politikaların sessizce harmanlandığı bir laboratuvardır. Uzun yıllardır mutfak kültürümüzün

Sabah bulduğu gibi bırakamamak

Dağa çıkmak, yolunu dağlara çevirme itkisi, her insanın aklına gelmiş, gelmediyse gelecek; arayış, arınma, yüceliş, bağışlanma, uzaklaşma, saklanma gereksinimi ile yöneldiği bir yolculuk tasarımı olsa

Unun, Suyun Ve Sabrın Hikâyesi

İstanbul’un kalbi Nişantaşı’nda, şehir temposunun en yoğun olduğu anlarda bazen durup nefes almak gerekir. Modern hayatın koşturmacası içinde unuttuğumuz o “yavaşlık alanı”, bazen taze bir

Yeni Bir Ekonomi Doğuyor

Türkiye büyük bir hızla yaşlanıyor. 2024’te 65 yaş üstü nüfus 9,1 milyonu aştı. 2030’da yaşlı nüfusun 13 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Bu demografik dönüşüm stratejik bir

Gösterişten Sahiciliğe Tabağın Devrimi

Mutfak, geride bıraktığımız on yıl boyunca adeta bir performans sanatları merkezine dönüştü. Masaya gelen tabaklar, lezzetinden ziyade görsel ihtişamıyla, mimari yapısıyla ve şaşırtma kapasitesiyle ölçülür

Bu ülkenin insanlarına ne oluyor?

15 yaşında çocuklar katil oluyor. 15 yaşında çocuklar toprağa giriyor. İnanılır gibi değil ama gerçek. Henüz sakalının tüyü terlememiş bir çocuk, ‘yan baktın’, ‘laf söyledin’,