Aşk masallarının bittiği yerdir evlilik

Belirsizlikle Barışmak, Kaygı ve Endişeyi Yönetmek kitabı piyasaya çıkan, evlilik terapileri konusunda uzman, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi Psikiyatr Prof. DR. Mehmet Sungur ile evlilik ve evliliğin kurum olarak geldiği noktayı konuştuk.

 Evlilik bağ kurma ihtiyacının iyi paketlenmiş formu

İnsanlar neden kurum olarak evliliği tercih ediyor?

Evlilik aslında insanların bağ kurma ihtiyacının hem yasal hem de soysal bağlamda en iyi paketlenmiş formu diye açıklanabilir. Yani insanın en başından itibaren bir bağ kurma ihtiyacı var ve bunun, bir sonraki nesile aktarılacak bir bağ olabilmesi ve hem resmi hem de sosyal bağlamda kabulü için toplumda en çok kabul edilen kurum ise evlilik. Evliliğin yerine geçmek isteyen çok kurum olmuş ama hiçbir kurumun aslında evlilikten daha iyi bir sonuç verdiği söylenemez.

Mesela son zamanlarda birlikte yaşamak, birden çok kişiyi sevmek, birden çok kişiye açık olmak ve üç kişilik evlilik gibi formüllere dönmüş durumda bazı ülkelerde, ama bu biçimlerin hiçbir zaman evlilik kadar etkili olduğu görülmemiş. Aslında birlikte yaşamak da evliliğin verdiği bütün hakları veriyor ama evlilikle bu seçimler karşılaştırıldığında evlilik gibi kalıcı oldukları görülmüyor.

Yüzde 50 oranında iflas etmiş durumda

Her ne kadar evlilik çok güvenilir bir kurum olmasa da yüzde 40- 50 arasında iflas eden bir kurum olsa da hala en çok ayakta duran kurum. Evliliğin tanımı hem makro hem mikro düzeyde son yıllarda değişikliğe uğruyor. Eskiden evlilik insanlara verilen bir statü olarak görülüyordu. Mesela kime veriliyor? 18 yaşının üstündeki yeterince olgunlaştığı düşünülen insanlara veriliyor.

Niye bir statü?

Çünkü bazı insanlara verilmiyor. Mesela, siyahların beyazlarla evlenmesi yasak. Kölelerin sahipleriyle evlenmesi yasak.. Eşcinsellerin birbirleriyle evlenmesi yasak. Dolayısıyla bu bağlamda bakınca, evlilik bir taraftan da bir statü.  Belki de biseksüel insanların ya da eşcinsellerin evlilik haklarını elde etmek isteyişlerinin arkasında bu yatıyor. Yani illa evliliği yapalım, biz de herkes gibi evlenebilelim değil, ayrımcılığa uğramayan kitlelerin haklarını kendilerine geçirerek bir dizi prosedürü belki de bypass yapmak gibi bir hedef olabilir. Dolayısıyla en baştaki tanıma geri dönecek olursak hem yasal hem sosyal bağlamda en çok kabul gören form derken bunu kabul ediyoruz.

Aşkın evliliğe ihtiyacı var mı ?

Niye peki aşkı taçlandırmak gerekiyor?

Aşkla evlilik aynı şey değil. Aşkın taçlandırılması diye düşünmüyorum evliliği. Hiçbir şeyin taçlandırılması değil. Evlilik iki insanın bağ kurma ihtiyacının bir formülüdür.

Nasıl bir bağ bu?

Yani burada aşktan giderseniz, şehvet  aşk ve bağlanma diyebilmemiz lazım. Evlilik, herkesin içinde olan cinsel dürtünün boşaltılması için cinsel partnere ihtiyaç duyulması demek. Aşk ise bu cinsel dürtünün belirli bir zaman diliminde belirli bir kişiye odaklanması demek. Bu neyi sağlıyor? Hem zaman enerji ekonomisi sağlıyor. Buna karşılık bağlanma ise yeni nesilleri yetiştirip geliştirecek bir ilişki. Çocuk olmayan evlilikler de var ama insanlar bizde de olsun diye düşünüyor. İstemeyen çok azınlıktadır. Evilik tek başınalığa karşı da bir zaferdir. Bir insan evli olmayı tek başına olmaya tercih ediyor. Yalnızlık bir ihtiyaç, tek başınalık ise bir seçim. Tek başınalıkta birinin eşi olmadan önce kendin olmayı öğrenmen gerekiyor, ama biz birlikteliği tek başına olmaya tercih ediyoruz. Birlikte olunca daha mutlu olacağımızı varsayıyoruz. Tek başına olmaktan bir başka konuma geçmek evliliktir ve biz buna inanıyoruz. Rutinin içinde mutlu olma sanatıdır evlilik ayrıca. Aynı partner, aynı ortam, aynı ev… Ama rutinin içinde  o güven duygusuna ihtiyaç duyuluyor. İki partner birlikte olacakları, birbirlerini kırmayacakları bir ilişki kuracaklarını düşünüp, bunun içinde bir anlam bulacaklarını umuyor. Sıkıcı ama güvenilen bir ilişki bu. Rutinin getirdiği sıkıcı gibi görülen şeyden daha anlamlı görünüyor rutinin içinde olmak. Her gün aynı şeyi konuşup yaparken, farklı anlamlar bulabilmek bu. Rutinin içinde mutlu olma sanatı. Yaşamın içinde insanı en mutlu eden şey evlilik. Sağlıktan, eğitimden, paradan daha mutlu eden şey. Sağlıktan bile daha çok doyumu belirleyen bir şey.

Mutluluk farklı tabii. Bir insanın yaşamında doyumu belirleyen iki şey var:
Biri beraber olduğu ilişki ve diğeri ise yaptıklarında anlam bulması.

Evliliğin bir başka tanım ise aşk masallarının bittiği yerdir evlilik. Çünkü o masallarda boyadığınız, olmasını istediğiniz kişi değil, elinizdeki kişi var artık evlilikte. Dolayısıyla her zaman yaptığım tanım şudur: “Aşk bir görme kusurudur. Hangi özellikleri görmek istiyorsanız onu atfediyorsunuz karşınızdaki kişiye, evlilik ise görme kusurunun tedavisidir. Hayal edilenle gerçek arasındaki fark fark edilinceye kadar geçen süre arasındaki zamana aşk diyoruz. Aşk masallarını düşünün hepsinde binbir engel aşılıp evlenirler onlar erdi diye muradına diye biter masal. Ama kimse evlendikten sonra ne olduğunu yazmaz. Öyle bir masal yok yani. Dolayısıyla, aşk hikayelerininin masallarının bittiği yerdir evlilik.

Felaketlerine ragmen dünyanın en büyük gönüllü organizasyonu

Oluşturabileceği tüm felaketlere rağmen dünyanın en büyük gönüllü organizasyonu evlilik. Mesela ABD’de iki evlilikten biri boşanma ile sonuçlanıyor. Batıda yüzde 45-50’lerde boşanma oranları. Bizde de öyle ve evlenme oranları düşüyor. Evlilikler azalıyor. İlk üç- beş -yedi yılda boşanma yoğun olarak var. Daha az çocuk doğuyor ve ebeveynsiz büyüyor çocuklar. Bizde 2010’larla kıyaslanınca çok ciddi artış var boşanmalarda. Biriyle iş ortaklığına girecek olsanız, ben ortağınızı tanıyor olsam ve ikinizin ortaklığının yürüme şansı yüzde 50 desem, siz ve ortağınız tüm paranızı oraya yatırmazsınız ama insanlar tüm olumsuzluklarına ve yürüme şansı yüzde 50 bile olmamasına rağmen bir kuruma yatırım yapıyor. Böyle bakınca iflas eden kuruma insanların yarısı yatırım yapıyor diyebiliriz.

Mutsuz kadın ve erkekler

Boşanan erkeklerde ölüm yaşı çok genç üç kat fazla hatta. İntihar oranı 7 kat fazla. erkekler boşanırsa ölüm yaşı genç. Evlilikte mutsuzluk olduğunda kadının depresyona girme oranı 8 ile 25 kat fazla. Mutsuz evlilik kadınların cehennemi. Kadınların cehennemi olan yer erkeklerin cenneti olabilir mi? Bu nedenle çift terapileri önemli.

Yani sonuca gelirsek;

Evlilik oluşturduğu tüm felaketvari sonuçlara rağmen dünyanın ikinci büyük gönüllü organizasyonu. Birincisi ise din. Peki ne oluyor da yüzde 50 boşanmaya rağmen insanlar kendilerinin başarılı olacağını düşünüyor. Madem iki evlilikten biri sınıfta kalıyor, ben yüzde diğer yüzde 50’de olabilirim diyor. İkincisi kontrol yanılgısı. Sanıyorlar ki ilişkinin kontrolü bende. Bu tıpkı trafikte giden bir aracın şoförünün kontrolün kendi elinde olduğunu sanması gibi. Halbuki ilişki aracının sürücülerinin göstermesi gereken özen trafikteki aracın sürücüsünden daha çok olmalı. İki sürücüsü olan bir araçta herkes aynı anda davranmıyor. İnsanlar gençken kontrolün kendi elinde olduğunu sanıyor. Ama çok az şeyin kontrolü elimizdedir.

Ne oluyor başarısız evliliklerde?

Aşk ilişkisinde ilişkilerin ödüller üzerine kurulması söz konusu. Aşkta ödül yoğun bir mekanizma var ve evlilikte de bunun katlanarak geleceği sanılır. Tabii ki evlilik, görme kusurunun tedavisi olduğu için ödüller azalırken sorumluluklar artıyor. Aşkta sorumluluklar az ödül çok, ama evlilikte bedeller giriyor. Çevre etkisi, çocuk, geniş aile ilişkisi, birbirinin huzursuz eden taraflarını görmek… Bedeller ödülleri geçince boşanma kaçılınmaz oluyor. İnsanlar istedikleri şeyi kaçırmamak için oldurabilirim sanıyor. Çünkü elimizdeki şeyi kaçırmak zordur. Bağımlı olanlar için kopmak zordur. Umudu kaybetmek istemez kimse. Bir ilişki, umutlar bitince biter. Umutlu tutmak için aşk her şeyin üstesinden gelir der insan. Aşık olduğumuzda her zaman kör değiliz aslında. Eşler gerçeği görüyor bazen. Sadakatsizlik, bağımlılık, şiddet bu ilişkide olabilir diye görüyoruz ama buna rağmen evleniyoruz. Ve tabii ki aşk her yeşin üstesinden gelmiyor. Aşk kendi kendine gitmiyor.

İlişkinin kritik noktaya geldiğinin sinyalleri

Bir evliliği bitirmek mi istiyorsunuz? bu şahıs bana ne vermiyor diye bakarsanız biter. Bir insan ne ararsa onu bulur. İlişkiyi bitirmek istiyorsanız ne vermiyor deyin, olumsuz gidişten onu suçlayın, belki de karşı cinsten bir başka kişinin sizi eşinizden daha iyi dinliyor olduğnu fark edin. İyi bir baba ya da anne ama eş değil derseniz zaten çanlar çalıyor demektir.http://www.mehmetsungur.com.tr

Füsun SAKA

 

Paylaş

Son Yazılanlar

Ne kadar sefalet o kadar dolar milyarderi

Kapitalizmin kuralı budur, birilerinin çok ama çok zengin olması için on binlerin aç kalması, gerekirse savaşlarda ölmesi gerekir. Sosyal adalet arayışları, yardımsever sivil toplum örgütlerinin

Herhangi Bir Yağmur Betiği

Çakılların üzerine yağmur damlaları düştükçe, bu ufalanmış, sere serpe, ne yana düşse öylece kalmış taşların her yüzeyinden, duruşundan farklı bir tını yükseliyor; yağmurun dinmeyen, alçalıp

Zamanı Mayalayan Altın Kaşıklar

Mutfak Dostları Derneği’nin 35. yılını kutladığı ve 7. Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri’nin sahiplerini bulduğu o özel geceyi, Four Seasons Hotel Sultanahmet’in tarihi atmosferinde solumak benim

Mahallenin Sürprizi: Mr. North Meze Evi

Maraş’lı  kadınların el yapımı lezzetleri kapımıza yakın geldi  Evimiz kadar yaşadığımız mahalle de hayatımızda önemli bir yer tutar. Aynı mahalleyi paylaşmak çoğu zaman, insanlar arasında

Emekli en düşük aylıkta eşitleniyor

Emekli ve memur zamlarının belli olmasının ardından, ülkenin en önemli gündemlerinden biri haline gelen, en düşük emekli aylığı da belirlenme yolunda. Ancak, hükümet tarafından atılan

Asmaların Altında Zamanı Durdurmak

Kadıköy’ün kalbinde, Kuşdili Caddesi’nin o hiç bitmeyen telaşının ortasında, yıllardır sığındığım bir liman var: Asmalı Bahçe. Burası benim için yeni bir keşif değil; aksine, her

Aydınlığa çıkamayan bir toplumun hesabı

Dil; insanın vazgeçilmez iletişim aygıtıdır. Konuşmak; zekanın göstergesidir. Anlaşmak ise insan olmanın en temel gereğidir. Ama biz, ne yazık ki toplum olarak konuşamıyoruz. Konuştuklarımız çoğu

2026 Gastronominin Dönüşüm Yılı Olacak

2026 yılına doğru ilerlerken gastronomi dünyası, sadece ne yediğimizle değil, neden ve nasıl yediğimizle ilgili köklü bir zihniyet değişimine hazırlanıyor. Artık tabağımızdaki yemek, yalnızca bir

2026’da bizi bekleyen teknolojik gelişmeler

Zamanın ne kadar hızlı aktığını fark etmemek elde değil. Daha dün yapay zekanın yazdığı şiirleri, çizdiği resimleri şaşkınlıkla konuşurken, şimdi 2026’nın kapısını aralıyoruz. Teknoloji dünyası