Emlak fiyatlarındaki artış barınma sorununa doğru gidiyor

Fazla söze gerek yok. Emlak piyasasındaki fiyatların akıl almaz bir biçimde artması hepimizin malumu. Kiracılar, ev sahipleri tarafından oturdukları evden çıkarılmaya çalışılıyor, 3 bin lira değeri bile olmayan evler 20 bin liraya kiraya verilmeye çalışılıyor......
Devamını oku

Üretimde yalnız olduğum günler terapi gibi

“Konfor alanından çıkıp hayallerinin peşinden gidebilmek...” Ne kadar ulaşılmaz bir fantezi gibi duruyor değil mi? Hem hayalindeki işi yapacaksın hem para kazanacaksın bu ne güzel bir rüya olmalı... Üstelik, yıllardır da bir holdingde yönetici olarak...
Devamını oku

Gönül Hanım’ın bir günü

Evlerin bütün hallerini ısrarla sıradanlaştıran, odalardaki her ayrıntıyı değişimden uzak tutmayı başarmış adımlar, gün boyu  ‘geçmişin ruhu’ denilen algıyı titizlikle denetler. Gözün gördüğü apaçık bir eserdir; her gün defalarca santim santim çekilen perdeleri ile sanki...
Devamını oku

ABD’de binlerce kişi “kürtaj hakkı” için sokakta

Dünyanın pek çok ülkesinde kürtajın yasal olarak kabul edilmesi hep sorunlu ve uzun mücadeleler sonucu hayata geçti. Özellikle dini liderlerin karşı çıkışıyla birlikte kadınların en doğal hakkı olan kürtaj ciddi şekilde cezalandırılan bir uygulama haline...
Devamını oku

Kanser taraması ile doğru zamanda teşhis

Yapılan araştırmalara göre her yıl yaklaşık 200 bin kişi kanser tanısı alıyor. Ülkemizde ise kalp ve damar hastalıkları ile birlikte kanser hayati risk oluşturan sağlık sorunlarının başında geliyor. Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğu biliniyor. Tütün...
Devamını oku

İnternet Sır Tutmaz

İnternette gerçekten bilinçli bir kullanıcı mısın? Sosyal medya uygulamalarının güvenlik kurallarını okudun mu? Teknolojik zorbalığın sözel veya duygusal açıdan oluşturduğu ortamlar şiddetten ayrılmalı mıdır? Postlarında kimleri tag’lıyorsun? Stalky, trollemek, Proxy, Happy slapping… gibi hayatımıza giren terimler. Sanal dünyanın kapılarını “İnternet Sır Tutmaz” kitabıyla aralıyor Nurseli Tamer. Internet kullanmanın Adab-ı Muaşeretini hatırlatıyor bize. “Güvenli İnternet Kullanımı” ve “Netiquette” konusunda seminerler veren, YÖRET Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi  Nurseli Tamer’le yeni kitabı üzerine konuştuk.

Kitabı yazmaya iten ne oldu?

İstatistik Ekonomi mezunuyum. 2007 yılında yeniden eğitime başladığımda sayısaldan sözele geçtim. Hem yurtdışından çevrimiçi hem de misafir öğrenci olarak Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi ve Boğaziçi Üniversitesinde üstün yetenekli çocuk gelişimi üzerinde dersler aldım. Hocalarımın da yönlendirmesiyle Bahçeşehir Üniversitesinde Eğitim Bilimlerinde Yüksek lisansa başladım. Tez konusu olarak da, ki yıl 2012 olmuştu bile, İnternet kullanımı üzerine araştırma yapmak istedim. O dönemde internet kullanımı ciddi olarak yaygınlaşıyordu ve ergenlerde bu konuda farkındalık geliştirilmesi çok önem taşıyordu. Bir de cebimde eğitimlerini aldığım ve gönüllüsü olduğum SENG (Supporting Emotional Needs of Gifted) Vakfının kuruluş hikâyesi vardı: Üstün yetenekli ve üniversiteye erken kabul edilen bilgisayar programlama öğrencisi bir gencin duygusal yükleriyle baş edemeyerek hayata veda etmesi. Hem bu hikâyede hem de araştırmalarım sırasında Amanda Todd gibi yıllarca dijital tacize uğramış ergenleri düşünerek alanda bir eğitim programı geliştirmek üzere yola çıktım.

Yalın bir dil ve pratik bilgiler ama dileyene de kaynaklar.

Tezimi verdikten sonra da YÖRET Vakfı bünyesinde İnternet zorbalığı, güvenli internet kullanımı konularında söyleşiler, seminerler yapmaya başladım. Ve fark ettim ki hem ebeveynler hem de öğretmenler pratik paylaşımlar istiyorlar. Ben de bu kitabı yazmaya başladım. Yalın bir dil ve pratik bilgiler ama dileyene de kaynaklar. Kitap çok severliğim de içine sızdı …

Nasıl bir süreç geçti?

Karışık karmaşık açıkçası, sürekli yazıp silerek geçen bir dönem. Ve sevgili Dostum Bahar Eriş, “Sen yaz” dedi, “yeniler, eksikler hep olacaktır. Yeni yazınlarda düzenlersin”. Doğruydu da benzer sözleri tez yazım aşamasında danışmanım Sinem Vatanartıran’dan duymuştum. Yazarak, silerek, tam da pandemi döneminde dijitalle içiçe olduğumuz bu dönemde kitaplaştı.

Hedef kitleniz kimdi?

Hedef kitlem ebeveyn ve eğitimciler başta olmak üzere internet kullanıcıları. Çocuklar diyemiyorum çünkü her çocuğun hazır bulunmuşluğu farklıdır. Dolayısıyla buna ebeveyn ve öğretmenlerin karar vermesi daha sağlıklı. Söyleşilerimi de ebeveyn ve eğitimcilere yapıyorum.

Bu kitleye ulaşabildiniz mi?

Güzel soru. Günümüzde her şey dijitalde olduğuna göre ve kitabın duyuruları da dijitalden yapıldığına göre ulaştık diyebilirim. Kitap yeni. Elbette daha çok satıldığını görmek isterim. Çok satış bana göre çok farkındalık demek, geliri de Vakıfa gidiyor.

 

İnternet zorbalığı derken sizi en çok rahatsız eden ne oldu?

Gözlemlerim. Hedefte kalan ebeveyn ve çocukların örselenmiş duyguları, bazılarında kızgınlık, kimilerinde küskünlük ama illa ki kaygı, içe kapanma gibi duygular. Bunlar bırakın ergenleri yetişkinler için bile başa çıkması zor duygular. Başkaca zorluklardan söz etmedim bile. Hedefte kalan bu bireylerin sistemli destek almaları kendilerine zarar vermelerinin önüne geçilmesi çok önemli. Sözler, ekrandan da acıtır, yaralar.

Hâlbuki dijital çok kapsamlı ve kullanımlı bir alan; iletişim, eğlence, sosyalleşme, araştırma, bilgi edinme, ticaret gibi. Böylesi bir alanın “kötü” için kullanılması haksızlık.

Sanal dünyanın da kendi içinde bir adaleti ve görgü kurallarının olduğunu vurgulamışsınız. Aslında bu bizim biraz da gerçek yaşamdan aldığımız eğitimle  ( tabii ki en çok ailemizden )ilgili değil mi?

Elbette.  Toplum kuralları ekranda ve/veya gelenekselde farklı olamaz. Ancak  kullanım alanı nedeniyle nüanslar olabilir. Saygı ve hoşgörü her yerde geçerlidir. Esas olan kişilik hak ve özgürlüklerine saygılı olarak barışçıl bir toplumda yaşayabilmek için üzerimize düşenleri yapmaktır. Ted Hughes ’in bir sözünü anımsatmak isterim: Önümüzde dün duruyor (Before us stands yesterday).  Dijitale bakışımız, okumamız elbette ki geçmişimiz, geldiğimiz kültür, aldığımız eğitimle oluşan birikimle ilgilidir. Onun içindir ki dijital kullanımının öğrenilmesi, öğretilmesi gerekir.

Dijital kullanım içinde görgü, hak ve özgürlükler, okuryazarlık, yurttaşlık kavramları vardır. Bu nedenle de çocukların öz bakım becerilerini edinmesi gibi ailede, başlayıp okulda devam ederek, pekiştirilmesi, en baştan öğretilmesi gereken günümüz olgusudur.

Ve çocuklar, onları korumamız çok zor. Anne babalara ne önerirsiniz?

Anne ve babalar önce kendileri iyi dijital vatandaş/yurttaş olmayı öğrenmeliler ki iyi birer rol model olabilsinler. Çocuklar ailede gördüklerinden etkilenirler. Dijital kullanımını yönetmeyi ve yaşantının bir parçası olarak değerlendirmek çok önemli. Yaşamın tümü değil ama istendiğinde, gerektiğinde kullanılabilecek bir gereç gibi. Dijitalsiz yaşayamayız, kabul edelim. Ama yönetebiliriz.

Üstün yetenekli çocuklarla da çalışıyorsunuz, onların hayatında internetin önemi daha farklı mı?

İnanın tüm ebeveynlerin benzer sorunları var. Sadece bazı çocuklara daha çok, daha derinlemesine anlatmak gerekiyor. Örneğin kimisine, “Gözlerin yorulabilir” dediğinizde anlamlı olabilecekken kimileri, “Bilgisayar monitörlerinden yayılan negatif yüklü partiküller, gözlerde negatif yük oluşturarak….” gibi biraz daha açıklayıcı bilgi isteyebilirler. Ama zaten bu çok soran çok meraklı çocuklara aileler zaten alışıktırlar.

İnternet sır tutmaz, bu başlık nasıl doğdu?

Dijital üzerinde sistematik çalışmaya başladığım 2012 yılından itibaren söylediğim bir söz de, “İnternette Olan İnternette Kalır” cümlesi idi. Yine benzer şekilde “Sır Tutmadığı” da bir gerçek. Aramasını, bakmasını bilirsek yazdığımız çizdiğimiz, paylaştığımız her şey internette. Yıllar da geçse orada kalıyor ve yok olmuyor. Onun içindir ki hedefte kalan kişiler uğradıkları haksızlıkları içeren paylaşımları yok etmek istiyorlar. Ama mümkün değil, çünkü en azından eğer size bana geldiyse bizim akıllı gereçlerimizin belleğinde ve bizim iznimiz olmadan da silinemez. Bir kez de paylaşıldı mı önü alınamıyor. Eskilerin bir sözü vardır “Otuz iki dişten çıkan otuz iki ağıza yayılır” derler. Tam da bunun gibi.

İnternetin kendi yaşamınızdaki yeri nedir?

JOMO zamanları; Joy of Missing Out

Zor durum… Ben çok kullanıyorum. Okurken yazarken, seminer ve söyleşilerde ve elbette sosyal medyayı yönetirken. Ama ben internette amaçsız gezinmeyi, oyun oynamayı sevmiyorum. Pandemi dönemini düşünürsem, eskisinden daha çok ekran başındayım, yönetiminde olduğum Vakıflardaki sorumluluklarımla beraber daha çok çalışıyorum. Ama kitabı hala elime alıp okumayı seviyorum, dinliyorum da. Yani internetin yaşantımda önemli bir yeri var ama her şey değil, örneğin bildirimlerim hep kapalıdır. Zaman zaman kendime küçük detoks araları veriyorum. JOMO zamanları; Joy of Missing Out. Bırakıyorum sosyal medya aksın, ben uygun olduğumda bakıyorum. Bu nedenle de bana ulaşanlara söylediğim, “Anında olmasa bile mutlaka geri dönerim.” Bir mesaja, gönderiye bakıp yeniden yaptığım işe dönmek benim için uzun sürüyor, en az 15 dakika, bu nedenle de kendimi sınırlıyorum.

İnternet bağımlılığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

İnterneti tanımlayalım: her türlü sosyal platform, gezinme,  haber, film, iletişim kanalları, oyunlar gibi tüm uygulamaların yer aldığı elektronik iletişim ağı.

İnternet bağımlılığı/dijital bağımlılık dürtüsel bir davranış bozukluğudur.

Shapira (2003) araştırmasında eğer birey dijital kullanımını yönetemiyor, çalışma ve sosyal yaşamında işlev ve/veya kimlik kaybına uğruyorsa ve bu belirtiler (bence) üç aydan fazladır süregeliyorsa bir uzmandan yardım almak gerekir.  Örneğin yemek saatinde o yemek masasına bir türlü gelinmiyor,  oyun ve/veya ödev bir türlü bitmiyorsa ebeveynlerin yakın izlemeye geçmelerinde fayda olacaktır. Aslında bütün konu sağlıklı iletişim değil mi?

Mine TÜRKİLİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email
error: