Safranbolu’da safran hasadı

Bir ay önce telefonum çaldığında, bu kadar mutluluk verecek bir haber alacağımı beklemiyordum. Arayan Safranbolu’dan arkadaşım Fatma hanımdı. O da büyük dedelerimin köyünden Kıranköylü ve Safranbolu’nun kalkınması için mücadele veren muhteşem bir kadın.

18-22 Ekim arası beni, Safranbolu’ya hem konuşmacı hem safran hasadına davet ettiğini söyleyince hemen kabul edip hazırlıklarıma başladım. Safran konusunda bilgilerimi iyice tazeledikten sonra, Karaüzümler konağında yapacağım konuşmanın içeriğini kağıda dökmeye başladım.

Bu arada 1922’lerde mübadele döneminde Safranbolu’dan Selanik’e göç eden büyük dedemle ilgili bilgilerimi çoğaltmak için kuzenlerle telefon trafiği yaşadım. Ve bolca o dönemin fotoğraflarını toplama çabası içinde Safranbolu’ya gitme günleri yaklaştı.

Dedem İstanbul’da tıp okurken ağabeyleri Selanik’te yaşamaya başlamışlardı, böylece aile ikiye ayrılınca tabii ki anılar çoğalmış ve duygusalaşmıştı .

Bütün bu yıllar içerisinde toplanan hayat hikayeleri Safranbolu’da bir konakta bir masal anlatırcasına, kalabalık bir ortamda dile getirildi.Belediye başkanı Elif Köse hanımın da bulunduğu bu söyleşide moderatörlüğü sevgili arkadaşım Prof.Dr.Nuray Türker yaptı ve o sordu ben anlattım.

Konuşmalarımız arasında bazen güldük, bazen ağladık çünkü salonda bulunan herkes genç veya yaşlı bir şeyler anlattı, anılar tazelendi .

İlk iki günümüzü konuşmalar ve dede evini ziyaretle geçirdikten sonra bir sabah topluca safran hasadı için bahçelere gidildi.

Hayal edebiliyorsanız, mor renkli bir bulut düşünün ve buluta yaklaşırken beliren ufacık mor çiçekler. O kadar narin o kadar zarif bir görüntüye hayran kalmamak mümkün değildi. Bu düşüncelerle Safran Üretim Çiftliğine vardığımızda İsmail Yılmaz bey ve ailesi bizi sıcacık safran çayları ve safran kurabiyeleri ile karşıladı.

Çaylarımızı yudumlarken bizlere safran hakkında bilgiler verdi. Tabii bu bilgileri kitaplardan araştırarak öğrenmişliğimiz vardı ama yerinde ve çiftçisinden dinlemek apayrı bir bilgi oldu bizler için.

150 çiçekten 1 gram safran

Her 150 çiçekten bir gram safran elde edildiğini düşünmek ve o işin zahmetini gözlerinle görmek çok sık menülerimde kullandığım safranın değerini bir kez daha anlattı bana. Pahalı satılmasına da bir daha şikayet etmeyeceğime dair kendime söz verdim .

Paellanın vazgeçilmezi, bazı çorbaların lezzeti, zerdenin tatlandırıcısı ve renginin güneş batışını andırması… Safran aynı zamanda antioksidan özellikleri ve sağlığa faydaları ile en sevdiğim baharatlardandır.

Safran çayı stresi azaltır böylece stresten oluşan tansiyon riskini az da olsa minimize eder. Bunu araştırmalardan ve Safranbolulu doktor dedemden bilirim. Ama her türlü baharat ve yiyecekte olduğu gibi safranın faydaları kadar dikkatli olmazsak zararı da dokunabilir.

Aynı zerdeçal gibi kan sulandırıcı özelliklere sahip olduğundan dikkatli kullanılmalıdır ve böbrek hastalarının kullanmaması gerektiğini doktorumuzdan öğrenmiş oluyoruz.

Her zaman doktorumuza danışarak adım atmamız gerekliliğini de yazdıktan sonra safranın yemek içinde kullanma şeklini de konuşalım.

Bazen görüyorum mutfaklarda tuz biber atarcasına safran liflerini yemeğe serpiştirenler var. Kesinlikle yanlış. Bu tarzda kullanıldığında yalnız yemeğe bıraktığı renkten faydalanabiliyoruz. Safranının lezzetini de almak istiyorsak onu, ya biraz suyun içinde bekletip kullanmalı veya bir tavada hafif ateşte zeytinyağında veya tereyağında çevirerek tüm lezzetlerini ortaya çıkararak yemeğimize daha fazla lezzet vermesini sağlayabiliriz.

Safranbolu’daki bahçede safran çiçeği hasatını yaparken ve her çiçeği sepetimize koymak için eğilip kalktığımızda, her topladığımız çiçekten iki lif aldığımızı görünce çiftçilerimizin ne büyük zahmetlerle ufak cam kavanozlarda önümüze hazır gelen baharatların ne kadar meşakkatli işlem sonucunda bize ulaştığını anlayabiliyoruz.

Safranbolu’da birkaç gün kalınca safrandan hariç bu yöreye ait başka ürünler de öğrenme imkanımız oluştu. Bugüne kadar denemediğim ve yoğurttan yapıldığını öğrendiğim epeyce tuzlu ve yanık lezzetinde Keş  peynirini, coğrafi işaretli Safranbolu Maniye domatesi gibi lezzetleri…

Maniye domates tohumlarını bana ulaştıran çiftçi arkadaşıma teşekkür edip küçük bahçemde yetiştirmek üzere  söz verdikten sonra arkadaşım Fatma hanımla Safranbolu’nun kanyonunu, taş köprülerini, Valilik binasının bahçesindeki minyatür saat kuleleri yapıtlarını, Safranbolu’nun yüzlerce sene ayakta duran konaklarını bir bugi ile gezme şansımız oldu.

Bugüne kadar en az 5 defa ziyaret ettiğim dede köyümü bir Safranbolulu ile turist gibi gibi değil de oranın yerlisi gibi gezmek apayrı bir güzellik oldu benim için.

Arasta çarşısında kumda kahve, bakırcılar çarşısında bandırma yemeği ve lokumcular sokağında zerde deneme şansımı da bir kenara yazıyorum.

Safranbolu’dan ayrılırken ilkbahar geldiğinde büyükdedemin evinin o kocaman bahçesinde upuzun bir masada unutulmaya yüz tutmuş yemekler yapıp dostlarıma bir ziyafet yapacağıma dair söz verdim.

Safranbolu da tanıdığım ve yemeklerini tatma fırsatını bulduğum arkadaşım Fatma, Sude ve Mahir şeften yardım alacağıma dair de bir söz aldım .

Safranlı kurabiyem tarifimi sizlerle paylaşmak isterim

Malzemeler

125 gr.tereyağ

2 ç.kaşığı süt

100 gr.esmer şeker

6-7 lif safran

1 limon rendesi

1 tatlı kaşığı kabartma tozu

1tatlı kaşığı toz karbonat

2,5 fincan un (300-350 gr.)

YAPILIŞI

İki çorba kaşığı sütü hafif ısıtıp  safran liflerini 5-10 dakika içine bırakıyoruz.

Bir kabının içine tereyağıyla şekeri krema kıvamına gelinceye kadar karıştırıyoruz. Devamında limon rendesini, süt ve safranı da ekleyip şeker eriyene kadar karıştırıyoruz. En son un kabartma tozu ve karbonatı ekleyip ele yapışmayan bir hamur elde edinceye kadar yoğuruyoruz. Hamur sert olursa biraz fazla süt katıyoruz, fazladan süt koyarsanız biraz daha un katıp  kıvam verebilirsiniz. Hamuru streçleyip buzdolabına 1 saat bırakıyoruz.

Daha sonra fırın tepsisine yağlı kağıt yerleştiriyoruz. Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde 30 parça kesiyoruz. Çalışma masamızın üstüne iki elimizle önce ince uzun baston yapıp sonra iki ucunu birleştirip yuvarlak bisküviler yapıyoruz. 170° önceden ısıtılmış  fırında 15 -20 dakika arası pişiriyoruz.

Az pişirirsek içi yumuşak kalır fazla 5 dakika pişirirsek içi kıtır olur.

Mis kokulu baharatlı günler dileyerek haftaya Maria’nın günlüğünde görüşmek üzere diyorum.

Maria Ekmekçioğlu

Paylaş

Son Yazılanlar

Bulutlardan Kalan

Benzetmeler, bezemelerle dolup, rotasına aldırışsız hale geliverdiğini gördüğüm kayığımdan, dalgalı bir denizde yanaşmaya niyetlendiğim kıyıya atacağım halatı tutacak, bu yolculuğa son verecek birini arıyordum. Yine

Michelin’de ulusal seçkiye hazır mıyız!

Bu yazı, ne ölçüsüz övgü ne de kolaycı bir eleştiri için. Esas mesele, Michelin Rehberi’nin yarattığı etkileri soğukkanlı bir bakışla değerlendirmek ve doğru soruları sormak.

Şehrin Kalbinde Hatıra Sofrası

İstanbul’un meyhane kültürü, şehrin belleğinde derin izler bırakmış bir yaşam biçimi. Yüzyıllar boyunca dostlukların pekiştiği, edebiyat ve sanat sohbetlerinin yapıldığı, bazen neşenin bazen hüznün paylaşıldığı

Aynayı önce kendimize çevirelim

Doğanın dengesini bozanın köpekler olmadığını hepimiz biliyoruz! Sokaklarda yaşamaya çalışan ve yüzlerce yıldır bizimle birlikte; mahallemizde, okulumuzda ya da kapımızın önünde bizi kollayan, depremlerde kurtarma

Gastronomi Artık Bir Kültür Hareketi

Son yıllarda gastronomi, yalnızca lezzetlerin yarıştığı bir alan olmaktan çıktı. Artık şefler, işletmeler, değerlendirme sistemleri ve festivaller yemek üzerinden toplumsal bir dil kuruyor. Bu dil;

Sinop’ta tarih ve lezzet yolculuğu

GELENEKTEN GÜNÜMÜZE BİR TARİH VE LEZZET YOLCULUĞU Her sene olduğu gibi, Palamutların bolluk döneminde bu sene yine Lakerda Festivali için Sinop’taydık. Kentin zengin balıkçılık kültürünü,

Doğayla Uyumlu Bir Lezzet Anlatısı

İtalya mutfağı, yalnızca lezzet değil; kimlik, kültür ve hafızanın birleşimidir. Her bölge, kendi ürününü ve anlatısını sofraya taşır. Bu çeşitlilik içinde Parma mutfağı, sadeliği zarafetle